Reayalıktan Millet Olmaya…

Ve Bir Miras

 

Önce şu üç sözcüğün ne demeye geldiğini, bunların derin anlamlarını bir kere daha anlamaya çalışıyorum:

- reaya: Arapçada ‘sürü güden, sığır otlatan, çoban; gözetleyen ve koruyan kimse; bir ülkeyi yöneten’ demek olan rai sözünden türetilmiş olup, ‘bir hükümdarın, bir devletin uyruğu, vergi veren halkı’ anlamına geliyor. Çoğul bir sözcük. 

- millet: Aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu. Yani ulus. Bu sözcük de Arapçadan…

Tabii, bu sözcüklerin daha başka yan anlamları da var; ama diyeceklerim bu birincil anlamları bağlamında olduğundan onları sıralamıyorum.   

Bir de ümmet sözcüğü var. Bu Arapça sözcük de, Hz. Muhammet’e inanan, onun yaptıklarını ve söylediklerini uygulayarak onun çevresinde toplanan Müslümanların tamamını anlatıyor. Reayalıktan kurtulup millet olmaya giden yolda ümmetlik aşaması da var. Ancak, Hz. Muhammet’in ümmetindan olmak, bir milletin bireyi olmayı engellemiyor.

*

Gazi Mustafa Kemal, büyük bölümünü millet yararına ayırdığı maddi mirasının yanı sıra ve ondan da değerli bir manevi miras da bıraktı. O miras, milletimiz için yapmak istedikleri ile başarmaya çalıştıklarının niteliğidir, amaçlarına ulaşma yönünde izlediği yoldur, yöntemdir. Bu mirası konusunda şunları söylemiş:

“Ben, manevi miras olarak hiçbir nass-ı kati*, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım, bilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü güçlükler önünde, belki amaçlara tamamen eremediğimizi, fakat asla ödün vermediğimizi, akıl ve bilimi rehber edindiğimizi onaylayacaklardır. Zaman hızla dönüyor, milletlerin, toplumların, bireylerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur. Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.”

(Hamdullah Suphi Tanrıöver’den naklen, Cemal Kutay, Mustafa Kemal’in Ufuktaki Manevî Mirasçısı ile Sohbet, s. 2-3; İsmet Giritli, Kemalist Devrim ve İdeolojisi, s. 13)

*

Evet, her zaman olduğu gibi bugün de önümüzde duran asıl mesele ne şudur ne budur, millet olma, olabilmedir; ben bunu bilir, bunu söylerim.

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 2 Haziran 2012

 

 

__________________________

* nass-ı kati Kuran-ı Kerim’in hükmüne ya da hadise göre kesinlik kazanmış olan hükümler. Bir konuda Kuran-ı Kerim’in anlamları açık olan ayetleri arasından delil olarak gösterilen ayet ya da hadisler arasından delil olarak gösterilen hadis.

 

Kaynak: atam.gov.tr   

 

© 2012 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.