‘Babalık’ Kavramını Yeniden Algılamak

Çocukların Koşulsuz Kahramanları: Babalar

 

Muzaffer Bilgili

 

 

“Başta babalar ile çocuklar olmak üzere herkesin, anne ile babayı birbirine karşı iki uçmuş gibi görmeden,

onları birer seçenek olarak görme yanılgısına düşmeden,

‘babalık’ kavramını anlaması, içselleştirmesi gerektiği inancındayım…”

 

İnal Karagözoğlu

 

 

Babalar Günü, Amerika Birleşik Devletleri’nde Washington’un kırsal bir bölgesinde yaşamını altı çocuğuna adayan ve tek başına onları büyük fedakârlıklarla büyüten bir babanın anısına, kızı Sonora’nın çabaları sonucunda armağan edilmiş.

 

1924 yılında Amerika’da resmen kutlanmaya başlanan bu gün, dünyanın hemen her ülkesinde, değişik tarihlerde de olsa, babalığın toplumdaki yeri ve etkisini bir kez daha vurgulamak üzere kutlanmakta. Şimdilerde ise, Babalar Günü, bütün tüketim toplumlarında olduğu gibi babaya armağanlar alınarak kutlanmaya çalışılıyor. Ancak, bu armağanlar alınıp verilirken babalık kavramı tam olarak anlaşılmış ve içselleştirilmiş midir? Yoksa, babanın geleneksel algılanış biçimiyle ‘eve ekmek getirmesi gereken’ rolü birinci, ‘çocukları cezalandırma’ görevi de ikinci sıradaki yerini mi korumaktadır?

 

Bu soruların yanıtlarının hâlâ tam olarak verilemediği, dünyanın birçok ülkesinde konuyla ilgili araştırmaların yapılmaya başlamış olmasından anlaşılmaktadır.

 

Çağdaş toplumlarda, kadın haklarıyla ilgili büyük aşamalar kaydedilmesine karşın, baba ve çocuk hakları konusunda yeterli düzenlemelerin yapılmadığı görüşü gittikçe ağırlık kazanıyor. Bunun sonucu olarak, başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde bu konularda devlet destekli konferanslar düzenlenmekte, ‘babalık’ kavramının yeniden algılanması için ülke düzeyinde resmi, ulusal ve akademik araştırma merkezleri kurulmakta, araştırmalar yapılmakta, elde edilen yeni yeni bulgular yayımlanmaktadır.

 

Çocukların yaşamında babanın yeri nedir ve ne olmalıdır?

 

Doğaldır ki bu sorulara en iyi yanıtı verecek olanlar yine çocuklardır. Babalarını en iyi tanıyan onlardır. Onlar, babalarını kendi algılamalarıyla yansız olarak değerlendirebilecek seziye sahiptirler.

 

Nitekim , 2001 yılında Seatle’da iki bin beş yüz çocuğun katıldığı ‘yılın babası’ konulu kompozisyon yarışmasında ‘baba’ kavramını anlatan çocuklar, o güne dek akla gelmemiş, düşünülmemiş tanımlamalarla ve deyişlerle babaların çocuklar için ne denli önemli olduğunu gösteren kompozisyonlarıyla değerlendirme kurlunun üyelerini şaşırtmışlar. Babanın verdiği sevginin, güvenin, yürek gücünün, bilgi ve teknoloji çağında büyüyen ve geleceği yönlendirecek olan bu yeni kuşağın yaşamında, başarısında ve mutluluğunda ne derecede önemli yer tuttuğu, araştırmaların yanı sıra çocukların bu anlatımlarıyla da belirlenmiş bulunuyor.

 

baba ile çocuğu

Bir baba çocuğuyla ya da bir çocuk babasıyla… Bu, pek çok şeyin de fotoğrafı.

 

Bugünün çocukları, babalarını yalnızca maddi ihtiyaçlarını giderecek ya da kendilerini cezalandıracak bir sembol olarak görmek istemiyorlar. Onları, gelecek korkularını yenebilmede, geleceklerini biçimlendirebilmede kendilerine yol gösterecek roller yüklenmelerinin ötesinde sevginin ve özellikle de güvenin kaynağı olarak görmek istiyorlar. Çocuklar babalarını, yaşamlarında başarılı olsalar da olmasalar da, kahramanları, ‘koşulsuz kahramanları’ olarak algılıyorlar. Babaları ile kendileri arasına başkalarının girmesini kabullenemiyorlar. Babalarıyla aralarına girecek kişi en yakınları bile olsa, bu onlarda isyan duygusu yaratıyor. Bu durum hukuktan kaynaklanıyorsa, adalete olan inançları kayboluyor: “Hâkim bize ne karışıyor? O benim ile babamın arasına giremez! O benim babam” diye başkaldırabiliyorlar.

