DD: “RTÜK’ün Dili Radyo ve TV’lerdeki Bozuk Dille Benzeşiyor”

Bir Yararı Olur mu? Belki…

 

 

Radyo ve televizyonculuğumuz maşallah günden güne serpilip büyüyor. Bundan gurur duymalıyız, değil mi? Ne gezer!?… Her serpilip büyüme ‘gelişme’ olsaydı, ne iyiydi, ama değil; bunun kanıtı, pek çok radyonun, televizyonun hemen her an elbirliğiyle gözlerimize, kulaklarımıza soktuğu yakışıksızlıklar… Ve bunların verdiği zararlar… Anlat anlat bitmez.

 

Dil Derneği (DD), bugün (22 Mart 2011), bu yakışıksızlıklardan sadece bir bölümü, dile ilişkin olanlar konusunda radyo ve televizyonlara bir çağrıda bulundu. ‘Reyting’ savaşlarına batmışlara bir yararı olur mu? Belki…

 

DD Yönetim Kurulu Başkanı Sevgi Özel’in imzasıyla yapılan bu çağrıyı alanıma taşıdım.

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 22 Mart 2011

 

 3 yıldız

 

«Radyo ve Televizyonlara Çağrı!

 

 

Televizyon (TV) ve radyoların türlü işlevleri vardır; türlü izlencelerle topluma seslenirler. Bu nedenle kullandıkları dil çok önemlidir; yazık ki televizyon ve radyolarımız, “Halk böyle istiyor” gibi tartışmaya açık bir anlayış ve “çok izlenme” kaygısıyla dil konusunda özenli olmadıkları gibi dili kötü kullananları ödüllendirmektedirler.

 

TV ve radyoların özensiz dili, ortak (resmi) dilimiz Türkçeye saygısızlık boyutuna ulaşmıştır. Radyo ve TV’ler okul değildir; ancak Türkçeyi doğru kullananların yolunu açarak görevleri arasına eğiticiliği de alabilirler. Ulusal eğitim doğru yönetilemediği için ortak dilimiz Türkçe de doğru öğretilememektedir. Öte yandan TV ve radyolar güzel yüzlü, güzel sesli ve ünlü kişilerle çok izlenme yarışındadır. Türkçenin doğru, etkili kullanılması için emek ve para harcamaktan kaçınmaktadırlar. Oysa TV ve radyoların güzellik anlayışı, Türkçeyi doğru konuşan kişiler ve hizmetiçi eğitimle taçlandırılabilir. Türkçeyi doğru konuşan ve yazanlarla kotarılan yayıncılık da bütün iletişim araçlarına örnek ve yol gösterici olacaktır.

 

* TV ve radyoların dil sorunu cezalarla, yasaklarla çözülemez. Yasalara, düşünce özgürlüğünü kısıtlamayan denetimlere saygılıyız; ancak konuya Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) gibi bakmıyoruz; RTÜK’ün bilgisunar (internet) sayfalarındaki anlatım ve yazım yanlışları, bu kurulun dilinin de birçok radyo ve TV’de kullanılan bozuk dille benzeştiğini göstermektedir.

 

* Özel TV ve radyoların çoğunun adı yabancıdır. TV ve radyolardaki dil sorunu, yabancı adlandırmayla başlamıştır. Kimi TV’lerin kendi adını ve TV kısaltmasını bile İngilizceymiş gibi seslendirmesi gülünçtür; ayıptır.

 

* Birçok TV ve radyoda izlence adları İngilizce, son zamanlarda da Arapçadır. Sunucular karma dille konuşmakta, Türkçe ve yabancı sözcükleri yanlış seslendirmektedir.

 

* Kimi haber sunucuları gibi, olay ve oluşumları canlı yayında aktaran genç haberciler, başı sonu belirsiz tümcelerle, yanlış seslendirmeyle toplumsal belleği kirletmektedir. Deprem, kaza gibi acı olayları, siyasal oluşumları aktarırken boz bulanık tümceler kuran, Türkçe ve yabancı sözcükleri yanlış kullanan habercilerle sunucular, toplumun dil bilincini yaralamaktadır.

 

* Haber izlencelerinde bile duyulan “bye bye, okey, süper; hayırlara vesile olsun, Allaha emanet ol…” gibi kullanımlar, Türkçedeki birçok esenleşme, onaylama, coşku yansıtan öğeyi yok etmektedir.

 

* “Medya, performans, vizyon, misyon, sponsor, show, stand up, moderatör…” gibi onlarca İngilizce sözcük radyo ve TV ağzıyla yaygınlaşıp eğitim diline bile girmiştir.

 

* Özellikle gençliğin özne olduğu dizi ve izlencelerde, izlence boyunca sözcükleri bozmak, özel adlara bile sövgü, aşağılama anlamı katmak; yerli yersiz, sürekli argo kullanmak; kullanımdan düşmüş eski sözcükleri yanlış söylemek; sözcük ve tümce bozmayı gülmece diye sunmak ortak dile saygısızlıktır. Eğlence ve “magazin” diliyse, ölçünlü dil açısından bakıldığında içler acısı durumdadır.

 

* Birçok radyo ve TV’de çocuk izlencelerinin dili yaşamdan kopuk ve bozuktur; çevirileri kötüdür; dünya klasiklerine ya dinsel/ırksal öğeler ya da başka “ideolojik” iletiler yerleştirilmektedir. Çocuklar da karma bir dille düşünmeye değil düşünmemeye, kötü konuşmaya yönlendirilmektedir.

 

Biz; birilerinin saygısızca yakıştırdığı gibi, “dil polisi, dil zabıtası” filan değiliz. Siyasa ve ekonomideki olumsuzluklar yüzünden kültürel açıdan da kuşatıldığımızı görüyoruz. Genel sorun ve sıkıntılar, kuşkusuz ilkin ortak dili etkileyecektir. TV ve radyolar, dili bozarak bu kötü gidişe çanak tutmamalı; bozuk düzenin parçası olmamalıdır.

 

Bireyin, düşüncesini özgürce aktarmasının, olup bitenleri doğru algılamasının tek aracı dildir. Ortak dilimiz Türkçeye sahip çıkmak; ölçünlü dilin doğru kullanımı için bilimsel akılla öneri ve eleştiri geliştirmek, yanlışı olanları uyarmak, hepimiz gibi TV ve radyoların da görevidir.

 

Saygılarımızla.»

 

____________________

Üstbaşlık ile anabaşlık İlgilik'e özeldir.

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.