“Canal Istanbul, PM Erdogan’s Crazy Project”?

Hiç de Bile…

 

 

Her şeyden önce şunu söyleyeyim, bu konu öyle düzgün bir dille anlatılabilemez; o yüzden, az biraz ‘Osmanlı’ takılacağım, az biraz da ‘yeni tatlı su Frenkleri’ne* mahsus jargondan lügatler yazacağım. Bir de, ‘crazy, çılgın’ sözüne bakmam lazım öncelikle… Bir yansıma sözcük (‘onomatope’ dedikleri şey) olan ‘çılgın’ın birincil anlamı şu: ‘davranışlarında aşırılığa kaçan, aşırı davranışlarda bulunan kişi; hâşâ huzurdan deli, mecnun’. Tabii, delilik, mecnunluk da insana mahsus bir durum. Bu sözcüğe son zamanlarda yüklenen bir anlam daha var, ‘çok büyük, aşırı, olağanüstü’ demek oluyor. ‘Felaket güzel’ gibi nev-zuhur bir laf olaraktan kullanılıyor…

 

Asıl diyeceğim ise şu: dilimizde İngilizceselliğe doğru bir gidiş var, ve Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dün ‘çılgın proje’ tanımlamasıyla açıkladığı ‘Kanal İstanbul’ adı da –yabancı basın-yayında, örneğin, dünkü Euronews’ta Turkey’s PM unveils ‘crazy’ canal project diye verilen haberde görüldüğü gibi böyle bir şey işte…

 

Bu tasarının açıklanmasıyla birlikte pek çok çevre dumur oldu. Ama ben ‘şaşırmadım’ (ne zamandır bu lafı kullanmak istiyordum, işte kullandım). Evet, bu crazy project beni ‘şaşırtmadı’. Bence tasarı gayetle güzel; çılgın mılgın da değil; aklı başında, ayakları yere basan bir düşüncenin ürünü. Zamanlaması ise dokuz sekizlik… Helal olsun, diyorum… Ama bakıyorum, Canal Istanbul duyulur duyulmaz muvafığı-muhalifi, haset duyanları-kıskananları, mimarları-mühendisleri, şehircileri-hukukçuları, kalem erbapları-iş çevreleri, çevrecileri-iktisatçıları, ben diyeyim ağzı olanlar, bir başkası desin işi olmayanlar başladılar döktürmeye… Oysa, bu iş bizi seçim sath-ı mailinde iyi götürür, bize her şeyleri unutturur; daha ne isteyelim… Özetle, projeyi kötüleyenlere bir çift sözüm olacak: hiç de bile…

 

 

 PM Erdogan's Crazy Istanbul Project Crazy project: Canal Istanbul. Bu projenin gerçekleşmesiyle oluşacak olan yeni yarımada ile adada ‘peninsula’lı, ‘island’lı isimler olmaz ise pek şaşırırım. (Fotoğraf için Beş N Bir K Com’dan yararlanıldı.)

 

Benim olaya muhalefetim ise, projenin gerçekleşmesi sonucunda dilimize ‘Kanal İstanbul’ misali yeni yeni terkiplerin girecek olmasına. Bunun böyle olacağına, hatta hayal bile edemeyeceğim laflarla karşılaşılacağına olan inancım sonsuzdur. Bunların öncülerini epey zamandır orada burada görüyorum. Son zamanlarda da televizyonlarda, gazetelerde koca koca, göz alıcı, albenili tanıtımlar çıkıyor: başta İstanbulumuz, büyük şehirlerimizde yeni yeni oluşturulan rezidans adacıkları için bulunan adlar ne ‘harika’ şeyler!… Şaşırmaksa, işte ben bunlara şaşırıyorum.

 

Sayın Başbakanımız ne dedi? “İstanbul’da bu projeyle beraber iki yarımada, bir ada oluşuyor.” Bu oluşacak yeni yarımada ile adada ‘peninsula’lı, ‘island’lı isimler gırla gitmez ise şaşırırım, ayrıcana da hatırım kalır, şimdiden söylemiş olayım. Bu arada, uyanıkların aklına düşürmüş olmayayım bu sözcüklerin kullanım haklarını almayacağımı da beyan ederim.

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 28 Nisan 2011

 

 

_______________

* tatlı su Frengi: Osmanlı döneminde İstanbul’a kalıcı olarak yerleşmiş ve yerli halkın bir parçası hâline gelmiş olan Avrupalılar’a verilen ad, Levanten.

 

 

 

© 2011 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.