Yeniden 19 Mayıs!

Gün, Bu Tarihi Okuma Günüdür

 

Bugün 19 Mayıs 1919’da başlayan büyük yürüyüşün 93’üncü yıldönümü… Ve bugün Büyük Kurtarıcı’nın doğum günü.   

Ve ne zaman bir 19 Mayıs’a daha ulaşsak, aklıma Şark Meselesi, İngiliz Muhipleri Cemiyeti falan gelir… 

‘Şark Meselesi’, yani ‘Doğu Sorunu’ sözü ilk kez Rus Çarı Aleksandr’ın ağzından çıkmıştır. Aleksandr, kendi icatları olan bu kavramı 1815’te toplanan Viyana Kongresi’nde, delegelerin dikkatini Osmanlı uyruğu olan Rumlar’a çekmek için ortaya attı. O yıllarda İngiltere, Rusya'nın genişlemesinden korkuyordu; o yüzden de bu konunun görüşülmesini istemedi, delegeleri etkileyerek reddedilmesini sağladı.

Ama Viyana Kongresi’nin üzerinden kısa süre geçtikten sonra pek ilginç bir şey oldu, Avrupa’nın büyükleri bu ‘Şark Meselesi’ sözüne yeni bir anlam yüklediler ve Türk-Avrupa ilişkilerini, bu sözün içerdiği anlamla açıklayıp değerlendirmeye başladılar. ‘Şark Meselesi’ sözü, Osmanlı İmparatorluğu’nun (Türkler’in) içinde yer aldığı bütün uluslararası sorunların adı olan tarihsel-siyasal bir terimdi artık…

Ve Osmanlı’nın zayıflaması üzerine de, bu ‘Şark Meselesi’ sözü, İngiltere’nin başını çektiği Avrupa devletlerinin, türlü çıkar düşünceleriyle, onu koruma altına alıyor gibi görünmelerinin arkasında yatan ‘başta İstanbul olmak üzere bu zengin toprakların hangi Avrupa devletleri arasında nasıl paylaşılacağı’nın adı oldu.

İngiliz Muhipleri Cemiyeti’ne gelince…

Bu, İngilizler’in başını çektiği uzlaşık devletlerce (İtilaf Devletleri’nce) ele geçirilmiş olan Osmanlı ülkesinde, zamanın Osmanlı padişahı ile sadrazamının da aralarında bulunduğu bir bölük yurtsever (!) insan tarafından kurulan bir dernek. Bu oluşumun ‘fikir babası görünümünde’ki bir üyesi de, o tarihte dahiliye nazırlığı (içişleri bakanlığı) koltuğunda oturan gazeteci Ali Kemal’di.

Ve bu derneğin 20 Mayıs 1919 tarihli kuruluş bildirgesinde, “… İngiltere devlet-i fahimesinin muavenet-i hayırhahanesiyle memalik-i Osmaniye’nin temin-i vahdet ve hukuku için ‘İngiliz Muhipler Cemiyeti’ namıyla bir cemiyet teşekkül etmiştir” diye bir tümce de var. Osmanlıcadan arındırmaya çalışayım: “… Yüce İngiltere Devleti’nin iyilikseverliğine dayanan yardımıyla Osmanlı ülkesinin birlik ve haklarının güvenliğini sağlamak üzere ‘İngiliz Dostları Derneği’ adıyla bir dernek kurulmuştur.” 

Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışının ertesi günü kurulan bu ulusal birliği bozucu kuruluşu ortaya çıkaran düşünce, görüş neydi?

“Osmanlı Devleti artık egemen bir devlet hâlinde yaşayamaz. Varlığını koruması, ancak güçlü bir devletin koruması altına girmesiyle olabilir” deniyordu. Bu güçlü devlet de, İngiltere Kralı’nın, Kraliçesi’nin yönettiği ‘üzerinde güneş batmayan’ Britanya İmparatorluğu’ndan başkası olamazdı tabii…

Peki gizlenen asıl amaç neydi?

