Dilin Kemiği –Spor söylemi hataları

“Düşmeye Oynayan Takım Silkelenip Atletizmiyle Öne Geçti”

Emre Yazman

 

Olimpiyatlar dünyanın en büyük spor olayı. Yaz oyunları artık yıllarda düzenlenir. Yani şubatın 29 çektiği yıllarda… Başka bir deyişle dörde tam olarak bölünebilen yıllarda… Bu yıl da olimpiyat yılı… Londra Olimpiyatı 27 Temmuzda başlıyor, 12 Ağustosa dek sürüyor. Sporla dolu günler… Spor böylesine gündemdeyken spor söylemiyle ilgili dil yanlışlarına değindim.

 

Olimpiyatlar

Başlangıcı “olimpiyat” sözcüğünün kendisiyle yapalım. “Olimpiyat”ı olur olmaz yerde çoğul kullanmaya alışmışız. Ne zaman tekil, ne zaman çoğul kullanmamız gerektiğini hiç düşünmeden çoğullaştırıveriyoruz. Dikkat edin, “Londra Olimpiyatları” ve “Olimpiyatlar”ı hep böyle işitip okuyacaksınız. Yani çoğul… Çoğul olmamalı oysa. Londra Olimpiyatı bir tek olimpiyat. Kısaca “Olimpiyat” da diyebiliriz. Birden fazla olimpiyattan söz edersek o zaman çoğullaştırmak gerek. Sözgelimi, “İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki olimpiyatlar” doğru. Ama “Pekin Olimpiyatları”, “İstanbul Olimpiyatları” (o da olacak inşallah) yanlış.

Unutmadan, ille çoğul kullanmak istersek “olimpiyat oyunları” diyebiliriz: Londra Olimpiyat Oyunları… Çünkü bir olimpiyat içinde birçok oyun var.

Atletizm

Eğer televizyonda basketbol maçı ya da programı izlemek gibi bir alışkanlığınız varsa mutlaka kulağınıza çalınmıştır:

(Falanca oyuncu) atletizmi sayesinde başarılı oluyor.

(Filanca oyuncu) atletizmiyle öne çıkıyor.

Bu tümceleri duyan birinin aklına rahatlıkla şu sorular gelebilir: Acaba adı geçen oyuncu basketbolün yanı sıra atletizme mi başlamıştır? Yoksa vaktiyle atletizmle mi uğraşmaktaydı? O oyuncunun atletizm sporuyla ilgisi var mıdır?

Hiçbiri…

Peki nedir o zaman? İngilizcedeki “athleticism” sözcüğünün Türkçeye yanlış olarak “atletizm” diye çevrilmesidir. Neresinden düzeltmeye başlamalı:

1. Athleticism “atletizm” diye okunmaz, yaklaşık olarak “etletisizm” okunur.

2. Athleticism’in anlamı atletizm değil, atletikliktir.

3. Bizim “atletizm” dediğimiz spor dalına İngilizler “athletics”, Amerikalılar ise “track and field” derler.

Bir yanlışlıklar komedyası ki sormayın gitsin. Özetle, spiker ve yorumcuların dilindeki “atletizm”in bildiğimiz atletizm sözcüğüyle ilgisi yoktur. Orada kullanılması gereken “atletiklik”tir. “Atletik yetenek” de denebilir.

Basket/sayı

Gene basketboldeyiz. Maç anlatanların en çok yaptıkları hatalardan biri “basket” ile “sayı”yı birbirine karıştırmak… Basket iki ya da üç sayılık olabilir. Ama sayı mutlaka serbest atıştan atılır ve skora “1” değerinde yansır. Serbest atıştan basket, saha içinden de sayı atılmaz.

Dalış

Havuz kenarına yapılmış bir “kule”nin üzerindeki platformdan ya da tramplenden suya atlarken önceden belirlenmiş hareketleri yapmaya dayanan spor dalının Türkçedeki adı “atlama”dır. “Kule atlama” ya da “tramplen atlama” da denir. Kimi anlatıcıların ve spikerlerin İngilizcenin etkisi altında kalarak bu spor dalına yanlışlıkla “dalış” dediklerine sıkça rastlarız. Çünkü bu sporun adı İngilizcede “diving”tir. “Suya dalma” anlamına gelir. Türkçesini araştırmadan, yabancı kaynakların etkisinde kalınarak yapılan yanlışlara güzel bir örnektir.

Düşmeye oynamak

Takım sporlarında rastladığımız bu hata, bir takımın, maçların tamamlanmasıyla son sıralarda yer alıp bir alt lige düşmesi söz konusu olduğunda genellikle spor spiker ve yorumcularınca yapılır. Oysa hiçbir takım düşmeye oynamaz. Amaç o ligde tutunmaktır. Buna da “düşmeye” değil, “düşmemeye oynamak” denir.

Salise

Birçok spor dalında saniyelerin kesirleri ölçülür. Bisiklet, kızak gibi dallarda saniyenin binde birine kadar inmek gerekir. Öteki dallarda ise genellikle saniyenin yüzde biri ölçülür. İşte, saniyenin yüzde biri kadar olan bu zaman dilimine bizim spiker ve yorumcularımız yanlış olarak “salise” derler. Kimi zaman onda bir saniyeye salise dendiğini de duyabilirsiniz. Oysa salise, saniyenin ne yüzde biri ne de onda biridir. Zaman ölçümlerindeki 60’lı düzene uyarak; yani dakika nasıl saatin, saniye de nasıl dakikanın 1/60’ı ise, salise de saniyenin 1/60’ıdır. Yani 60 salise 1 saniyeye eşittir.

