Spekülatif Yaklaşımlar

İki Felaket Senaryo

 

 

Şimdi ben bu yazıyı yazıyorum ya, –ileride birileri de okuyor olabilecek– daha adını koymuş değilim. Ama içime doğdu, başlığı saçma bir şey olacak. Neden dersem, olan bitenler saçma da ondan; aslında hayat da saçma değil mi?!

Bu saçma düşüncemi iki olay üzerinden desteklemeye çalışayım:

Epey oldu, hatırlayanlar çıkabilir, bir uçağımız düşmüştü, .. güney komşularımızdan birinin oralarda… İşte, birileri de biz düşürdük falan demişti… Bu düşme vaziyeti konusunda uçaksavarla mı roketle mi diye pek çok laflar edilmişti… Uluslararası hava sahasında mı vuruldu yoksa komşunun alanında mı, on iki millik çizginin ne tarafında oldu bu iş gibi şeyler de konuşulmuştu… Bir de pilotlara ait olduğu söylenen başlıklar ve pabuçlar bilmecesi vardı. Bu uçak düşmesi üzerine ara ara yeni yeni laflar da edilmiyor değil. Bu kadar açıklamadan sonra olay hatırlanmıştır herhalde. İşte benim bu hadiseye dair başka bir görüşüm var. Aslında bu bir senaryo… Şöyle:

Bizim tepe yöneticileri o güney komşumuzunkilere bir süredir şey etmektedirler. Durum bu minval üzre gitgide kızışmakta iken bizim uçaklar da güneyde bir yerlerde uçup durmaktadırlar. Günün birinde bu uçaklardan biri kendinden kaynaklanan bir nedenle düşer. Tabii bunu elin oğulları da görürler. O mahut komşunun kuzeylerde, doğularda dostları vardır. Aralarında acilinden görüşürler ve bir kumpas kurarlar: komşumuz hiç vakit kaybetmeden, uçağınız hava sahamı ihlal etti, ben de düşürdüm, diye açıklama yapacaktır; amaçları, bizimkilerin, vay uçağımızı düşürdün ha, deyip komşuya savaş açmasını sağlamaktır. Kumpasçılar, ‘hele bir elini kaldırsın, bak neler olacak’ ayaklarındadırlar; asıl amaçları, bizim stratejik ortakların haddini bildirmektir vs…. Böylece büyük procecilerin arabasına taş konmuş olacaktır.

Tabii, bu savaş ağırlıklı senaryo, orasına burasına aşk-meşk sahneleri sokuşturularak yenir yutulur hâle getirilecekti… Evet, uçağımızın düşmesinin hemen ardından ‘biz vurduk’ açıklaması yapıldı. Ancak, biz biraz yalnız bırakıldık ve Allah’tan bizimkiler işi ağırdan aldı da olayın ateşi sönmeye yüz tuttu, millet de unutmuş görünüyor. Ama proce şimdilik rafta duruyor gibi; Batı’nın patronu çok eşbaşkanlı procesini kolay kolay çöpe atmaz. Hadi hayırlısı, diyeyim.

İkinci senaristik olay da şu: bir cumhurbaşkanı seçeceğiz ya, bu makama aday olmayı ve dahi birilerini aday göstermeyi düşünenleri bu işten erken vakitte vazgeçirmenin yolu nedir? Ortaya ‘doğal’ iki aday adı salıp bunları birbirleriyle çatışıyor gibi gösterdikten sonra milletin kulağına tek bir adı üflemektir. Evet, tepelerdeki kadrolu ve kadrodışı sözcüler aracılığıyla başlatılan komiklikler bu amaca yönelikti, başarılı da oldu. Şimdi mesele, el mi yaman bey mi diyebilmekte… Kimler mi diyecek bunu? Onlar kendilerini biliyorlar.

*

Evet, bu saçma yazı da bitti. Şimdi başlığı düşünüyorum.

*

Hah, başlığı buldum:  Spekülatif Yaklaşımlar _ İki Felaket Senaryo. Hemen şimdi yerine koyacağım.

*  *  *

İşlem tamam.

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 11 Ağustos 2012

 

© 2012 İK

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. pakiz bortecen said,

    Ağustos 11, 2012 at 20:45

    felaket :) senaryolar…felaket fikirler veriyor insanlara…. eskiden sol bir slogan vardı : 1-2-3 daha fazla vietnam… Şimdi devr-i şahaneye uyarlayarak ; 1-2-3 daha fazla felaket senaryo :) eminim ceplerde hazır ve nazırdır….

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.