BOP Dediğin…

Bir Ufak Sözcüğün Çevresinde

 

 

Benim çocukluğumda ‘bopstil’ diye bir söz vardı. Kötü bir anlamı olduğunu sezerdim: bizim oralarda, garip görünüşlüler için söylenirdi sanki… Mesela, annemin öğretmen arkadaşlarından birisinin bir yeğeni vardı, mahallede çocuklar onun arkasından “Bopsitiiil” diye bağırırlardı. Ben daha on yaşıma gelmemişim… Çok sonraları öğrendim, bu laf, ’40 yıllarında ortaya çıkmış bir caz biçimi olan ‘bop’tan geliyor: züppece giyiniş biçimine denmekteydi; ama çocukluk yıllarımın ‘bopstil’ lafı halk arasında sıfatlaşmıştı.

 

Derken bir film geldi Tokat’a: Tulsa. Yıl 1950 falan… Film, Amerika’nın petrol bölgelerinden Oklahoma’da zamanın kasabalarından Tulsa’daki petrol sondajcılarının serüvenleri üzerine kurulu… Ali Sabri’nin yazlık sinemasında oynadıydı… Zaten bir tek bu sinema vardı. En az iki kere seyretmiş olmalıyım. Filmin baş kadın kişisi Cherokee Lansing (Susan Hayward), filmin bir yerinde -bir bar sahnesindeydi diye hatırlıyorum- etrafındakilerle muhabbetteyken, tezgâhın üzerine Mors alfabesiyle tıklar: “•••  –•  –––  –•••”. “Snob…” Ve hemen perdeye altyazı olarak düşer: “Züppe”. Cherokee bu nitelemeyi, ileride gönlünü çelecek olan Brad Brady (Robert Preston) için yapmıştır. Brad, o sırada mekânın bir başka köşesindedir ve kızların ilgisini çeken bir havadadır…   

 Tulsa’lardaki o romantik çağ tozlu film raflarında kaldı. (Fotoğraf www.imdb.com kaynağından)

 

Bu arada bir başka coğrafyada bir garip şair, ‘züppece hâlleri olan’ bir kıza seslenmiştir kısacık ömrünün bir baharında**:

 

“Gel benim canımın içi, gel yanıma;

İpek çoraplar alayım sana;

Taksilere bindireyim,

Çalgılara götüreyim seni.

Gel,

Gel benim altın dişlim;

Sürmelim, ondüle saçlım, yosmam:

Mantar topuklum, bobstilim, gel.”

 

Biraz daha büyüdüm, bu sefer de ‘bop’ diye bir sözle karşılaştım. Oyun zekâsına sahip değildim ama türlü oyunlar oynayan pek çok arkadaşım oldu. Bazen denk gelirdim: oturmuşlar bir masanın dört bir kenarına, ‘pas, rölans, tek, çift, dol, rest’ diye bir şeyler söylüyorlar; ‘bop’ da işte bu lafların arasında geçerdi… 

 

Derken derken, ülkemiz açısından ‘6. Filo’ya karşı olmak’ başlığı altında toplanabilecek yurtsever eylemlere inat Amerikan yayılmacılığının bir göstergesi olarak kapımızı çalan yeni bir BOP… Bu bir kısaltmadır.

 

6. Filo Defol! 6. Filo’lara karşı olmanın resmidir.

(Fotoğraf http://www.bluemirrow.com/showthread.php?t=6557 kaynağından)

 

Ne demeye geliyordur BOP?

 

Aslında bu, bir kısaltılmış adın kısaltması. Kısaca ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ denen şeyin kısaltması… Uzun uzadıya yazarsak, ‘Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesiyle Ortak Bir Gelecek ve İlerleme İçin Ortaklık Projesi’nin kısaltması. Amerikancası, kısaca ‘Great Middle East Project’ dedikleri ‘The Partnership for Improvement and a Common Future with Northern Africa Region and Expanded Middle East Project’.

 

Şunu da belirmem gerekir, bu ad öyle durmuş oturmuş bir şey değil. Duruma göre değişiyor. Bizde mesela GOP, YDD vb. kısaltmalar da var; hepsi aynı kapıya çıkıyor. ‘Genişletilmiş Ortadoğu Projesi’, ‘Yeni Dünya Düzeni’ falan… Bunlar, ‘anadüşünce’ diyebileceğim ‘anaproje’nin patronu tarafından ortaya konan ve biçim ve içerikleri bir öncekinden bir sonrakine evrilen tasarıların adları.

 

Bu adlardan önceki hangisiydi sonraki hangisi, şimdiki ne, diye sormanın bir anlamı yok. Bütün bunların özü ne, sen ona bakacaksın. Amerikancadaki benim saptayabildiğim son kısa adı ‘The Broader Middle East and North Africa Initiative (BMENA)’. Adamlar kendi dilleriyle şunu diyor: “(This) is a multilateral development and reform plan aimed at fostering economic and political liberalization in a wide geographic area of Arab and non-Arab Muslim countries.” Bundan benim anladığım, adamlar, ‘Arap olsun olmasın geniş bir coğrafi alanda yer alan Müslüman ülkelerde iktisadi ve siyasi serbestliği sağlamayı amaçlayan çok yanlı bir geliştirme tasarısı’ koymuşlar ortaya. Yes, this is a book!…

 

