Ben Salak mıyım?

Yoklukla Sakat Bir Sigortayı Alıp Duruyorum (*)

 

İnal Karagözoğlu

 

 

Biz Türkler her işi iyi yaparız yapmasına da, yüzde ikisini eksik bırakırız. Hükümetlerin DASK meselesinde zorunlulukla ilgili yaptırım getirmeme yönündeki tutumu, öyle yüzde ikiye girecek cinsten değil. Bu eksikliğe yüzde doksan sekiz bile dar gelir!

 

 

Dergimizin takipçileri okumuşlardır, Emre Yazman son iki ‘Bizden Size’sini ‘DASK bilmecesi’ne ayırdı. Bu kurumun kuruluş amacından uygulamadaki duruma kadar pek çok şeyi özetledi. Bu vesileyle durumdam bir kez daha çıkardığım sonuç, Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’ adlı düzenlemeyle ortaya çıkan ‘zorunlu deprem sigortası’ kavramının yoklukla sakat ‘alaturka’ bir hayal ürünü olduğu! Tam bize göre koca bir kandırmaca… Ve işin ‘hoş’ yanı, bu ‘zorunluluk’ durumunu ağızbirliğiyle bizler yakıştırmışız DASK’a… Ama buna inanmamışız, o başka.

‘DASK’ ne demeye geliyor? Doğal Afet Sigortaları Kurumu. Hep sormuşumdur kendi kendime, ‘doğal afet’ denince ne anlaşılır? Sel, su baskını, deprem, dolu vurması, toprak kayması, çığ düşmesi gibi gibi insanoğlunun denetimi dışında oluşan mal ve can kaybına yol açan olaylar… Hayret etmişimdir, DASK’ı düzenleyen topu kemali yirmi maddelik 587 sayılı kanun hükmünde kararnamenin (KHK) kapsamında bu afetlerden sadece deprem yer alıyor. Ve adında ‘doğal afet’ sözü önde gelen bu KHK’de ne doğal afetin tanımı var ne de hangi olayların doğal afet olduğu sayılmış. Niye? Düzenleyicilerinin canı böyle istemiş de ondan… Hâliyle, önce bu yüzden sınıfta bırakmışımdır bu KHK’yi kotaranları.

 

‘Zorunlu’ lafı on sekiz yerinde geçiyor Kararname’nin; buna, adında, baştaki Bakanlar Kurulu kararına ilişkin cümlede ve tek bir madde başlığında birer kere geçenler dahil.

 

İşin en garip yanı, bu belgenin hiçbir yerinde “deprem sigortası yaptırmak zorunludur” denmediği gibi, “bu zorunluluğu yerine getirmeyelere şöyle edilir, böyle yapılır” gibilerinden herhangi bir yaptırımdan da eser yok. En katı hükmü şu: “Kamu kuruluşları, zorunlu deprem sigortasının yaptırılmış ve priminin ödenmiş olduğu belgelenmedikçe bu sigortaya tabi binalarla ilgili tapu tescil işlemleri dahil hiçbir işlem yapmazlar (mad. 12/2).”

 

Düşünüyorum: DASK’tan sigortası olmayan bir yapısının tapu tescil işlemleri ilgili idarelerce yapılmayan birisi çıkıp bu işlem yapmazlık aleyhine dava açsın da kazanmasın, bence mümkün değil. Tabii, DASK KHK’sine göre değil evrensel hukuka uygun hüküm verecek davaya bakan mahkeme… Diyeceğim, 12/2’yle konan hüküm tek kelimeyle garip.

 

Bir garip hüküm de, Doğal Afet Sigortaları Kurumu Yönetim Kurulu’na verilen görevler sayılırken “Zorunlu Deprem Sigortasına tabi bütün binaların sigorta kapsamına alınmasını temin için gerekli tedbirleri almak (mad. 8/h)” denmesi. Kurul bu işi neye dayanarak yapacak? Bu işi yapmazsa ya da savsaklarsa n’olacak? Yanıtı yok. Yaptırım yoksa yanıt da yoktur.

