DD: “Bu, Yayılmacı Anlayışın Dayatması”

Yabancı Öğretmenlerle

‘Ulusal Dil Siyasası’ Oluşturulacakmış!

 

 

Haber şu: “40 Bin Yabancı Öğretmen Geliyor”. Atamalarını bekleyen ‘öğretmen’ diplomalılar, ‘sözleşmeli öğretmen’ uygulaması vesaire derken bu haber bayağı ‘iyi’ geldi… “Bu ne iş”in yanıtını kısa yoldan öğrenmek için TRT’nin haberi okumak yetiyor:

 

“Milli Eğitim Bakanlığı, dil eğitiminde devrime hazırlanıyor. 40 bin yabancı öğretmen getirilecek. Türk öğretmenler de yurtdışına gönderilecek.

 

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), İngilizce öğretiminde yeni bir sisteme geçmeye hazırlanıyor.

 

Buna göre yurt dışından getirilecek yabancı öğretmenler Türk öğretmenlerle derslere girecek.

 

Okullarda İngilizce pratik yapılacak ‘English cafeler’ açılacak.

 

‘Yabancı Dil Öğretiminin Geliştirilmesi Projesi’ oluşturan Milli Eğitim Bakanlığı, 4 yıl içinde her yıl 10 bin olmak üzere toplam 40 bin anadili İngilizce olan yabancı İngilizce öğretmeni Türkiye’ye getirecek.

 

Bu öğretmenler derslere girerek öğrencilere İngilizce öğretecek.”

 

Yaklaşık 1,5 milyar liralık maliyeti olacağı bildirilen bu tasarı gerçekleştğinde, ulusal bir dil politikasına sahip olmuş olacakmışız.

 

Bu haber TRT’nin genelağ alanına dün (24 Mart 2011) saat 11:00:30’da girdi, bir saat kadar sonra da şu ekleme yapılarak güncellendi:

 

“Çubukçu Eleştirilere Yanıt Verdi

 

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, yurt dışından 40 bin İngilizce öğretmeni getirilmesi çalışmalarına yönelik eleştirilere cevap verdi.

 

Çubukçu, bu öğretmenlerin öncelikle birer yıllık sözleşmeyle geleceğini ve ülkemizdeki öğretmenlerden fazla ücret almayacağını söyledi.

 

Nimet Çubukçu ayrıca projeyle çok ciddi sonuçlar alacaklarını ve velilerden güzel tepkiler aldıklarını dile getirdi.

 

Proje kapsamında ilk aşamada 3 bin Türk İngilizce öğretmeninin de yurt dışına gönderilmesi planlanıyor.”

 

Demek neymiş?

 

1- Türk İngilizceciler sakın ha üzülmesinlermiş dışarıdan gelenler bizden çok para alacaklar diye; 2- veliler bu işe pek sevinmişlermiş çocuklarımız İngilizce İngilizce şakıyacak diye; ve 3- kendilerini talihli sayma durumunda olan 3 bin arkadaş da bavullarını hazırlamaya başlasınlarmış yolculuk görüldü diye…

 

Ve böylece, bütün dertler sona ermişmiş…

   

*

Keyifler işte böyle yerindeyken ‘DD’ denen Dil Derneği de bugün tutmuş, kafa karışıklığına yol açacak “Yabancı Öğretmenlerle ‘Ulusal Dil Siyasası’ Oluşturulacakmış!” diye bir laf etmiş ortaya… ‘Dernek Başkanı Sevgi Özel’ imzasıyla şöyle deniyor:

 

“Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ‘Yabancı Dil Öğretiminin Geliştirilmesi’ için bir ‘proje’ hazırlamış; bu yolla ‘ulusal bir dil politikası’ oluşturacakmış. Yurt dışından anadili İngilizce olan öğretmenler getirilecek, okullarda ‘English cafe’ler açılacak, TV’lerde ‘popüler’ çizgi film ve programlar altyazılı yayımlanacak, okulöncesini de kapsayacak bir dizi uygulama başlanacakmış. ‘Yabancı dil mevzuatının yenilenmesi, eylem planı hazırlanması, İngilizce öğretiminde kullanılan program ve materyallerin standartlara uygun olarak yenilenmesi, yabancı dil öğretmeni istihdam kriterlerinin yeniden belirlenmesi, proje tamamlanıncaya kadar (4 yıl içinde) her yıl 10 bin olmak üzere toplam 40 bin yabancı öğretmen alınması, tatillerde yabancı ve Türk öğretmenlerin birlikte çalışması, ders saatleri dışında birlikte etkinlikler düzenlemesi’ öngörülüyormuş.

