Kültür mü Dedin?

Al Sana!..

 

 

Ben anladım onu: kültüre boğulacağız. Senin haberin yok mu yoksa? Aha oku:

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı, başı kültür zenginlerimiz çekmek üzere çoğumuzun adını ‘a-ka:-me’ diye (ikinci a inadına uzun) söylemekte zorluk çekmediği Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi’nde değişiklik, onarım ve dahi depreme nanik yapacak güçlendirme işine soyunuyormuş. İş, bu aydan tezi yok birilerine verilecek biçimde paketlenecekmiş. Allah’tan bu yıl Şubat ayı 29 gün, ihalenin kotarılması tamam olur, Marta murta kalmaz. İşe Ekim’de başlanacak, gelecek yılki Cumhuriyet Bayramı’na kadar tamam edilecekmiş… AA’nın haberinden anladığım bu.

İstanbul dediğin koca şehir; bir kültür sarayı yeter mi? Yetmez. Kara kara düşünüyordum, n’olacak memleketin kültür şeysizlik hâli diye, ikincisinin de planı programı hazır edilmişmiş meğersem. Bunun da müjdesini, şehri Ankara’ya bağlayacak ‘hızlı tren’ meselesi dolayısıyla yine AA’nın haberi vasıtasıyla almış bulunuyorum: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Haydarpaşa Garı’nın geleceğine ilişkin soruları yanıtlarken, burada sanatsal ve kültürel etkinlikler yaşanacağını açıklamış. Haydarpaşa ve çevresiyle ilgili nâzım plan çalışmalarının yapıldığını ve bu çerçevede 1/5 binlik koruma amaçlı plan hazırlandığını belirten Başkan bu kültür işini de içeren şu cümleyi kurmuş: “Haydarpaşa Garı’na sanatsal ve kültürel aktiviteler ve kısmen konaklama fırsatı verilmesi gibi fonksiyonlar düşünüldü. İtirazlar olmaz ve değişmez ise verilmiş plan üzerine fonksiyonuna kavuşacaktır.” Dahası can sağlığı… Tren seferleri duracakmış diye bilir bilmez aleyhte gösteriler yapanların gözüne dizine durur.

 

Ben bu durumda ne yapıyorum? Nostaljicilik oynuyorum. Yıllarca teptiğim Adapazarı-Yarımca-Haydarpaşa tren hattını yazılarıma malzeme yapıyorum. Ve ben bu işi evvel ahir yaparım. İşte size Senaryo adını verdiğim bir uzun öykümden birkaç satır:

 

“HAYDARPAŞA GARI. PERONLAR. AKŞAM. KIŞ. (AYNI GÜN.)

Hızlı hızlı yürüyen, seyirten yolcular: trene gidiyorlar. Yollarda trenler. Demiryolu görevlileri işlerini yapmakta. Gelen bir trenden inmiş, çıkışa doğru giden yolcular… Bagaj taşıyıcılar… (Değişik açılardan birçok genel/yarı genel/çarpıcı görüntü. Gar havasını tamamlayan sesler.) 

HOPARLÖRDEKİ SES: Dikkat dikkat! Adapazarı’na gidecek tren altıncı yolun baş tarafından saat 17:53’te hareket edecektir. Adapazarı treni altıncı yolun baş tarafındadır.

Trene giden yolcular arasında, bir önceki görüntüsüne uyan görünüşüyle Yaşlı Adam da vardır; başında şapkası, boynunda atkısı, elinde küçük bir evrak çantası ve bir poşet, acele etmeden yürümektedir (poşetten ekmek uçları görülmekte). Yaşlı Adam, trenin baştan üçüncü vagonuna biner, gidiş yönünde sağ tarafta pencere kenarında bir yer bulup oturur.

………. 

