Bu Torba Başka Torba

Kırba Gibi Mübarek!

 

 

Eskiden ‘zembil’ denen bir şey vardı, artık göreni bileni yok denecek kadar azalmıştır sanırım; ben yetiştim: hasırdan örülmüş, saplı, yassı, büyücek bir çanta… Şimdilerde hanımların taşımaktan pek hoşlandıkları, yaz aylarının gözdesi hasır çantaların ağababası. Koca bir torba. ‘Torba’ denince de hemen zembil gelir aklıma. Akşam eve elinde öteberinin yanı sıra yiyecek şeylerle dolu zembille dönen pek çok kişi görmüşlüğüm vardır.   

 

‘Zembil’ sözünü pek severim. Bende uyandırdığı ‘mûsikî’ duygusundan mıdır yoksa çocukluğumu anımsattığından mı, bilmiyorum. Küllenmiş bir okuma parçasını getirir aklıma: ‘Zembilli Ali Efendi’yi… Ya ilkokul ya ortaokul okuma kitabındaydı.. ya da ilkokul öğretmenimizin bize okuduğu bir parça…

 

İşin Zembilli Ali Efendi’ye kadar gitmesi, ‘torba’ yüzünden… İnsan zihni nasıl bir düzenekse, bir küçücük şey, âdeta zincirleme tepkimeyle bir dizi şeyi anımsatıyor, çağrıştırıyor bizlere.

 

‘Kırba’yı da söyleyeyim: zamanın evvelinde sakaların su taşıdıkları deriden yapılmış kap. Malzeme deri olduğundan, kırbayı ağzına kadar doldurup biraz bekledin mi, deri kendini salacağı için bir miktar su daha konabilirmiş. Çok su içenlere ‘kırba’ ya da ‘kırba gibi’ denmesi bundandır.

 

‘Torba’yı şimdilik herkesler bilir. O da kullanılmaz olacak ya… ‘Poşet’ sağ olsun! Ama yok, hanımlardan umutluyum, onlar torbayı da yaşatacaklardır.  

 

Buralara nereden geldim? ‘Torba yasa’dan.

 

‘Milletçe’ idrak ettiğimiz son torba yasa, bilmem anımsayan olur mu, ‘Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’du. Tarihi 7 Mayıs 2010, numarası 5982. ‘12 Eylül’e karşı bir yasa’ diye ortaya konan ve bu yılın 12 Eylülü’nde yapılan halkoylamasında milletin çoğunluğunun kabullendiği bu yasa bir torba yasa niteliğindeydi. İçinde, 12 Eylül karşıtlığının yanında birbirleriyle ilgisi olmayan pek çok konuyu barındırıyordu. Ama ne oldu? Millet bu yasayı, ‘12 Eylül’ü yok eden yasa’ diye bildi.

 

Milletin ancak bir kısmını ilgilendiren son torba yasa, ‘Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’. Bir ay önce kabul edildi; numarası 6082. Yasa’nın adını koyanlar ikinci ‘ve’ sözcüğü yerine ‘ile’ deselermiş iyi olurmuş. Ama mesele bu değil; sen, milletin bir kısmına kulaklarını kabarttıracak bir ad etrafında onunla alakasız işleri de düzenliyorsun: örneğin, erbaş ve erlere 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 77’nci maddesi bağlamında belli koşullarda 10 gün izin verilmesine ilişkin düzenlemenin Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu’yla ne ilgisi var? Bunun gibi, Türkiye Tabipler Vakfı’nca ‘Şifa Üniversitesi’ adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmasının? Peki, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 14’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ’31.12.2010’ tarihinin ’31.12.2012’ diye değiştirilmesine ne buyrulur? Adı üstünde, ‘torba yasa’… Ne bulduysan at içerisine!

 

Şimdi sıra sanıyorum, ‘Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’ ile ‘Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ namındaki torba yasası çalışmalarının ele alınmasında. Çok taze olan ikincisinin dört dörtlük bir ‘torba’ olacağı adından belli. Yakışır ama…

 

Sıra geldi Zembilli Ali Efendi’ye… Hazret, 1445’te Karaman’da doğmuş, ön öğrenimlerini burada yapmış, ardından İstanbul’a gidip zamanın değerli bilginlerinden dersler almış, türlü görevlerde bulunduktan sonra elli yedi yaşındayken şeyhülislamlığa yükselmiş. Ölünceye kadar süren yirmi üç yıllık bu görevi sırasında, her gün evinin penceresinden aşağıya bir zembil sarkıtarak milletin kâğtlara döktüğü dertlerini, sorunlarını toplayıp bunlara yazılı olarak yanıtlar vermesiyle, çözümler getirmesiyle ünlenmiş. ‘Zembilli’ lakabı işte buradan geliyormuş. Adaletli bir kişiymiş de.

 

*

Peki de, neden torba yasa yapılır?

 

Dayatmanın, gözden kaçırmanın, ‘ben yaptım oldu’ demenin ortak paydası olduğu için.

 

Ne diyordu Yonca Evcimik bir şarkıda? “Her şeyi çok bilirsin, / Her yaptığın olay; / Meydanı boş bulunca / Atıp tutmak kolay.”*

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 26 Aralık 2010 

 

 

___________________

* Laf Olsun Torba Dolsun; Söz: Zeynep Talu, Müzik: Aykut Gürel.

 

Not: Bu yazı daha önce 26.12.2010 tarihinde yayımlanmıştı. İlgilik’in sunucusunda 27 Ocak 2011 tarihinde meydana gelen aksaklık sonucunda silinmiş olan yazı yeniden eklendi. İK

 

 

© 2011 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.