24 Nisanlar’da…

‘Ermeni Soykırımı’ Savlarının Sonu Nereye Varacak?

 

 

Devletler var, tarihleri boyunca hep sömürgeci olagelmişler. Son dünya olaylarına bir bakalım: bunlar, önce domino taşlarını kuruyorlar, sonra birilerine bir parmak attırıyorlar, domino etkisi türünden facialar serileri izliyoruz.

Bu sömürgenler, ‘Dünya Siyaset Sahneleri’nde oyunlar sergileyen ‘hisseli kumpanya’nın başoyuncuları… Başaltı oyuncuları falan yok, sadece figüranları var; onları gezdikleri memleketlerden ayarlıyorlar. İşin acı yanı, her ülkede figüranlığa teşne çokça çevre, çokça odak var; ücreti mukabilinde ya da boğazı tokluğuna…

 

‘Hisseli kumpanya’nın ‘Türkiye Sahnesi’ne koyduğu oyunlardan ‘Ermeni Soykırımı’ pek tuttu. 

 

Kumpanyacılar, bir zamanlar kimi yardakçılarıyla birlikte geçen yüzyıllarda Osmanlı Devleti’ni kıskaca almışlardı, şimdi de ‘onun mirasçısı’ saydıkları Türkiye Cumhuriyeti’nde sahneliyorlar oyunlarını… Bizi ‘Ermeni soykırımı’yla suçlamaları, parlamentolarında bu soykırım savını tanıma kararları almaları, soykırım anıtları dikmeleri, “Ermeni soykırımı yoktur” demeyi suç saymaları ve bizim de bu savı kabul etmemizi dayatmaları, ‘sömürgeciliğe dayanan varlıklarını sürdürme, bu varlıklarını daha da güçlü kılma’ amacına ulaşmanın kararlı adımlarından başka bir şey değil. Bu adımları ‘insanlık adına’ atıyor görünmeleri ise, kendi geçmişleriyle de çelişen ikiyüzlülükten başka hiçbir anlam taşımıyor.

 

‘Ermeni Soykırımı’ oyununun bu kadar tutmasında Batı işbirlikçileri ile ‘Batı karşıtı’ görüntüsü içinde olanların bilinçli çabalarının payı büyük. Bu çevreler, hayli zamandır Türk toplumuna, Türkiye’nin ‘Ermeni soykırımı savı’nı kabul etmesi gerektiği fikrini aşılama çabası içindeler. Bu başarırlarsa, ulusumuzun alnına kara bir leke sürülmüş olacak. “Geçmişimizle yüzleşmek, tarihimizle barışmak” söylemlerinin başka bir açıklaması olabilir mi?

 

Peki, Ermeniler bu oyunun neresinde? Onlar figüran bile değiller, sahnede sadece bir fon, bir araç…

 

Öte yandan, ‘Ermeni soykırımı savı’, Türkiye’nin buna benzer savları kabul edip etmeyeceği konusunda bir denemedir de. Batılı sömürgenler Lozan’ı hiçbir biçimde hazmetmiş değiller ve bu suçlamayı kabul etmemizin ardından başta Sevr’in hortlatılması, önümüze sürecekleri başka başka şeyler var sırada.

 

*

Başlıktaki soruyu doğru yanıtlayabilmek için, ‘Ermeni Soykırımı’ oyununu kotaranların dillerinden düşmeyen ‘24 Nisan 1915’ tarihinde ne olduğunu iyi bilmek gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın genelağdaki yerinden* okuyorum:

 

«Ermeni Sorunu, İddialar – Gerçekler

 

24 Nisan 1915

 

Rus ve İngiliz kışkırtmaları sonucunda meydana gelen isyan ve katliamlar karşısında Osmanlı Hükümeti, herhangi bir önleme başvurmadan önce Ermeni Patriği, Ermeni milletvekilleri ve Ermeni cemaatinin ileri gelenlerine ‘Ermenilerin Müslümanları arkadan vurmaya ve katletmeye devam etmeleri hâlinde gerekli önlemleri alacağını’ bildirmekle yetinmiştir. Ancak, olaylar durmak yerine giderek yoğunlaşınca, ordunun birçok cephede savaş hâlinde bulunması nedeniyle cephe gerisinin emniyete alınması ihtiyacı doğmuştur.