Bu arada aklım, açıklamanın öznesinde geçen ‘broader (daha geniş)’ sözcüğüne takılıyor. ‘Great Middle East Project’ sözü yerine ‘Greater Middle East Initiative’ derkenki ‘greater (daha büyük)’ sözcüğüne de takıldığı gibi… Bu da, ‘The Partnership for Progress and a Common Future with the Region of the Broader Middle East and North Africa’nın az biraz kısaltılmışı. Büyük, daha büyük… Geniş, daha geniş… Beyim ne kadar kaldırabilirse… İştahı nereye kadarsa… Demiştim, duruma göre yeni yeni adlandırmalar, kısaltmalar…    

 

Böylece geldik BOP’un ve sairenin hikmetine:

İlk kez yüz doksan beş yıl önce Ruslar’ın ağzından çıkıp başkalaşım geçirerek İngilizler’in masasında başköşeye oturan ‘Şark Meselesi’*, bu kez, son dönemlerin dünya candarması Amerika’nın kafasında yeniden biçimlenmiş bulunuyor. “Bu işin fitilini 11 Eylül saldırısı ateşledi” dense de, aslında bu ateş ne zamandır Sam Amca’nın gönlündeydi; ben bunu bilir bunu söylerim.  

Sam Amca Sam Amca: “Seni, Birleşik Devletler Ordusu için en yakın askere alma merkezine istiyorum.” (Fotoğraf, tr.wikipedia.org kaynağından)

Ve iş, Müslümanlar’ın Batı’nın demokrasi değerlerine ve küresel düzene uyumlu hâle getirilmesini, özetle, Sam Amca’nın Müslümanlık’ı denetimi altına almasını öngören bir rapor doğrultusunda gerekçelendirilip biçimlendirildi. Bunu ben söylemiyorum, kayıtlar söylüyor. 

BOP girişimcilerine göre, köktenciler, gelenekçiler, çağcıllık yanlıları (ılımlılar) ve laikler diye sınıflandırılan Müslümanlar’ın ilk iki kümesi işe yaramazdı. Dini kamusal alanın dışına, insanların özel alanlarına konumlandıran laikler ise, siyaset ve değer yargıları bakımından Batılı görüşe sahiplerdi ama sola da yakındılar ve en kötüsü, Amerika’yı pek dosttan saymazlardı. Üstelik ulusalcı damarları da vardı. Dolayısıyla, bunlardan da hayır gelmezdi. Ve geriye çağcıllıkçılar kalıyordu işbirliği yapılabilecek kesim olarak. Onlar, Müslümanlık’taki katılığın yumuşatılmasına olumlu bakıyorlardı ve bu yönde arayış içindeydiler. Evet, Kuran’ın koyduğu ilkelere tam anlamıyla bağlıydılar, ancak, bugünün toplumsal koşullarına da saygılıydılar ve bu nitelikleri dolayısıyla, çağın demokrasi ilkelerine, değer yargılarına ve en önemlisi küreselleşme olgusuna karşı değillerdi. Girişimcilerin ‘ılımlı Müslümanlar’ dediği bu küme hem ‘demokratik Müslümanlık’ (‘ılımlı Müslümanlık’) için örnek gösterilebilir hem de bu yeni Müslümanlık türüne geçişin ‘önderi’ (aracı) olabilirlerdi.

  

Peki, ‘Proje’nin gerçekleşmesi için öncelikle neler yapılacaktı?

 

‘Ilımlı Müslümanlık’a her anlamda destek verilecekti, bu biiir. İkincisi, orda burda tasarlanan işe (‘Proje’ye) uygun önderler yaratılacaktı. Ve ‘Proje Eşbaşkanlıkları’ ihdas edilecekti. Bu işler yürüyedururken de, saptanmış olan Müslümanlık kümelerinden gelenekçiler hem eleştirilecek hem de köktencilere karşı desteklenecekti; köktenciler türlü çeşitli yol ve yöntemlerle hırpalanacaktı; laikler kümesinden uygun görülecek kesimlere görece destek verilecek ama Amerikan karşıtlarıyla, solcularla molcularla aynı safta yer almaları engellenecekti. Yani, okkanın altına köktenciler girecek, ılımlılara yürü ya kulum, denecekti. Böyle de oldu, olmakta…

 

BOP’çular, bu çizdikleri ‘yol haritası’ üzerinde hatırı sayılır yol almış bulunuyorlar.

 

BOP laflarının alıp başını gittiği bu halkoylaması arifesinde olaya ülkemiz bağlamında bakıyorum da, yargı görevlilerinin, askerlerin, yurtseverlerin hor görülüp gözden düşmelerini sağlayıcı durumları daha iyi anlıyorum, anlamlandırıyorum.

 

Ha, şunu unutursam büyük eksiklik olur: büyük devi ayakta tutan güçleri artık Tulsa’lar doyurmuyor. O romantik çağ tozlu film raflarında kaldı.

 

 

İnal Karagözoğlu

5 Eylül 2010 

 

 

 

____________________

* bkz. http://www.ilgilik.com/2008/04/10/10-nisan-vakasi.html

** Altın Dişlim, Orhan Veli (1914-1950).

 

 

 

Not: Bu yazı daha önce 5.9.2010 tarihinde yayımlanmıştı. İlgilik’in sunucusunda 27 Ocak 2011 tarihinde meydana gelen aksaklık sonucunda silinmiş olan yazıyı yeniden ekledim. İK, 18 Mar. 2011

 

© 2011 İK

© 2010 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.