Senaryo -27-

s e n a r y o

ya da bir sevdayı resmetmek

 

bir anlatı denemesi

 

 

inal karagözoğlu

 

 

-27-

 

sinemada

 

Film... Boşlukları doldurmak izleyicisine kalmış bir şey.

 

26 | 25 | 24 | 23 | 22 | 21 | 20 | 19 | 18 | 17 | 16 | 15 | 14 | 13 | 11 | 12 | 10 | 9 | 8 | 7 | 6 | 5 | 4 | 3 | 2 | 1

 

 

SAKARYA SİNEMASI’NIN İÇİ.  GECEYE DOĞRU. (GÜN VE ZAMANIN DEVAMI.)

Film bitmiş, sinema hemen hemen boşalmıştır. Sedat, yanında altı ve dört yaşlarındaki kardeşleri Aytunç ve Erdal’la birlikte büfenin yanında durmuş, biraz ötede Hacı’nın sinema çalışanlarıyla konuşmasını dinlemektedir.

Dağılan insanların kendi aralarında filme ilişkin konuşmaları… Geri dönüp unutulan eşyasını alanlar…

Dağılan bir sinema havasını veren sesler, bu havayı tamamlayan müzik.

HACI: Çok şükür, bugünü de gördük… Allah hepinizden razı olsun, bir dediğimi iki etmediniz.

SELÇUK: En az üç hafta oynarız Usta. Bak, asıl kıyamet yarın kopacak… Millet birbirinden işitip gelecek…

HAŞMET: Zekâi Bey akıllı adam vesselam…

HACI: Allah gani gani rahmet eylesin, Mustabey (Mustafa Bey) de çok iyi adamdı, çok ekmeğini yedim, mekânı cennet olsun, amma bu oğlu… Bu başka… Okumuş adam bir defa. İş de bilir… Aha buraya yazıyorum, beş seneye kalmaz, sinemacı dendi miydi, Zekâi Bey gelecek milletin aklına… Cebeci’de de bir inşaat başlattı ki, bin beş yüz adam alacakmış.

SELÇUK: Adı belli olmuş mu Usta?

HACI: Yıldız. “Sinemaların yıldızı olacak” diyor. (birden elini ceketinin iç cebine atar) Ulan, az daha unutuyorduk be… Lafa daldık… (cebinden bir zarf çıkarır, açar, içerisinden çıkan kâğıt paralar ile bozuklukları saymaya hazırlanır)

……….    

Sedat’ın annesi ve ablaları sinema çıkışında durmakta, Sedat’a doğru bakıp aralarında bir şeyler konuşmaktadırlar. Biraz sonra Nazire sinemanın arka tarafına doğru yürümeye başlar. 

……….

HACI (hepsi de bir liralık olan kâğıt paraları saymaktadır): … dokkuz (dokuz), on, on bir, aha bu da on iki. On iki gayme (kaime)… (kâğıt paraları Haşmet’e uzatır) Tut bakalım şunları… (ardından da  hepsi de gümüş elli kuruşluk ve yirmibeş kuruşluklar olan bozuk paraları saymaya geçer) Biir, iki, üç lira da bunlar… Bir tane de yimbeşlik (yirmi beşlik)… Ne etti agacım hepisi (hepsi)? On beş lira yimbeş kuruş. (yirmi beş kuruşluğu ayırıp öbür bozuklukları da Haşmet’e vererek) Zekâi Bey bahşiş verdi, aranızda paylaşın, dedi. Sen pay ediver şimdi bunları. (Sedat’ı işaret ederek) Bu da purofösörün herhal (herhalde)… Onu da unutmamış… Helal olsun adama… (sonra da elindeki parayı havaya kaldırıp gülümseyerek Sedat’a bakar) Gümüş mübarek, gümüş!..

Nazire kızgın bir yüzle ve sert adımlarla Sedat’a doğru gelmektedir.

NAZİRE (Sedat’a yaklaşmıştır; seslenerek): Daha ne eğleniyorsun burda?!.. Annem çağırıyor, yürü!

SEDAT (aldırmazlıkla): Ben kendim gelirim…

Hacı, iki parmağıyla tuttuğu yirmi beş kuruşluğu bir an için Sedat’a uzatmış durumda çocukları dinlemeye başlamıştır. Çocukların konuşmalarına sinemanın öbür çalışanları da kulak kabartır.

NAZİRE (tehdit edercesine): Kendi gelirmiş… Görürsün, babam gönderir mi bir daha? “Her gece her gece bu ne sineması” diyormuş… Ablam söyledi; o da duymuş… İnanmazsan sor anneme.

SEDAT (kendisinden emin): Gönderir. Ben burda çalışacağım.

NAZİRE: Yarın Ali Usta’nın yanına gidiyorsun akıllım… (omzunu silkeler, sonra Erdal’ı elinden tutarak küçük çocuklara) Hadi yürüyün, o kalsın burada da görsün gününü… (yürümeye başlar)

HACI (merakla atılır): Az dur hele kızım! Ali Usta da kimmiş ki?!..

SEDAT (dalga geçer gibi): Nereye nereye?..

NAZİRE: Tenekeci. (Sedat’a:) Sanki anlamadın… Bilmiyormuş gibi soruyor bir de… İşine gelmedi değil mi?..

HACI (meraklanmıştır; Sedat’la bakışırlar): Nerdeymiş bu herif?

NAZİRE (Hacı’ya): Bizim sobaları yapan usta… Su- …(Sedat atılır, sözünü tamamlayamaz)

SEDAT (atılarak): Sulu Han’da.

NAZİRE: Geçen sene de gittiydi.

HACI (şaşkın ve üzgündür; yirmi beş kuruşluğu Sedat’a uzatarak): Al. Bunu Zekâi Bey verdi. Yarın, babandan kâat getirmezsen sinemaya harcarsın.

SEDAT (gözleri dolmuştur; bir an düşünür, sonra Hacı’ya yaklaşıp kendisine uzatmakta olduğui yirmi beş kuruşluğu alarak Nazire’ye doğru yürür): Hadi kız, yürü!..

Hacı ve sinema çalışanları üzgün bir şekilde kendi aralarında konuşarak çocukların ardından bakmaya başlarlar.

……….

HACI (elinde kendi parası): Herkese ikişer buçuk kâat… Bey dedi ki, çok gayret ettiler, haklarını helal etsinler… Hak bilir adam vesselam.

MAKİNİST: Besbelli helal süt emmiş… Benden de helal olsun…

Sinemanın öbür çalışanları da “helal olsun” anlamında sözlerle Makinist’e katılırlar.

HACI: Allah razı olsun…

Genel/yarı genel/yakın görüntüler…  Görüntüleri tamamlayan sesler ve müzik.

………………………………

(s ü r e c e k)
 

 

 

© 2004 İK

© 2010 ilgilik

 

Film... Boşlukları doldurmak izleyicisine kalmış bir şey.

 

1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26

 

Sinema sayfaları topluca şurada: Sinema

 

etkt 

 bir liragümüş 25’likgümüş 50’likkaimeparaPara Müzesiyazlık sinema

 

 

kısa ara çizgisi 

 

Güncel: Bütün Mesele…Anayasa Değişikliği Paketi’nin DiliAnayasa: Temel KuruluşHalkoylaması Nedir Ne Değildir?

 

Açıklama: Sayfaların altında ‘Benzer Yazılar’ başlığıyla verilen bağlantılar, sistemin, o sayfada yer alan metinde geçen sözcükler bakımından kurduğu sayımlamalı bağa dayanmaktadır.

 

Bir öneri: Duyurular sayfamıza da uğrayınız.

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.