 

Bu maksatla, 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni komiteleri kapatılarak, yöneticilerinden 2345 kişi devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan tutuklanmıştır. Osmanlı Hükümeti’nin bu kararı üzerine hareket geçen Eçmiyazin Katalikosu Kevork, ABD Cumhurbaşkanı’na şu telgrafı göndermiştir:

 

“Sayın Başkan,

 

Türk Ermenistanı’ndan aldığımız son haberlere göre, orada katliam başlamış ve organize bir tedhiş Ermeni halkının mevcudiyetini tehlikeye sokmuştur. Bu nazik anda Ekselanslarının ve büyük Amerikan Milletinin asil hislerine hitap ediyor, insaniyet ve Hıristiyanlık inancı adına, büyük Cumhuriyetinizin diplomatik temsilcilikleri vasıtasıyla derhal müdahale ederek, Türk fanatizminin şiddetine terkedilmiş Türkiye’deki halkımın korunmasını rica ediyorum.”

 

Başpiskopos Kevork’un telgrafını, Rusya’nın Washington Büyükelçisi’nin ABD’deki temasları izlemiştir. Bütün olup biten, yasadışı Ermeni komitelerinin kapatılması ve elebaşlarının tutuklanması olmasına rağmen, olayı bir ‘katliam’ gibi göstermeye çalışan Ermeniler, başta ABD ve Rusya olmak üzere, çeşitli sömürgeci devletleri kendi saflarına çekmeye çalışmışlardır.

 

Diaspora Ermenileri’nin her yıl sözde ‘Ermeni soykırımının yıldönümü’ diye andıkları 24 Nisan, devlet aleyhine faaliyette bulunan ve masum insanları katleden 2345 komitecinin tutuklandığı tarihtir. Görüldüğü gibi bu tarih, sözde ‘soykırım’ şöyle dursun, sözde ‘soykırım’ iddialarına temel oluşturduğu iddia edilen ‘yer değiştirme’ uygulamasıyla bile ilgili değildir.»

 

*

Batılı sömürgenlere araç olmayı içlerine sindirenlere sözüm yok; seslenmem kendisini bilenleredir: yukarıdaki satırlar ya doğrudur ya da yanlış; en ufak kuşkusu olan araştırsın. İnsan olmak bunu gerektirmez mi?

 

Ve başlıktaki sorunun yanıtını toplumun bu konudaki bilgi düzeyi belirleyecek.

 

 

İnal Karagözoğlu

24 Nisan 2011

 

 

__________________

* http://www.kulturturizm.gov.tr/TR/belge/1-399/24-nisan-1915.html

 

Güncelleme: 8 Oca. 2015 Pe.

Yazımda yaptığım alıntının kaynağına, yani, vaktiyle bu yazıyı yazarken yararlandığım Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın genelağdaki yerindeki http://www.kulturturizm.gov.tr/TR/belge/1-399/24-nisan-1915.html bağlantısında yer almakta olan “Ermeni Sorunu, İddialar – Gerçekler” başlıklı belgeye bugün (8 Oca. 2015 günü) ulaşamıyorum. Sanıyorum, bu belge kaldırılmış; dilerim yanılıyorumdur. İK

 

© 2011 İK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. İnal Karagözoğlu said,

    Ocak 8, 2015 at 11:42

    Kaldırılmış Olabilir mi?

    Bu yazının bağlantısını bugün (8 Oca. 2015) bir münasebetle Facebook’ta vermiştim; bir arkadaş, yazıya Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın genelağdaki yerinden ( http://www.kulturturizm.gov.tr/TR/belge/1-399/24-nisan-1915.html bağlantısından) yaptığım alıntıda geçen tutuklanan kişilere ilişkin sayının 2345 değil, 235 olabileceğine dikkat çekti. Bunun üzerine hemen Bakanlığın genelağdaki yerine gittim, ancak, ne kadar aradıysam da alıntı yaptığım “Ermeni Sorunu, İddialar – Gerçekler” başlıklı belgeyi bulamadım. Sanıyorum, bu belge kaldırılmış; dilerim yanılıyorumdur.

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.