Dünya Sanat Günü’nde…

Var Olmanın Dayanılmaz Sorumluluğu

 

Nilgün Serimoğlu

 

 

Geçtiğimiz Pazar, yani 15 Nisan’da ilk ‘Dünya Sanat Günü’nü yaşadık. Kutladık demiyorum, çünkü sanat dünyasında çalan tehlike çanları daha birkaç gün önce İstanbul Şehir Tiyatroları için çaldı. Şimdiye kadar yazdık, çizdik, “sanat, sanatçı toplum bilincinin önündedir, ışıktır, rehberdir” dedik. Sonra bir baktık ki, sanatçı kendi kararlarını bile alamayacak olan, daha yetkin bilinçler tarafından yönlendirilip yönetilmesi gereken bir hizmet grubu imiş. Bir süredir zaten sanat kurumlarının devlet bütçesinden desteklenmesi konusunda bazı farklı fikirler dolaşıyordu ortada. Sanat kurumlarının, özelleştirilip kendi başlarının çaresine bakmaları planlanıyordu. Bu konuda devletin olanaklarıyla şimdiki durumlarına gelmiş ama bunun başkaları için olmasını (nedense?) istemeyen bazı sanatçılar tarafından da destekleniyordu bu proje.

 

 Ülkemizin de temsil edildiği Uluslararası Sanat Birliği’nin geçen yıl 5-6 Nisan günlerinde Meksika’nın Guadalajara kentinde toplanan 17’nci Genel Kurulu, oybirliğiyle, Leonardo da Vinci’nin doğum günü olan 15 Nisan’ın ‘Dünya Sanat Günü’ olarak kutlanması kararını almıştı. (Görsel iaaworldartday.com kaynağından.)

 

Eğer bir millet bilincine ulaşmış olan bir toplumu aile olarak ele alırsak, ailenin babası devlettir. Şehir Tiyatroları’nın durumunda ise İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’dir. Bazen ailenin babası, çocuğu kendi normlarının dışına çıkarsa, onun gelişme süreci içindeki farklılıklarını anlayıp desteklemek yerine şöyle der: “Eğer benim evimde, benim olanaklarımla yaşayacaksan, benim çizdiğim çerçeveden çıkma, dediklerimi yap veya çık git başının çaresine bak.”

 

Bu her zaman ve her yer için yanlış bir tutumdur. İletişimsizlik sonucu oluşur ve denetimsiz kopuşlara götürür herkesi. Sürekli var olanın yinelenmesine veya yeni güzel oluşumların kısıtlanmasına neden olur.

 

Sanat toplumun sesidir. Sanatın sesi ise birinci derecede sanatçının sesidir. O içten gelir… Bir günde değil, kuşaklar boyunca oluşur, oluşumunu sürdürür. Politik ya da ekonomik kaygıların doğrultusunda değil, sağduyunun, evrensel gelişimin ışığında dinlenmelidir bu ses. Söyleyeceklerime bir başka yazımda da değindiğim bazı noktalarla devam etmek istiyorum. Sanatı özgürleştirmek toplumların hem görevidir hem de gereksinimidir. Sanatçı baskı yapılmaksızın korunmalı, düşük düzeyli kaygılardan arındırılmalıdır. Aksi halde niteliğini yitirir, evrensel kıstasların altında kalıp sıradanlaşır. Sanatının ve sanatçısının bulunduğu evrim basamağı aynı zamanda o toplumun evrim basamağını gösterir. Sanat insanlığın geçmişi, bugünü ve geleceğidir. Sanata ve sanatçıya gereken önemi verelim, en önemlisi sanatçıya kulak verelim. Günümüz sanatçıları eğer vizyonlarını, güçlerini birleştirmek gereği duymuşsa bu mutlaka artık etkin bir şeyler yapılması gerektiği anlamına gelir. Gören gözlerin, duyan kulakların artık bir şeyler de söylemesi gerekir. Sanatın kendi adına söz söylemesine engel koymak, onu geldiği noktadan geriye doğru taşımak olur.

 

Bu konuda yalnız sanatçılara değil, evrensel mozaiği görüp yorumlayabilen her bireye görev düşüyor. Sanırım 70’li yıllarda Milan Kundera’nın “Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği” adı altında basılan bir kitabı vardı. Çoğumuzun okuduğu bir kitap… Ben de diyorum ki, ‘var olmanın dayanılmaz sorumluluğu’ diye bir şey var. Her birimiz dünyada ve ülkemizde olagelen her şeyden sorumluyuz. Gelecek kuşakları ve aldığımız mirası etkileyen oluşumlar karşısında taraf olmamak diye bir şey olamaz. Sanata, sanatçıya hem toplum hem birey olarak sahip çıkmalıyız. Eğer varsak, yaşıyorsak kaçamayacağımız sorumluluklarımız var. Başlayan oluşumların ötesini görmek ve geç olmadan sesimizi sanatın, ileri bilincin sesine katmak gerekir.

 

 

 

____________________

- Bu yazı, 17 Nisan 2012 tarihli Aydınlık gazetesinde yayımlanmıştır.

 

- Yazarın İigilik’te daha önce yayımlanan yazıları:

Yaşamlarımız Kurgulanıyor -11 Oca. 2012

▪ Çalıkuşu’nun Ölümü -10 Eki. 2011

 

- Not: Üstbaşlık ile görsel eklenmesi İlgilik’e özeldir. 

 

 

© 2012 NS.ilgilik

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.