Sözgelimi, erkeklerde 100 metre dünya rekoru 9,58 saniyedir. Bunu 9 saniye 58 salise olarak söylemek yanlıştır. Ya da rekoru 9,57’ye geliştirecek olan bir atlet için “Rekoru 1 salise geliştirdi” demek hatalıdır. “Rekoru saniyenin yüzde biri kadar geliştirdi” demek gerekir.

Savunmak/tutmak

Basketbol, futbol gibi kimi takım sporlarında bir oyuncunun rakip takım oyuncularından belirlenmiş birinin hareketlerini kısıtlamaya çalışmasına “bir oyuncuyu tutmak” ya da “bir oyuncuyu marke etmek” denir. Basketbolde marke etmek hiç kullanılmaz, tutmak zaman zaman kullanılır. Sıkça kullanılan sözcük ise “savunmak”tır.

Bir oyuncu başka bir oyuncuyu savunuyor.

Basketbolle ilgili olarak sıkça duyduğunuz bir söylemdir. İngilizcenin etkisi altında kalıp savunmak anlamına gelen “to defend” eyleminin Türkçeye bire bir çevrilmesiyle, Türkçede aslında başka türlü söylenen, bir oyuncunun hareketlerini kısıtlamaya çalışmak “savunmak” olup çıkmıştır ki yanlıştır. Savunmak eyleminin Türkçede böyle bir kullanımı yoktur. Bir oyuncuyu, işi mahkemeye düşerse avukatı savunur, haklı ya da haksız suçlamaların hedefi olursa hayranları savunur, menajeri savunur. Ama bir başka oyuncu savunmaz, tutar.

Yüzde yüz gol

Futbolda  çok elverişli bir gol pozisyonunda topu kaleye sokamayan oyuncular için “Yüzde yüz golü atamadı” dendiğini çok duymuşsunuzdur.  “Yüzde yüz olsaydı atması gerekmez miydi, kaçırdığına göre yüzde yüz değilmiş, en çok yüzde 99’muş” demeyiz. Çünkü bu söyleme alışmışızdır. Burada “yüzde yüz” ibaresi anlamından tamamen soyutlanarak kullanılmaktadır. Oysa pekala “yüzde 99 golü kaçırdı” denebilir ve sonuçta aynı anlam etkisi yaratılmış olur.

Yaklaşık 19/21 dakika

Bir maç yayımı için salona ya da stada biraz erken bağlanıldı diyelim. Anlatıcının şöyle dediğine rastlamışsınızdır: “Maçın başlamasına yaklaşık 21 dakika var.” Böyle bir söylem “yaklaşık” sözcüğünün anlamına aykırıdır. Maçın başlamasına 21 -ya da 19- dakika varsa ve bu da “yaklaşık” bir süre olarak niteleniyorsa, yaklaşık olmayan süre nasıl nitelenmeli? 20 dakika 41 saniye diye mi sözgelimi?

21 ya da 19 dakikanın yanında “yaklaşık” sıfatının işi olmamalı. İlle yaklaşık denecekse kalan süre “yaklaşık 20 dakika” olarak belirtilmeli.

Silkelenmek

Geride olan takım vites değiştirip atağa kalkıyor ve rakibini yakalıyor, giderek öne geçiyor. Anlatıcı bu durumu belirtmek için “silkelenmek” sözcüğünü kullanıyor:

Falanca takım silkelendi ve rakibini yakalayarak öne geçti.

Bir bez parçası, kumaş, giysi silkelenir. Ama bir takım nasıl silkelenir? Bir takımı olsa olsa rakibi silkeleyebilir. Tozunu atarak…

Vites değiştirip atak yapan takım için kullanılacak doğru sözcük “silkinmek”tir.

Silkinip kısa sürede öne geçtiler. Doğrusu budur.

Gelecek ay “olmayan sözcükler” konusunu ele alacağım.

 

 

_______________________

Yazar’ın İlgilik’te bundan önce çıkan son üç Dilin Kemiği yazısı:

Sözcükleri Niçin Karıştırıyoruz – 2 -22 Haz. 2012

Sözcükleri Niçin Karıştırıyoruz – 1 -12 May. 2012

Yasal Mevzuat Müsaitse Kalan Bakiyeyi Geri İade Ediniz -14 Nis. 2012

 

Not: Bu yazı, Sigorta Dünyası dergisinin Temmuz 2012 sayısında (614) yayımlanmıştır.

 

© 2012 EY.ilgilik

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. Hami Fidanoğlu said,

    Temmuz 17, 2012 at 09:43

    Emreciğim, iyi ki varsın. Bu yanlışları hep yapıyoruz.Görevi ve işi spor anlatıcısı olanlar yapmamalı. Bize bunu fark ettirdiğin için teşekkürler.
    Eline sağlık. Sevgiler

  2. Emre Yazman said,

    Temmuz 18, 2012 at 22:50

    Hamiciğim,
    Bu yazıları yazmaktaki amaçlarımdan biri de sözünü ettiğin farkındalığı yaratabilmek. Bunu başardım sanıyorum. İlgin ve güzel sözlerin için teşekkür ederim.
    Sevgiyle.

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.