Yeni Bir Anayasaya Doğru

Beyhude İşler…

 

Olay pek çok soru işaretiyle birlikte duyulmuştu. 28 Aralık 2011 akşamı Uludere’de 34 yurttaşın yanlışlıkla öldürülmüş olduğu haberiyle karşı karşıyaydık; yanlışlık, sonradan kaçakçı oldukları anlaşılan bu kişilerin terörist zannedilmesindeydi. Ve herkesler olayı bir tarafından çekiştirmeye başladı. Yitirilenlerin yakınlarına kısa sayılacak bir zamanda tazminat ödendi ve tabii bu sefer de bu konu üzerinden bir sürü gereksiz laflar edildi. Yani, işin özünün üstünün örtülmesine katkıda bulunmakta yarışıldı.

Unutma, unutulmaya terk edilme durumu kendi hâlinde sürerken Mayıs (2012) ortalarına gelindiğinde olay birden anımsandı. Anımsanmakla kalsa iyi, alevlendi… Bu sefer, 28 Aralık 2011’dekinden bambaşka bir biçim ve özle karşı karşıyaydık; olay başka bir yöne evrilmişti. İşin renginin değişmesine yol açan, -yoksa, “bu değişimi sağlayan” mı demeliyim?- Wall Street Journal gazetesiydi. (Amerikalıların böylesi huylarını seviyorum…)

Wall Street Journal, Uludere’de 34 yurttaşımızı kaybetmemizle sonuçlanan hava operasyonunun, Amerikalılar’ın verdiği istihbarata dayanarak yapıldığını söylüyordu. Bu haber üzerine yine işin özünü görmek yerine bir Predatör – Heron çekişmesine girişildi.

Evirip çevirmeler bitmiyor; şimdi de şunlarla oyalanıyoruz (basın-yayında yer alış sırasıyla):

Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan (Uludere’de meydana gelen Mayıs 2012 olayının cd’sini izlediğini belirterek Pakistan’dan seslenir): “30-40 kişilik grup; katırlar, insanlar var… O yükseklikten bu Ahmet midir, Mehmet midir, bilmek mümkün değil. TSK görevini samimi şekilde yapmıştır. … Hata da olabilir… Hatayı da açıkladık, özrü de açıkladık. … Tazminatı da açıkladık. Ama birileri istismar ediyor. Allah aşkına tazminatsa tazminat… Bizim resmi tazminatımızın ötesinde yaptık. İlla terör örgütünün istediğini mi söyleyeceğiz? Kusura bakmasınlar.” (22 May. 2012)

İçişleri Bakanımız Sayın İdris Naim Şahin (katıldığı bir televizyon programından duyurur): “Sağ ele geçirilmiş olsalar kaçakçılıktan yargılanacaklardı… O bölge bölücü örgütün kontrolünde. Hayatını kaybeden insanlarımız olayın sadece figüranlarıdır.” (23 May. 2012)

Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin Çelik (Şahin’e AA aracılığıyla yanıt verir): “Herkes bilir ki, bu bölgede kaçakçılık yapanlar öyle veya böyle birilerine rüşvet vererek bu işi yapıyorlar. Bu eskiden beri böyledir. … PKK’nın kaçakçılıktan beslenmesi ve kaçakçılıktan pay alması, sadece rızkını kazanmaya çalışan, ama illegal yolla da olsa ekmek parası çıkarmaya çalışan bu insanları PKK’nın figüranları yapmaz. Sayın Bakan’ın bu yaklaşımını ve üslubunu insani bulmuyoruz. … Esasen, Hükümet’in bu insanlara tazminat ödemesi de bu insanların terörist olmadığını veya PKK’nın figüranları olmadığını göstermektedir.” (24 May. 2012)  

Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan (Kazakistan dönüşü Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde gazetecilerin soruları yanıtlamaktadır): “İşin aslı tabii ki bu değil; ama ben başından bir şey söyledim: ‘AK Parti’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır ve yaptığı açıklamaları da arkadaşlarıyla değerlendirerek yapar’ ve bu konuyla ilgili olarak da biz açıklamamızı yaptık. Neydi bu açıklama? Burada bir hatanın olmuş olabileceğini başından söyledik … Fakat kimse de kalkıp sınır boyu kaçakçılığı yapanların yaptığı kaçakçılığı meşru gösterme gayreti içerisine giremez.” (25 May. 2012)  

