Evet, Ama Yeter mi?

Belirtkeyi Değiştirmeden Olmaz!

 

Önce şunu belirteyim, ben partili martili değilim. Mevcut siyasal partiler yasası ile seçim yasası yerlerinde durdukça bu taraklarda bezim olmaz. Aşağıda yazmayı tasarladığım yazıyı, sadece ve sadece ülkesini sevdiğini ve Cumhuriyetimiz’in kazanımlarından yana olduğunu söyleyen kendi hâlinde bir gözlemci olarak yazacağım.

Partilisi, gönül vermişi, umut bağlamışı, muhalifi, partisizi herkesler izlemiş olmalı, CHP, ülkemizin bu kadim partisi, adıyla sanıyla Cumhuriyet Halk Partisi, işte bir kurultayını daha yaptı. Hadise, yalnızca iç çevrelerce değil, dış çevrelerce de dikkatle takip edilmiştir herhalde… Ve ortaya çıkan sonuçlar, her kesimi kendi açısından memnun etmiştir ya da etmemiştir. CHP üzerine değerlendirmeler kurultaydan çok önce başlamıştı; artık ağızlarda ve kalemlerde bir süre de bu sonuçlar bağlamında ve daha somut verilere dayalı olarak gider…

*

Ne büyülü bir sözcük şu ‘değişim’ dedikleri… Ne de çok şey bekleniyor bu lafa –‘inanmaktan’ diyemiyorum– kanmaktan… Birileri, ‘değişmek’ sözcüğünden türeyen lafazanlıklardan medet umabilir; o birileri, birilerini o sözlerin albenisiyle avlayabilir. Elbet öyle olur: işin içinde ‘avlamak’ varsa, her şeyden önce ortada ‘avlanacaklar’ var demektir; bu olguya girmeyeyim, uzar…

CHP’nin belirtkesinde ne var? Altı ok. Benimsemiş olduğu cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık ve laiklik ilkelerini kuruluşundan birkaç yıl sonra tüzüğüne de yazan bu parti, daha sonra bunlara devletçilik ve inkılapçılık (devrimcilik) ilkelerini eklemiş… Ve ortaya çıkan yeni yeni gereksinmeler karşısında da yeni yeni siyasal değerler tanımlamış, ana ilkeleri doğrultusunda kendine yeni yeni hedefler belirlemiş…

Ancak, son kurultayında tanık olundu, CHP yönetiminin yeni zamanlarda kıyıda köşede ufaktan ufaktan dile getirdiği ‘değişim’ söylemi bu kurultayın savsözü oldu. Çok garip. İlkelerinden biri devrimcilik olan bir kuruluş böyle küçük laf oyunlarına itibar etmeli miydi?

*

Bir partiden ben ne beklerim? Memleketin dertlerine kendi ilkeleri doğrultusunda çözümler üretmesini; ülkeyi ileriye götürecek hedefler orta koymasını; ülkenin değerlerini, kazanımlarını korumasını… Daha? Hele bunları başarsın da, sonrası nasıl olsa gelir…

Bu beklediklerim açısından baktığımda, söz konusu partinin iktidarı eleştirmekten başka pek bir şey yapmadığını görüyorum. İşte son kurultayda da böyle oldu. Partinin başındaki zattan kürsüye çıkan her delegeye kadar hemen herkes iktidarı halka şikâyet etme yöntemiyle tatmin etti kendisini. Evet, hoş şeyler olmuyor, doğru; ama bunları beş dakikada –hadi on dakikada olsun– özetlersin, ondan sonra da sen hangi konuda ne yapacaksın, onları anlatırsın. Ama yok… İyi ki yakınılacak bir hükümet var tepede; bütün vaktini onu anlatmakla geçir… Aman ne güzel! CHP, kendini kendi eliyle iktidar partisinin zinciriyle zincirlemiş bir parti izlenimi uyandırdı bende, o kadar. ‘Değişim’ lafı da işte bu zincirin bir halkası… Ama hakkını yemeyeyim, bir de iktidarın çıkardığı yasaları falan Anayasa Mahkemesi’ne götürüyor. O yol çıkmaz sokak oldu başındakinin sayelerinde: sen ‘II. 12 Eylül Harekâtı’nda ‘havuz’ hesaplarına dalarsan, işte böyle olur. Az bile…

Ama olmuyor. Olan ülkeye oluyor…

*

‘Değişim’ iyi güzel de yeter mi? Altı oklu belirtkeyi de değiştirmeden olmaz! Kullanılmayan oklara ne gerek var? Bütün bunlara tanık olunca bu kafalardan beklediğim bir tek şey var: partilerinin belirtkesini değiştirmeleri…

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 21 Temmuz 2012

 

© 2012 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.