 

Şimdi şunu diyecekler olacak: Kararnamenin 11’inci maddesinden daha güçlü yaptırım olur mu?

 

Ne diyor bu madde? Kastedilen şu: “9’uncu madde gereğince cari bir zorunlu deprem sigortası bulunmayanlar, bu sigorta kapsamında karşılanacak zararlar için doğal afetlerle ilgili mevzuat çerçevesinde hak sahibi olamazlar” (2. fıkra).

 

İyi de, devletin, 7269 sayılı Umumî Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’dan ve diğer yasalardan doğan konut kredisi açma ve bina yaptırma yükümlülükleri ile deprem nedeniyle sigorta kapsamındaki binalarda meydana gelen kayıp ve hasarlar sonucunda uğranan maddi zararların devletçe giderilmesine yönelik işler, DASK’tan beri yaşanan her deprem yıkımının ardından sürüp gidiyor. Kapsam dışında bırakılan köy yerleşik alanlarında uğranan maddi zararları giderme işleri nasıl oluyorsa aynen öyle…

 

Şimdi de şunu diyecekler çıkacaktır: Ne demek istiyorsun, devlet vatandaşa yardım elini uzatmasın mı? Valla ben öyle bir şey demiyorum, DASK KHK’si diyor. İşin sakatlık düzeyindeki alaturkalığı da burada değil mi zaten?

 

Yazman, ilk yazısını, “DASK’ı kuran, ama üzerinden 11 yıl geçmesine karşın zorunluluğun gerektirdiği bir yaptırım getirmeyen devlet ne yapmak istiyor” sorusunu sorduktan sonra, “Doğrusu bir anlam vermekte zorlanıyorum” diye bitirmiş. Emreciğim ılımlı, ölçülü bir kimsedir, anlayan anlasın, diyerek DASK’taki yaptırım eksikliği konusunda ‘kabahat’i devlete yüklemiş. Ben öyle değilim, az buçuk haşin bir tabiatım vardır, Emre Bey’in bu sözlerinde geçen ‘zorunluluk’ durumunun bir yakıştırmadan öte bir anlam taşımadığı yolundaki savımı yineleyerek şöyle demek durumundayım: DASK’ı kuran, ama üzerinden 11 yıl geçmesine karşın zorunluluğun gerektirdiği bir yaptırım getirmeyen hükümetler ne yapmak istediler?

 

Ve Yazman’ın izniyle: Biz Türkler her işi iyi yaparız yapmasına da, yüzde ikisini eksik bırakırız, tamam, doğru; ama bu DASK meselesinde hükümetlerin zorunlulukla ilgili yaptırım getirmeme yönündeki tutumu, öyle yüzde ikiye girecek cinsten değil. Bu eksikliğe yüzde doksan sekiz bile dar gelir!

 

*

Bütün bunlara ve dediklerime karşın, sigortacılarım tanıktır, DASK zuhur edeli beri bu ‘zorunlu’yu alıp duruyorum. Ben salak mıyım?

 

Ve yandığım nokta: nasıl ‘yeni anayasa’ konusunda asıl konuşması, fikir beyan etmesi gerekenler suspus hâllerindeyse, bu DASK konusunda da birileri öyle…

 

 

Yarımca, 7 Ocak 2012

 

 

________________________

(*) Bu yazı, Sigorta Dünyası dergisinin Ocak 2012 sayısında (s. 608) yayımlanmıştır.

Not: Yazıya görsel konması İlgilik'e özeldir.