Olay bu noktaya gelince, “tazminatsa tazminat, efendim figürandı yok değildi, kaçakçılığı meşru gösterme gayreti” falan, düşünmeden edemiyorum, bir oyun mu izlettiriliyor millete, diye. Kimse kusura bakmasın… Sayın Başbakan “AK Parti’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır ve yaptığı açıklamaları da arkadaşlarıyla değerlendirerek yapar” dediğine göre, Sayın Başbakan’a rağmen şu ya da bu kişinin partisi ya da hükümeti adına ya da kendi kafasına göre bir şey söylemesi, bir açıklamada bulunması mümkün mü?

Ancak, takıldığım bir şey de yok değil: bir insan bedeninin maddi değeri 4,5 Amerikan Doları’ymış. Vur 1,85’e, bizim paramızla 8 lira 32,5 kuruş ediyor. Kura göre ufak tefek değişiklikler olur elbet… Benim lise yıllarımda kimya öğretmenimiz 3 lira kadar olduğunu söylemişti bu değerin. Tabii, şimdiki değerine bakınca, o zamana göre büyük para oluyor; neden denirse, 1954’te kemikli dağlıç koyun etinin kilosu Tokat’ta 180 kuruş, İstanbul’da kemiksiz kıvırcık koyun eti Taşkasap’taki Taşkasap Kasabı’nda 4 liraydı; kemikli kızılkaramanın kilosu ise Mısır Çarşısı’nda 165 kuuruştu. Aynı yıl, ikinci mevki tramvay sivil 15, öğrenci 3 kuruştu. Şehir hatları vapuru da, Kadıköy-Köprü (o vakitler Karaköy’deki köprüye ‘Köprü’ denirdi) birinci mevki sivil 20, öğrenci 6 kuruş… Şimdi? Demek, insan bedeni ucuzlamış… Bu durumda Uludere’de gidenlerin ‘insan oldukları’ dikkate alınarak ödeme yapılmış. Evet, doğru: tazminatsa tazminat!… İşi kurcalamaya gerek yok. Duymayan varsa duysun: Uludere’deki olayda ölenlerin yakınlarına yasanın öngördüğü 23 bin liralık tazminata ek olarak 100 bin lira ödenmiştir.

Ama ben yine de bir oyun izlediğimizi sanıyorum. Öyle değilse, Allah’ın günü sonu önceden belli beyhude tartışmalarla niye ömür tüketiyoruz? Hele de ‘yeni anayasa’ gibi kafa yoracak bir meselemiz varken… Bu gidişle bir gün bakacağız, nur topu gibi yeni bir anayasamız olmuş da ruhumuz duymamış!…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 25 Mayıs 2012

 

 

© 2012 İK

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. Oya Özdemir said,

    Mayıs 31, 2012 at 19:51

    Sayın Karagözoğlu,
    EVRİLİYORUZ ! ÇEVRİLİYORUZ VE HER GÜN BİRAZ DAHA BATIYORUZ…
    Olayların derinine inmeden yapılan yorumlara ve ardından gelen yeni gündem maddesine hemen adapte olanlara şaşıp kalıyorum. ÂNLIK YAŞAMAK -her şeyi ters anladığımızdan- deyimi öyle bir kullanılır oldu ki, “Bu ân; O ân’mı???” sorusu düşüyor, hemen aklıma.
    Neyse ki, yetişme tarzımıza ilâveten, aldığımız eğitimler arasında yapabildiğimiz geçişler ve kurduğumuz bağlar ve her ne kadar GDO’lu ürünlerden kısmen nasibimizi almış olmakla beraber ne onların ne de hava kirliliğinin beyin hücrelerimize işlememiş olmamasının avantajıyla olsa gerek, gösterilen ve ardındaki gerçekleri derhal formüle edip sentezliyebiliyoruz.
    Yazınız için teşekkürlerimi sunarım.
    Saygı ve Sevgilerimle,
    Oya Özdemir

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.