Her Şeyde Bir Hayır Aramak

Yasal Düzenleme!

 

Bir süredir bu sayfalarda ‘Dilin Kemiği’ yazıları da yer alıyor. ‘Emre Yazman’ imzasını taşıyan bu yazıların ilgi gördüğünü biliyorum. 1976’dan başlayarak uzun bir süre Sigorta Dünyası dergisinin sahipliğini ve genel yayın yönetmenliğini üstlenmiş olan Yazman, titiz bir yayımcıdır; dergisini dil yönünden sıfır hatayla çıkarmak için çırpınır. Bu işin ne derecede zor olduğunu bilenlerdenim. Ne kadar titiz olsanız da gözden kaçan şeyler her zaman olur…

Sözü buradan açmışken hemen söyleyeyim, dil yanlışı yapmamaya özen gösterenleri, dil bilinci belirli yeterlikte olanları bekleyen pek çok tehlike vardır. Bunların başta geleni, dildeki yanlış kullanımların yaygın olma durumu… Kulak dolgunluğuyla sizin de öyle konuşup öyle yazmanız işten bile değil.

*

Yazman’ın, bu yazılarına disiplin başlığı olarak uygun gördüğü ‘Dilin Kemiği’ sözüyle, ortaya, ‘dilin her türlü değişime kapalı olması, kemikleşmesi gerektiği’ gibi bir düşünce koyduğu kanısına kapılanlar olabilir. Pek tabii öyle değil; ben, Yazman’ın bu başlığından, “dilin kemiği yok, insan ağzına geleni söyleyiveriyor; oysa, dilimize özen göstermeli, dil yanlışlığı yapmamaya dikkat etmeliyiz”i anlıyorum. Ama dedim ya, diline özen gösterenler de kulak dolgunluğuyla yanlış yunluş konuşup yazabiliyorlar. Bu arada bir parantez açayım: ‘Dillerin her türlü değişime kapalı olması, kemikleşmesi gerektiği’ ne demek, tam aksine, dillerin, durağan değil, sürekli zenginleşip gelişen canlı varlıklar olduğunu kabul etmek gerekiyor. Dilimiz Türkçe de, olanakları bakımından işte bu zenginleşip gelişmeye en elverişli bir dil.

Konuya döneyim: hepimiz insanız; yanlış şeyler yapma olasılığı her zaman var. Şu ya da bu ölçüde, şu ya da bu sıklıkla… Hele de dil konusunda…

Ancak… Ancak, özellikle devlet yönetimine kadar gelmiş olanlar bu yanlışlıklardan olabildiğince sakınmak zorunda. Müsteşarlar, müşavirler, danışmanlar, uzmanlar niye vardır? Hemen aklıma geldi, acaba kamuda, devlette, örneğin, ‘dil danışmanı’ diye hizmet alınan birileri var mı? Merak ettim doğrusu… Şu düşüncemi de söyleyeyim de tamam olsun: bu danışmanlardan, uzmanlardan devlet, kamu yönetimi yararlanmalı. Hem böylece basın-yayın kesimine örnek de olunmuş olur.

*

Emre Bey, son iki yazısında el attığı sözcükleri karıştırma sorununu tanılarken iki ana nedenden söz ediyor: 1. sözcüklerin anlamını bilmemek, 2. duyduğumuz, okuduğumuz şeyleri doğru sanıp onları akıl süzgecinden geçirmeden kolayca benimsemek. Yazman’ın bir saptaması da, sessel benzeşimler gösteren sözcükleri birbirine karıştırıyor olmamız. Bana göre, bu ana nedenler tamamıyla bilgisizliğe dayanıyor; üçüncüsü ise, dil sürçmesinden, dikkatsizlikten falan gibi biraz masumca olabilirse de, –o da ancak arada sırada– işin özünde yine bilgisizlik, en hafifinden özensizlik yatıyor.

Yazımı, ibret alınacak bir örnekle bitireyim:

Anadolu Ajansı’nın 26 Haziran 2012 tarihli haberine göre, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, gazetecilerin gündemdeki kürtaj konusuna ilişkin sorularını yanıtlamış. Vereceğim örnek, işte Akdağ’ın bu yanıtından:

“Meclis 1 Temmuz’da kapanırsa yasal düzenleme Ekim’e kalacak. Ama yasal düzenleme dışında yönetmelikler ve uygulamalarla yapılacak çok iş var. … Yasal düzenlemeyi kesinlikle yapacağız.” 

Şimdi ben, Sayın Bakan’ın bu sözlerinden memnun mu olmalıyım meyus ve mükedder mi? Hemen söyleyeyim: iki hâlden de nasibimi almalıyım…

Şöyle:

- Memnun olmalıyım, çünkü bu konu nihayet bir hekimin eline teslim edilmiş görünüyor.

- Üzülüp üzülüp kafamı kayalara vurmalıyım, çünkü ‘yasa’ sözcüğü ile ‘yasal’ sözcükleri birbirine karıştırılmış ve ‘yasa düzenlemesi’ denmesi gerekirken ‘yasal düzenleme’ diye bir şey çıkarılmış ortaya. Üstelik, bu garip tanımlamayı, Sayın Akdağ gibi ‘Tıp Dergisi’ adlı bir meslek dergisinin yayımcı yardımcığını yapmış ve tıp konularında yüzden çok makaleye imza atmış, bildiriler yayımlamış, bu arada, 1996 yılında İstanbul Tabip Odası’nın Yılın Makalesi ödülünü kazanmış birisi de kullanıyor!

Tabii şu da var: ‘Her kötü durumun hayırlara vesile olacağı’ kuralından (!) gidersem, “Demek, yapılacak şey yasaya uygun olacakmış” gibi pek çocuksu bir sonuca da varıp memnun olabilirim.

Evet, artık bir şeylerden memnun olmak istiyorum!…  

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 29 Haziran 2012

 

© 2012 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.