 

 

© 2012 SD. ilgilik

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. Gökhan Akkoyunlu said,

    Ocak 30, 2012 at 20:06

    Çok güzel bir konuya değinmişsiniz.Ben bunu daha önce bir kaç kişi ile tartışmıştım.Fakat gördüğüm şu ki kimse ne yaptığını bilmiyor.En sonunda işin içinden “zorunlu kardeşim” deyip çıkılıyor.
    Konu konuyu açar derler.Mümkünse şimdi bahsedeceğim konulara da bir değinirseniz çok sevinirim.
    Vatandaşın bir devletin imkanlarından kredi kullanarak sera açıyor,açılan sera ,krediyi sağlayan kurum tarafından sigortalanıyor.Buda çok güzel.Daha sonra bu vatandaşımız ,yağmurdu ,seldi fırtınaydı derken seranın işlemez hale geldiğini belirtiyor.
    Ve zararını sigortadan karşılıyor.Ki bir kısmı ise ayrıca başka bir sigorta firmasından da özel olarak sigorta yaptırıyor.Mal gitti,sera gitti.
    Sera sahibi sigortadan parayı aldı,hatta iknci sigortasındanda aldı.
    Fakat talep fazla ,mal az diye ,birtakım mallar!;mallara zam yapıyor ne hikmetse.Ve ne hikmetse bu yurtiçi mallara yansıyor,ihracata yansımıyor.
    Bu durumda mağdur kim?
    Ben manavdan, pazardan mandalin aldığımda hiç kimse bana” abi kilosu 2 Tl,ama san 1,5TL 50 kuruş sigortadan karşılanan kısmı ,bu senin hakkın”dediğni duymadın.
    Duyan varsa bi zahmet bana bildirsin.
    Görüşmek üzere

  2. İnal Karagözoğlu said,

    Ocak 31, 2012 at 19:01

    Sigorta bilinci ülkemizde yeteri kadar gelişmemiş, yaygınlaşmamıştır. Bunun türlü nedenleri var. Buna karşın, sigorta üzerinden pek çok kötü niyetli girişimler, işler bizde de görülmekte… Devletin birer kamusal sigorta kuruluşu niteliğindeki Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur’un üzerinden bile neler döndüğünü sık sık duyarız. Yeşil Kart’ı unutmayalım… 2006’dan bu yana Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altında birleşen bu üç birime şimdi de 1 Ocak 2012’den başlamak üzere zorunlu hâle gelen Genel Sağlık Sigortası eklendi, Yeşil Kart işi de bu kuruma yamandı. Hadi hayırlısı, diyorum.

    Bu vesileyle, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği’nin Mart 2011 tarihinde yayımladığı 73 sayılı e-bültende yer alan bir haberi de aktarayım:

    “Lloyd’s sahte sigorta taleplerindeki artış konusunda uyardı

    Lloyd’s tarafından sigorta sahteciliği üzerine yayınlanan makalede sahte tazminat taleplerinin giderek arttığına yer veriliyor. Lloyd’s’un makalesinde sahte tazminat taleplerinin özellikle ekonomik kriz dönemlerinde yükseldiği belirtilerek bu artışın sigorta sektörüne yüklü bir bedele neden olduğuna da dikkat çekiliyor.

    Lloyd’s makalesinde İngiliz Sigortalar Birliği tarafından yapılan bir anketin sonuçlarına da yer veriyor. Buna göre İngiltere’de her gün değeri 2,3 Milyon Pound’u bulan ortalama 335 sahte tazminat talebinin kaydedildiği belirtiliyor. Lloyd’s, İngiltere’de sahte tazminat talebinin özellikle konut sigortalarında yaygın olduğunu açıklıyor.

    Lloyd’s,’a göre sahte tazminat taleplerinin azaltılması sigorta sektörü için sürekli bir mücadeleyi gerektiriyor. Bu nedenle sigorta şirketleri sahte tazminat taleplerini tespit etmek üzere ilgili teknolojilere her geçen gün daha fazla yatırım yapıyor.

    (Kaynak: Insurance Journal, 7 Şubat 2011)”

    _________________
    Lloyd’s, İngiltere’nin, merkezi Londra’da olan büyük bir sigorta borsasıdır.

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.