Sözüm Eşek Milletinden Dışarı

İnsanlık ‘Eşeklik’ten Kurtulmanın Yolunu Bulabilir mi?

 

 

Köyün birinde usta bir semerci varmış; eşekler dahil, hemen heskesler memnunmuşlar ondan. Gel zaman git zaman, günü gelmiş köyün bu sevilen semercisi ölmüş. Ustanın öldüğü haberini başta eşekler, bütün köy kısa zamanda duymuş. Ahali “şimdi biz ne yapacağız” diye dertlenmeye, eşek milleti de köy meydanında toplanıp sevinçle tepinmeye, oynamaya başlamış.

 

İnsanlar bir yanda kara kara düşünür, eşekler bir yanda bayram yaparken yaşlı, hasta, terk edilmiş bir eşek duvar dibinde öylecene duruyormuş. Bayramcılardan birkaçı bu emektarın yanına gelip, “Herhalde senin haberin yok, semercimiz öldü, bak, bayram ediyoruz… Hadi sen de gel, iki çifte de sen atıver” demişler.

 

Gün görmüş ihtiyar eşek pek oralı olmamış, sadece, “Ne olmuş öldüyse” diye sırtını titretmiş.

 

“Ne olmuşu var mı” demişler, “artık özgür olacağız!”

 

Bizimki sormuş: “Nasıl bir özgürlükmüş bu?”

 

“Semerci olmayınca artık sırtımıza semer yapılamayacak, kırda bayırda istediğimiz gibi dolaşacağız” diye yanıtlamışlar onu.

 

Bu sözler üzerine gün görmüş eşek acı acı gülüp “Şaşarım sizin aklınıza” demiş, “sevineceğinize yas tutmalısınız. Rahmetli iyi kötü ölçünüzü bilirdi, sırtınız rahattı; bu insan milleti hiç semercisiz kalır mı, yarından tezi yok ucuzundan yeni bir semerci bulur… Onun acemiliği geçinceye kadar da sırtınız yaradan kurtulmaz. Hoş, o ustalaşamasa da siz alışır gidersiniz ya… Bakın, ben size söylemiş olayım: siz semerciden değil, eşeklikten kurtulmanın yolunu arayın. Siz eşek kaldıkça, sırtınıza semer yapan her daim bulunur; ama acemi, ama usta…”

 

*

‘Büyükanne’m, annemin anneannesi, “Yok yok, korkmayın, yokladı” derdi. 1939 kışı başlarındaki Erzincan depreminin yaraları daha kapanmamış, ’42’nin son günlerinde Niksar ve Erbaa’yla birlikte Tokat da sallanıyor… Evin bahçesinde kilimlerden oluşturulmuş çadırdayız… Büyükannemin etrafı sakinleştirmek için sık sık söylediği söz buydu.

 

Her davranışıyla dünyanın reisi olduğunu dayatan Amerika’yı 2007’de şöyle bir yoklayan ise ekonomik depremin öncüsüydü; büyükanne’min “yokladı” dediği artçılardan değil… Bizi de teğet falan geçmişti… O yoklayış, 2008’de yerini tam vuruşa bıraktı. Ve öz ve biçim değiştirerek insanlarda içten içe büyüyen bir yumruk olup ilk güç denemesini küresel ekonominin böğründe yaptı: Wall Street’i işgal eylemi!

 

Pek çok alkışlayanı olan tek merkezli küresel ekonomi, değişik merkezli bir karşı duruşu doğurmuştur artık. Evrensel bir yasa: etkiye tepki… Bu biçim ve öz değişimi, dönüşme süreci nasıl işler? Değişik merkezlilik çok merkezliliğe, sonunda da kendine özgü merkezli yeniden var oluş hareketine döner mi? İnsanlık, -sözüm eşek milletinden dışarı- ‘eşeklik’ten kurtulmanın yolunu bulabilir mi? Yoksa, yeni bir semercinin eline mi düşer? Şimdilik açıktan açığa alkışlayanları pek olmasa da bence bu sürecin önü açık.

 

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 18 Ekim 2011

 

© 2011 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.