 

Amerika’da 2008 yılında başlatılan ‘Sorumlu Baba Kampanyası’, baba sevgi ve ilgisiyle büyüyen çocukların okulda başarılı olduğunu, özsaygı kazandıklarını, empati sergilediklerini vurgulamakta. Bu arada, Vanderbilt Üniversitesi öğretim üyelerinden sosyolog P. Lewis, 2011’de bu konuda yaptığı araştırmanın bulgularını yayımladı. Lewis, çocukların babalarıyla yeterli zaman geçirmemelerinin çocuğun davranışlarını olumsuz yönde etkilediğini ve bu çocukların kabadayı davranışları sergilediklerini öne sürüyor. Babaların çocuğun yaşamındaki eksikliğin çocukları ne denli derinden etkileyip  canlarını yaktığı da, yine bu tür araştırmaların ortaya çıkardığı olumsuz bir durum.

 

Gelişmiş ülkelerde artık, babaların çocuklarının yaşantısındaki önemi, babaların çocuklarına ayıracağı, onlarla verimli olarak geçireceği zamanın topluma katkıları, çocukların da babalarından alacakları ruhsal güç, güven ve sevgi, kısacası baba ve çocuk hakları tartışılıyor. Buna karşılık geri kalmış ülkelerde ise, anne ve babası ayrı olan çocuklara ve o çocukların koşulsuz kahramanı olan babalara hâlâ önyargılar ve yasaklarla döşenmiş hukuk yoluyla -gelecekte toplum için nelere mal olacağı düşünülmeden- eziyet ediliyor.

 

Evet, yıllar geçiyor, yazılacak şeyler bitmiyor. Bitmeyecek de… Oysa, yine bir Babalar Günü daha kutluyoruz. Çocuklarını her koşulda sevgisiz ve bilgisiz bırakmamaya çalışan babaların Babalar Günü kutlu olsun…

 

İstanbul, 16 Haziran 2011

 

 

____________________

Kaynakça:

- http://www.acf.hhs.gov/

- http://news.vanderbilt.edu/2011/01

 

 

-*-*-*-  

İlgilik'in Notu:

 

 

- Yazarın bu alanda yayımlanan öbür yazıları:

Bir Anneler Günü’nde… -8 May. 2011

Bir İşkadını -23 Şub. 2011

Merdivenin İlk Basamağında -28 Mar. 2010  

“Ben Büyüyünce Babam Gibi Olacağım” -21 Haz. 2009

Pünhan Necef oğlu Abdullayev -30 May. 2009

Küresel Fırtına -20 Haz. 2008

 

- Üstbaşlık ile fotoğrafaltı İlgilik’e özeldir.

 

© 2011 MB.ilgilik

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. İnal Karagözoğlu said,

    Haziran 20, 2011 at 06:37

    Teşekkür

     

    Muzaffer Bilgili, alanım İlgilik’i yazılarıyla onurlandıran değerli bir kalem. İÜ İktisat Fakültesi’ni bitirmesinin hemen ardından 1960 yılında Başak Sigorta’da görev alan Bilgili, bütün çalışma yaşamını bu şirkette geçirdi. Sigortacılığının yanı sıra yazı yazmayla olan bağını hiç koparmayan Bilgili, mesleğinde adım adım ilerleyerek 1991 ortalarında genel müdürlüğe yükseldi. İş dünyamızda başarılı kadın yöneticiler listelerinde yer almış bir işinsanı olarak da tanınan Muzaffer Bilgili, 43 yıllık mesleğini, Başak Sigorta’nın Fransız sigorta şirketi Groupama International’a satılacağının kesinleşmesi üzerine emekliliğini isteyerek 2003 ortalarında noktalamıştı.

     

    Muzaffer Bilgili’nin İlgilik’te yayımlanan öbür yazıları sırasıyla, Küresel Fırtına -20 Haz. 2008 , Pünhan Necef oğlu Abdullayev -30 May. 2009 , “Ben Büyüyünce Babam Gibi Olacağım” -21 Haz. 2009 , Merdivenin İlk Basamağında -28 Mar. 2010 , Bir İşkadını -23 Şub. 2011 , Bir Anneler Günü’nde… -8 May. 2011 . Bunlardan, “Merdiven’in İlk Basamağında” ile “Bir İşkadını”, yazarın, ‘iş dünyasında kadın olmak’ konusunu kendi iş yaşamından kesitler vererek anlattığı yazılar.

     

    *

    Muzaffer Bilgili, bu son yazısının başında, önceki yıl Babalar Günü dolayısıyla İlgilik’e yazdığı “Ben Büyüyünce Babam Gibi Olacağım” yazısına yaptığım yorumdan bir alıntı koymuş. Bu, benim için çok onur verici bir değerbilirlik; ancak, sözlerime bir yazının başında yer verilmesi beni utandırmadı değil. Teşekkür ederim Muzaffer Hanım, bu sizin alçakgönüllülüğünüz…

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.