Yolcuların gelişleri, trene, vagonlara binişleri; vagonlarda bölmelere girişleri, bir yerlere oturuşları…

Paltosu katlanmış olarak dizlerinin üzerinde olan Yaşlı Adam, çantasını yanına almıştır (poşeti tepesinde asılı). (Değişik açılardan birçok genel/yarı genel/çarpıcı görüntü.)

 

HOPARLÖRDEKİ SES: Dikkat dikkat! Adapazarı’na gidecek tren altıncı yolun baş tarafından 5 dakika sonra hareket edecektir. Adapazarı treni altıncı yolun baş tarafındadır.

Peronda yolcuların koşuşmaları, trene binişleri (değişik açılardan birçok genel/yarı genel/çarpıcı görüntü)…

……….

HOPARLÖRDEKİ SES: Dikkat dikkat! Adapazarı’na gidecek tren altıncı yolun baş tarafından hareket etmek üzeredir. Sayın yolcularımızın yerlerini almaları rica olunur. Demiryolları hayırlı yolculuklar diler.

 

Hareket memurunun gelişi. Trenin pencerelerinden, kapılarından bakan yolcular: koşan yolculara bakmaktadırlar; hallerinden, yolcular arasında birilerini aradıkları belli olmaktadır.

Görevlilerin, trenin kalkmasıyla ilgili son işlemleri yapışı: uyarıcı düdükler, kapıların kapatılması…

Bir kondüktör, makiniste “hareket edebilirsin” anlamında el işareti yapar. Lokomotifin tek ve kısa düdük sesi ve kalkış: kesik kesik bir sallantının ardından düzenli hızlanma (dış ve iç birkaç görüntü).

……….

Tren hızını almıştır (dış ve iç birkaç görüntü).

……….

AYNI TREN. İÇ.

Tren hızla gitmektedir. Akşam iyice çökmüş, her yerde ışıklar yanmıştır. Trenden iç ve dış görüntüler, trenin geçtiği yerlerden görüntüler… Trenin içerisinden bakışlarla dışarısının görüntüleri… Tren havasını tamamlayan sesler.”

 

*

Altbaşlığı, ‘ya da bir sevdayı resmetmek’ olan Senaryo’yu yedi yıl önce yazmıştım. Ve bu öykümü, ‘abi’ dediğim dostum Behiç Köksal’ın kişiliğinde sinemaseverlere armağan etmiştim. Öyküde resmetmeye çalıştığım sevda, sinema sevdasıydı. Şimdi, işte bugün, bu öykümün sunma sözlerini yeniden yazıyorum: “Behiç Abi’nin kişiliğinde sinemaseverler ile bir zamanların Haydarpaşa Garı’na ve ondan geriye kalan sevenlerine, trenseverlere…”

 

Varsın, Haydarpaşa Garı üzerine bir senaryo yazıladursun… Bu da geçer ya Hû!

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 3 Şubat 2012

 

© 2012 İK

 

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. Fevziye Yazman said,

    Şubat 4, 2012 at 17:41

    Duyan da Haydarpaşa Garı Orsay Müzesi gibi olacak sanır. Fransızlar d’Orsay Garı’nı müze yapmak istediklerinde Paris’te 7 (yazıyla yedi) gar daha vardı. Ve burası uzun trenler için uygun değildi. Mimar Gae Aulenti tasarımıyla tarihi gar herkesin bir biletle girebileceği müze oldu. Önceyse sadece üst katlarındaki orijinalinde de olan otel çalışıyordu.

  2. İnal Karagözoğlu said,

    Şubat 4, 2012 at 19:02

    Aslında, “cümleye bak, hizaya gel” derler insana: “Haydarpaşa Garı’na sanatsal ve kültürel aktiviteler ve kısmen konaklama fırsatı verilmesi gibi fonksiyonlar düşünüldü. İtirazlar olmaz ve değişmez ise verilmiş plan üzerine fonksiyonuna kavuşacaktır.”

    AA’nın kendi yerinde görmesem inanamam, muhaliflerin uydurmasıdır, derim. Ne günlere kaldık…

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.