Yüzü Her Zaman Ak ve Temizdi

Bugün 10 Kasım. Dil Derneği, Cumhuriyetimiz’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 73’üncü yılıdönümü dolayısıyla bir bildiri yayımladı. O bildiriyi İlgilik’e taşıyorum:

 

«Mustafa Kemal Atatürk’ü 73. Ölüm Yıldönümünde Saygıyla Anıyoruz!

 

           

Laik cumhuriyetimizin kurucusu, devrimlerin yaratıcısı Ulu Önder Mustafa Kemal’i 73 yıl önce 10 Kasımda yitirdik. Mustafa Kemal, ulusunu karanlıktan çekip alan aydındı; yürekli bir devrimciydi; çağında “Yurtta barış, dünyada barış” çağrısı yapan tek devlet adamıydı. Halkın içinde halktan yana bir önderdi; bu nedenle halk Mustafa Kemal’e güvendi. Mustafa Kemal, yalnız yayılmacıyla değil, yobazlıkla da savaştı. Söylev’de dediği gibi yüzü, “her zaman ak ve temiz”di; uygar dünyayı kıskandıran görkemli devrimleri bir bir yaşama geçirdi.

 

“Baylar, bizim yüzümüz her zaman ak ve temizdi, her zaman da ak ve temiz kalacaktır. Yüzü çirkin ve gönlü çirkinliklerle dolu olanlar, bizim yurtseverce, insanca ve namusluca davranışlarımızı, bayağı ve çirkin tutkuları yüzünden, çirkin göstermeye kalkışanlardır.”

 

Siyasa alanında birçok oyunlar görülüyor. Ama kutsal bir ülkünün belirtisi olan cumhuriyet yönetimine karşı, çağdaşlaşmaya karşı, bilisizlik, bağnazlık ve her türlü düşmanlık ayağa kalktığı zaman, özellikle ilerici ve cumhuriyetçi olanların yeri, gerçek ilerici ve cumhuriyetçi olanların yanıdır; yoksa gericilerin umut ve çalışma kaynağı olan yer değil.”

 

Mustafa Kemal, “gönlü çirkinliklerle dolu olanlar”ın bağımsızlık savaşını, laik cumhuriyetin doğumunu engellemek için neler yaptığını yaklaşık 90 yıl önce söylemişti. “Gönlü çirkinlikle dolu” olanların ardılları Mustafa Kemal’in ve Mustafa Kemalce düşünen devrimcilerin “yurtseverce, insanca ve namusluca” davranışlarını, “bayağı ve çirkin tutkuları yüzünden” karalayabilirler belki; ama hiçbir zaman devrimci düşünce ve eylemleri yok edemezler. Çünkü güzel yurdumuz, Mustafa Kemal’in ve Mustafa Kemalce düşünenlerin varlığı ve yapıtlarıyla dopdolu… Mustafa Kemal, Söylev’inde, Kurtuluş Savaşı’nın amacını şöyle açıklıyordu:

 

“Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve saygın bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ilke ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne denli zengin ve gönençli olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar toplumlar karşı­sında uşak durumunda olmaktan öteye gidemez.

 

Yabancı bir devletin koruyuculuğunu ve kollayıcılığı­nı istemek; insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüz­lüğü ve beceriksizliği açığa vurmaktan başka bir şey de­ğildir. (…) Böyle bir ulus, tutsak yaşamaktansa yok olsun, daha iyidir. Öyleyse ya bağımsızlık, ya ölüm! Sonra Osmanlı soyunun ve saltanatının sürdürülmesine çalışmak, kuşkusuz Türk ulusuna karşı en büyük kötülüğü yapmaktı. Çünkü ulus, her türlü özveriye başvurarak bağım­sızlığını sağlasa da saltanat sürdüğü takdirde, bu bağımsız­lık güvenli sayılamazdı. Artık yurtla, ulusla hiçbir gönül ve düşünce bağı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve ulus bağımsızlığının ve onurunun koruyucusu durumunda bulundu­rulması nasıl uygun görülebilirdi? Halifeliğin durumuna gelince, bunun bilim ve tekniğin ışı­ğa boğduğu gerçek uygarlık dünyasında gülünç sayılmaktan öte bir yanı kalmış mıydı?”

           

Mustafa Kemal ulusa “bilim ve tekniğin ışı­ğa boğduğu gerçek uygarlık dünyasında” onurlu bir yer açtı; “ümmi ümmet kul”lara, kimliksiz kadınlara onurlu yurttaş kimliği kazandırdı. Yayılmacının belirlediği, artık amacı iyice belli olan, içimizde ve dışımızda sıkıntılar yaşatan “yenidünya düzeni”nde ne yaşarsak yaşayalım, bütün yurttaşları, bu sıkıntılı süreçten çıkaracak olan yine Mustafa Kemalce düşünmek; devrimlere sımsıkı tutunmaktır. Çünkü Mustafa Kemalce düşünmek ussal, bilimsel, sanatsal olanla ulusal ve evrensel değerleri harmanlamaktır; yaratıcı, üretken olmaktır; hukukun üstünlüğüne güvenmektir; birbirimizi doğru anlamaktır; ortak dille ortak akıl üretebilmektir.

 

Biz, bu 10 Kasım’da da Mustafa Kemalce düşünmekten, Türk Devrimi doğrultusunda yürümekten, sevinçlerimizi ve acılarımızı yurttaşlık bilinciyle paylaşmaktan, sorunlara yurttaşlık bilinciyle çözüm üretmekten caymayacağımızı ulusumuza duyurmak istiyoruz!           

 

Bu duygularla önderimiz, öncümüz Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla, özlemle anıyoruz.                                                               

 

Dil Derneği Yönetim Kurulu»

 

*

“Yüzü ak ve temiz olmak”… Ve hep öyle olmak… Ne güzel, ne anlamlı bir söz. Mustafa Kemalce düşünenlere yakışan da budur.

 

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 10 Kasım 2011

 

 

_________________________

Not: Üstbaşlık İlgilik’e özeldir.

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.