Moda Sözcükler

“Dil Noktasındaki Sorunlar Ne Adına Yaşanıyor, Açıkçası Bilemiyorum” (*)

Emre Yazman

 

1980’lerde, 90’larda “olay”ın başına gelmişti bu durum. Hadise, vaka karşılığı olarak dilimizin olanaklarıyla türetilmiş bu güzelim sözcük öylesine abuk sabuk yerlerde geçmeye başlamıştı ki, “olay” demekten çekinir olmuştum. “Şey” yerine bile kullanıldığına rastlamıştım “olay”ın.

 

Kimi sözcükleri kullanmak zaman zaman moda olur. Moda olan sözcükleri hiç düşünmeden, uluorta kullanırız. Orada o sözcüğün yeri var mı ya da bunu biz daha önce nasıl söylerdik diye düşünmeyiz. Onu kullanmak modadır, bir salgındır. Çevremizde hep öyle duyarız, okuruz.

1980’lerde, 90’larda “olay”ın başına gelmişti bu durum. Hadise, vaka karşılığı olarak dilimizin olanaklarıyla türetilmiş bu güzelim sözcük öylesine abuk sabuk yerlerde geçmeye başlamıştı ki, “olay” demekten çekinir olmuştum. “Şey ” yerine bile kullanıldığına rastlamıştım “olay”ın.

Açıkçası

Sonra “açıkçası” çıktı piyasaya. Açıkçası aşağı, açıkçası yukarı… Hemen herkesin dilinde ve neredeyse üç cümlenin birinde… “En anlaşılır biçimi”, “gizli kapaklı olmayan yanı”, “apaçık olarak” gibi anlamlara gelen “açıkçası” insanların dilinde pelesenkti artık. Üstelik Türkçede “doğrusu” diye bir eşanlamlısı da vardı. Ama onu kullanan pek azdı, çünkü moda değildi.

Yanlış anlaşılmasın. İtirazım “doğrusu” nun çok az, “açıkçası”nın çok yaygın kullanılmasına değil. Olur olmaz yerde, gerekmediği halde, salt modadır diye kullanılmasına. Hızı hafifçe kesilmiş olmakla birlikte bu moda henüz rafa kaldırılmış değil. Kaldırılacağa da benzemiyor pek.

Yaşamak

Son zamanlarda “yaşamak” eyleminin başına da aynı şey, giderek daha da beteri geldi. Lisede İngilizce öğretmenimiz “to get” eylemi için “Her anlama gelir, her yerde rahatlıkla kullanabilirsiniz” demişti. Orta büyüklükte bir sözlükte “to get”in on beş anlamını bulabilirsiniz. Eminim, daha kapsamlı sözlüklerde bu sayı yirmi beşin üzerine çıkar.

Şimdilerde bizim “yaşamak” eylemimizin durumu da böyle.

Sıkıntı çekmek, heyecan çekmek bitti, artık ulusça her ikisini de yaşıyoruz. Artık deprem olmuyor, deprem yaşanıyor. Sürpriz bir gelişme de olmuyor, yaşanıyor. Tereddütte kalmıyor, tereddüte düşmüyoruz; hepimiz tereddüt yaşıyoruz. Bütçelerde kesintiye gidilmiyor, kesinti yaşanıyor. Sporcular sakatlık geçirmez oldu, sakatlık yaşıyorlar. Gıda zehirlenmesi de geçirmiyoruz, yaşıyoruz. Keza şok geçirmiyor ya da şoke olmuyor, şok yaşıyoruz. Paniğe kapılmıyor, panik yaşıyoruz. Şanssızlığa, hayal kırıklığına uğramıyor, ikisini de yaşıyoruz. Epeydir cinayet işlenmiyor, cinayet yaşanıyor. Ya sorun, problem? Tabii ki onlar da yaşanıyor.  Diyaloğa girmiyor, diyalog yaşıyoruz. Takımlar farklı yenilgiler almıyor, farklı yenilgiler yaşıyor. Sporcular, takımlar düşüşe girmiyor ya da geçmiyor, düşüş yaşıyor. Tehlike baş göstermiyor, tehlike yaşanıyor… Bir süreçten geçmiyor, bir süreç yaşıyoruz.

Ve hatta… Trafiğe takılmıyor, trafik yaşıyoruz.

Hemen ilk ağızda aklıma geliveren örnekler… Bu liste aslında çok uzar. Sabırlı ve disiplinli bir çalışmayla en az üçe katlanır.