Ülke içersinde örgütlenip önce başkaldırılar çıkmasını sağlamak, bu arada ulusal bilinci çökertmek, ardından da, işe yabancıların el atmasıyla Osmanlı Devleti’nin ortadan kalkmasını sağlamak…

*   *   *

Mustafa Kemal, ülkeyi kurtarma yolunda ilk adımın atıldığı 19 Mayıs 1919’un öngününü şu sözlerle anlatıyor Nutuk’unda:   

“1919 yılı Mayısı’nın 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir:

Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, I. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda. Milleti ve memleketi I. Dünya Savaşı’na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet âciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı.

Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…

İtilaf Devletleri, ateşkes anlaşmasının hükümlerine uymayı gerekli bulmuyorlar. Birer bahaneyle İtilaf donanmaları ve askerleri İstanbul’da. Adana ili Fransızlar, Urfa, Maraş, Ayıntap (Gaziantep) İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya’da İtalyan askeri birlikleri, Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyette. Nihayet, konuşmamıza başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919’da, İtilaf Devletleri’nin uygun bulmasıyla Yunan ordusu da İzmir’e çıkartılıyor.

Bundan başka, memleketin her tarafında Hıristiyan azınlıklar gizli veya açıktan açığa kendi özel emel ve maksatlarını gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlar.

Sonradan elde edilen güvenilir bilgi ve belgelerle iyice anlaşılmıştır ki, İstanbul Rum Patrikhanesi’nde kurulan Mavri Mira Heyeti, illerde çeteler kurmak ve idare etmek, gösteri toplantıları ve propagandalar yaptırmakla meşgul. Yunan Kızılhaçı ve Resmi Göçmenler Komisyonu, Mavri Mira Heyeti’nin çalışmalarını kolaylaştırmakla görevli. Mavri Mira Heyeti tarafından yönetilen Rum okullarının izci teşkilatları, yirmi yaşından yukarı gençleri de içine almak üzere her yerde kuruluşunu tamamlıyor.

Ermeni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira Heyeti’yle birlikte çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor. Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz sahillerinde örgütlenmiş olan ve İstanbul’daki merkeze bağlı bulunan Pontus Cemiyeti hiçbir engelle karşılaşmadan kolaylıkla ve başarıyla çalışıyor.”

*

Şark Meselesi ile İngiliz Muhipleri Cemiyeti olgularını bilmek, bugün, basın-yayın dünyamızda yer edindirilmiş bazılarını akla getirmeyi de sağlıyor. Üstelik, bu olgular biçim değiştirmiş olarak bugün için de geçerli. Öte yandan, bunlara iç destek sağlamakla görevlendirilmiş yeni ‘Ali Kemal’leri görmemek ise akıl körü olmayı gerektiriyor…

*

Büyük kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendisine doğum günü olarak belirlediği 19 Mayıs’la özdeş olan Bayramımız kutlu olsun!…

Ve bir not: Tarihsel gerçeklerden söz ederken zorunlu olarak bazı ulusların adını söyleriz; bu, o ulusların mensuplarına düşman olmayı gerektirmez, söz konusu olan zihniyetlerdir.

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 19 Mayıs 2012

 

______________ 

Not: Viyana’da toplanan ve “Viyana Konferansı” diye de adlandırılan Viyana Kongresi, 15 Eylül 1814 tarihindeki ilk oturumuyla başlamış, birden çok oturum hâlinde süren görüşmeler 9 Haziran 1915’te sona ermiştir.

 © 2012 İK

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. Fevziye Yazman said,

    Mayıs 19, 2012 at 12:45

    Akıl körü… Bir gün hepimizin gözüne bir perde iner, görmez olabiliriz. O zaman aklımız bize yol göstermeye devam edecektir. Aklımıza kara bir perde çektirmemek yalnızca kendi elimizdedir.

  2. pakiz borteçen said,

    Mayıs 20, 2012 at 15:15

    Bazen doğan Güneş’in önünde bir süre kara bulutlar asılı kalabilir. Ama bu Güneş’i ve onun bizleri ışıtmasını sonlandıramayacaktır. O kara bulutlar yine geldikleri gibi gideceklerdir ve Güneş bizleri ışıtmaya devam edecektir… Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu ülkenin üzerine doğan yegane Güneş’tir…

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.