 

Görülüyor ki ulusal eğitimi beceremeyenlere, yabancı dille öğretim de yetmemektedir.

 

Birçok okulda uzun zamandır yabancı dille öğretim yapılmaktadır. Bu uygulama, bağımsız bir ülkede ulusal eğitim siyasası değil, yayılmacı anlayışın dayatmasıdır. Bilimciler, sağduyulu aydınlar, yabancı dil öğretiminin doğru, yabancı dille öğretimin yanlış olduğunu yıllardır bilimsel verilerle dile getirmektedirler. MEB tüm uyarılara ve ülkenin bilimsel birikimine arkasını dönerek ulusal eğitimden, ulusal eğitimi besleyecek evrensel bilgi ve uygulamalardan uzaklaşmış, eğitim ilkokuldan üniversiteye dek her aşamada siyasallaştırılmıştır.

 

● 40 bin yabancı öğretmenle 40 bin okulda, binlerce çocuk ve genci İngiliz ya da Amerikalı gibi konuşturabilirsiniz; ama kendi diliyle düşünmeyi değil, önce o dille düşünmeyi öğretirsiniz.

 

● Bilimsel verileri, bilimcileri yok sayarak ‘iki dilde’ eğitim tartışmaları sürerken ülke topluca İngilizceyle düşünmeye koşullandırılmaktadır. Bu durum çok yakında Türkçenin ve ülkemizde konuşulan dillerin üzerine kalın bir perde çekecektir.

 

● Okullarda MEB eliyle ‘English cafe’ler açılacak olması övünülecek değil utanç duyulacak bir uygulama olacaktır!

 

Yabancı dille öğretim, yiyecek, giyecek, konaklama, eğlenme yeri, radyo ve TV adlarındaki, konuşma ve yazı dilindeki yabancı sözcük saldırısı sürerken MEB’e sormak istiyoruz:

 

► Siz bu ülkeyi ve bilincimizi kirleten görüntüden hoşnut musunuz?

 

► Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına Türkçeyi niçin öğretemiyorsunuz?

 

► Türkçe öğretmenlerini niçin iyi yetiştiremiyorsunuz? Öğretmenler niçin pırıl pırıl konuşup yazamıyor? Niçin çocuk ve gençlerin dil bilincini pekiştiremiyorsunuz?

 

► Öğretmen, profesör gibi sanı olan bakan ve milletvekilleri, eğitimli sayılan yurttaşlar niçin doğru konuşamıyor?

 

► Yabancı dille öğretimi yaygınlaştırarak eğitim kurumlarının çoğunu yayılmacı anlayışa sunmuştunuz; şimdi eğitim kurumlarının tümünü yayılmacı anlayışa altın tepside sunmuyor musunuz?

 

► Gelişmiş ülkelerde bağımsızlığın simgesi, sağlıklı öğretmeyi başardığı, sağlıklı eğitim verdiği dilidir; soruyoruz, nedir bu aymazlık; ‘işgal’ altında mıyız; sömürge miyiz?

 

► Bu uygulama 1950’lerin ‘barış gönüllüleri’ni anımsatmıyor mu?

 

► İngilizce öğretmenlerinin iyi yetişmesi, öğretecekleri dile egemen olmaları için olanaklar yaratmak yerine niçin yayılmacı anlayışa ödün verme yolunu seçiyorsunuz?

 

Eğitimi yönlendirenlere sesleniyoruz: seçtiğiniz yol karanlıktır; ülkeyi nereye çıkaracağı bellidir. Ülkesini, çocuk ve gençlerin geleceğini her şeyden çok önemseyen aydınlar olarak sizleri uyarıyoruz: Türkçeyi doğru öğretmeye bakın; yabancı dille öğretimden vazgeçin, herkes için yabancı dil öğretimi ve tüm öğretmenlerin iyi yetişmesi için Atatürk’ün ‘manevi’ kalıtı akılcı olana ve bilime tutunun!

 

Bütün yurtseverlere, bilim ve sanat insanlarına sesleniyoruz: MEB’in iç ve dış siyasadaki kargaşa ortamında araya sıkıştırıverdiği bu yanlış uygulama, bütün ulusun sorunudur! Aydınların, özellikle bilim ve sanat insanlarının suskun kalması, açılacak derin yaraya tuz basmak olur!

 

Saygılarımızla.”

 

*

Biliyorum, ‘uzun’ kaçtı. Böyle sıkıntılı şeylere gelemeyiz. İyisi mi, “I am an English boy. My name is George Brown. Mr. and Mrs. Brown are my father and mother” konusu bir başka sefere kalsın. Ama unutmadan: İlahi E. V. Gatenby, toprağın bol olsun!

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 25 Mart 2011

 

© 2011 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.