Bir yanda çekmek, olmak, kalmak, düşmek, gitmek, geçirmek, kapılmak, uğramak, işlemek, girmek, almak, geçmek, baş göstermek, takılmak .

Bir yanda da yaşamak.

Bir yanda 14 eylem, öte yanda hepsini karşılamak üzere bir tek eylem.

Böylesine çeşitli anlatım olanaklarına sahipken, bir tek kör sözcüğün peşine takılıp kalmak neden? Dilimizi nasıl yoksullaştırdığımızın bundan güzel, bundan güncel bir örneği olabilir mi?

Denebilir ki modadır, geçer. Ne yazık ki geçmeyen modalar da vardır. Bu salgın da pek geçeceğe benzemez.

Adına

İngilizcedeki “on behalf of”, “in the name of” sözcük gruplarının Türkçedeki karşılığı olan güzelim “adına”nın başına gelenler de pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Eşanlamlıları “namına”, “hesabına”, “yerine” olan bu sözcük bir süreden beri “için” anlamında kullanılır oldu. Adına “için” anlamına gelmez asla. “İçin” niçin yetersiz, değersiz görüldü de “adına modası” aldı yürüdü, doğrusu bilemiyorum. “Adına”ya taşımadığı bir anlam yüklendi. Aşağıdaki örneklerde adına nerede kullanılır nerede kullanılmaz, bir bakalım:

Kararı, yıllık izinde olan müdür adına yardımcısı imzaladı. Mazereti nedeniyle katılamadığı toplantıya bakan adına müsteşar katıldı.

Bunlar “adına”nın doğru kullanımı için örnekler. Bu da yanlış kullanıma bir örnek: İşlerin düzenli yürüyebilmesi adına alınan önlemler açıklandı. “Adına”yı çizin, yerine “için” koyun, düzelsin.

Noktasında, noktada

Kullanımı salgına dönüşen son moda sözcüklerimizden biri de “noktasında” ya da duruma göre “noktada”. Ne zaman ki Başbakan Erdoğan bir konuşmasında bu sözcüğü sarf etti, o gün bu modanın ilk harcı da karılmış oldu. Şimdi bu sözcük olur olmaz yerde, hemen herkesin ağzında. İş öyle bir hal aldı ki, artık cümleler, hiç gerekmediği halde “noktasında” sözcüğünün geçebileceği biçimde tasarlanıp kullanılıyor. Sanki o düşünce başka türlü anlatılamazmış gibi.

Eskiden ne derdik biz? Sahi, “konusunda”, “konuda”, yerine göre de “durumunda”, “durumda” ya da “konumunda”, “konumda” demez miydik. Böyle konuşmaz, böyle yazmaz mıydık.

Başka moda sözcüklerimiz de eksik değil. “Aynen”, “aynen öyle” bunlar arasında en yaygınlarından. Ama yerim bitti.

Gelecek sayıda bir başka dil konusuna değinmek üzere…  

 

Yazar Hakkında

1949’da İstanbul’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi ve İÜ İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Çalışma yaşamına aylık ekonomi dergisi İktisadi Yürüyüş’te başladı. Yeni Asır gazetesinin İstanbul spor muhabirliğini yaptı. 1976’dan başlayarak uzun süre Sigorta Dünyası dergisinin sahipliğini ve genel yayın yönetmenliğini üstlenmiş olan Emre Yazman, basketbol dergileri 6. Adam ile Dev Adam’ın sürekli yazarları arasında da yer aldı. Yazman, halen Sigorta Dünyası’nın genel yayın yönetmeni.

Emre Yazman evli, iki çocuk babası.

___________________

(*) Bu yazı, Sigorta Dünyası Dergisi’nin Şubat 2012 sayısında (s. 609) Emre Yazman’ın Dilin Kemiği sayfasında yayımlanmıştır.

Not:

Yazarın İlgilik’teki yazıları:

“Eyç-di-ay”dan “Ha-de-i”ye… -31 May. 2008

Papucu Dama Atılan Bir ‘En’ -22 Şub. 2008

© 2012 EY.ilgilik

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. İnal Karagözoğlu said,

    Şubat 24, 2012 at 12:23

    Katılıyorum; nesnesiz olarak…

  2. Ömer Faruk Cakici said,

    Şubat 24, 2012 at 19:07

    Hic aklimdan cikarmayacagim uyarilarin icin ellerine saglik.

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.