Üç Temel Erk!

Ve Kanun Hükmünde Kararnameler

 

 

“Herkesin birinci görevi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (Meclis’in, TBMM’nin) saygınlığını korumaktır. Bu konuda herkes üzerine düşen çabayı göstermelidir. Meclis’in yüce şahsiyeti hepimizin üzerindedir.

 

Demokrasilerde milletin umudu parlamentodur; siyasetin merkezi de parlamentodur. Siyaset bu kurum tarafından ne kadar iyi gerçekleştirilirse halkın ona olan güveni o kadar artar.  

 

Halkın Meclis’ten beklentisi yüksektir ve sorunların çözüm yeri TBMM’dir.

 

Bu dönemde Meclis’in sorumluluğu daha da büyüktür; çünkü, 12 Haziran seçimleriyle Meclis’teki temsil oranı yüzde doksan beşe çıkmıştır. Meclis, bu yeni dönemde önemli işleri başarmak zorundadır. Her şeyin konuşulacağı, çözüme kavuşturulacağı yer orasıdır. Yurttaşların bu kuruma olan ilgisi ve güveni, umutlarının karşılanması oranında artacaktır.

 

Türkiye’de yasama, yürütme ve yargı üç ayrı temel erktir. Bu üç erkin birbirinin görev alanına girmemesi gerekir. 1982 Anayasası’nda bu erklerin birbirinin yetki alanına girmesi, en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Bu müdahalelerin getirdiği çok önemli siyasi krizler yaşanmıştır; alınan bir kısım kararların Meclis’in yetkisini gasp ettiği görülmüştür.” 

 

*

Yukarıdaki sözler, her zaman akılda tutulması gereken şeyler. Onları, derli toplu biçimde bir arada görmenin sevincini yaşıyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek, evvelsi gün Meclis habercileriyle bir toplantı yapmış, kahvaltılı bir toplantı, bu sözleri o toplantıya ilişkin haberlerden derledim. Sayın Çiçek’in dediklerinden… Tabii kelimesi kelimesine değil; özet olarak bunları söylemiş Sayın Çiçek.

 

Toplantının haberlerini duyup görünce, “Oh” dedim, “ne zamandır TBMM konusunda böylesi doğru sözlerden derlenmiş bir metin oluşturayım, diyordum, ama onları dayandıracak tek bir ağızdan çıkmış anlatımlar bulamıyordum, Allah razı olsun Sayın Çiçek’ten…”

 

Sayın Meclis Başkanı, Anayasamız’a göre üç ayrı temel erk olduğunu, bu üç erkin birbirlerinin görev alanlarına girmemesi gerektiğini söylemiş ya, bence en önemlisi bu. Ve bunu duymak şu son kanun hükmünde kararnameler karşısında bana ilaç gibi geldi. Ama Sayın Çiçek bu hatırlatmayı bir soru üzerine yapmışmış, olsun, yapmış ya… Haberlerde dendiğine göre, gazetecinin sorusu, Sayın Meclis Başkanı’nın güncel konulara ilişkin açıklamalar yapmaktan neden kaçındığı yolundaymış ve Sayın Çiçek, bu üç erkin birbirlerinin görev alanlarına girmemesi gerektiğini işte o soru üzerine söylemiş. Benim anladığım, yasama organının başkanının, yürütmeyi ilgilendiren bir işin gereği gibi yapılmamış olmasından kaynaklanan bir durum konusunda bir şeyler demesinin doğru olmadığını belirtmiş Sayın Meclis Başkanı. Pek güzel, pek doğru.

 

Öte yandan, Sayın Başkan, “1982 Anayasası’nda bu erklerin birbirinin yetki alanına girmesinin en çok tartışılan konulardan biri olduğunu” vurguladıktan sonra, bu müdahalelerin getirdiği çok önemli siyasi krizleri ‘yaşadıklarını’ söyleyerek “Verilmiş olan bir kısım kararların Meclis’in yetkisinin nasıl gasp ettiğini gördük. Meclis’in yerine geçerek birileri karar verdi” de demiş, o başka… Benim bundan anladığım da, Anayasa Mahkemesi’nin Meclis’in çıkardığı bazı yasalar ile bakanlar kurullarının (hükümetlerin) çıkardığı bazı kanun hükmünde kararnameler için iptal kararları vermiş olmaları, bundan da, iktidarların ve onların Meclis’te, yani yasama organında dayandığı kesimin rahatsız olduğu…

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek, son zamanlarda çıkarılan kanun hükmünde kararnamelere ilişkin bir soruya karşılık olarak da, bu düzenlemelerin belli bir yetkiye, süreye dayanılarak yapılabileceğini anımsatmakla yetinmiş. Niye? Bence, Çiçek, “üç erkin birbirlerinin görev alanlarına girmemesi gerektiği” kuralını çalıştırmış. Doğrusu da budur, diyecek bir şey yoktur.

 

Evet, hükümetler, kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini Anayasamız’dan alıyor. İyi de, bu yetkinin sınırsız olmadığını en başta kim söyleyecek?

 

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 18 Kasım 2011

 

 

 

____________________

Kaynak: Basın-yayında 17 Kasım 2011 günü yer alan konuya ilişkin haberler.

 

 

 

© 2011 İK

 

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. fevziye Yazman said,

    Kasım 23, 2011 at 13:06

    Yetki varsa sınırı da vardır.

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.