Anadolu’nun Reklam Filmi Öncü Olur mu?

Doğal Afetler ve Edebiyat

 

 

İnal Karagözoğlu

4 Nisan 2010

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Ne Güzel Bir Rastlantı…

Ne Tuhaf Bir İç İçelik…

 

 

Dil Derneği, Türk Dil Kurumu’nun 12 Eylülcüler’in Danışma Meclisi’nce 17 Ağustos 1983’te çıkarılan bir yasayla Türk Tarih Kurumu’yla birlikte devlet dairesine dönüştürülmesi üzerine, Dil Devrimi’nden ödün verilmesini içlerine sindiremeyen dilcilerimizce kuruldu; tarih 22 Nisan 1987’ydi.

 

Ne güzel bir rastlantı, bu mutlu yıldönümü, adı daha sonra ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’ olarak kalıcılık kazanacak olan Büyük Millet Meclisi’nin açılışının yıldönümüyle aynı günlerde. Ve ne tuhaf bir rastlantı, bu yıldönümü, 12 Eylül’e kafa tuttuğu söylenen ama Türk Tarih ve Dil Kurumları’nı asıllarına döndürmek gibi bir derdi olmadığı görülen Anayasa’da değişiklik paketinin bugün 90’ıncı yıldönümü kutlanan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olduğu günlerle iç içe…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Esme Rüzgâr!… Yağma Yağmur!…

Daha Başka Ne Diyebiliriz!?…

 

 

Osman Nihat Akın, sözlerini de kendisinin yazdığı bir şarkısında “Yağma yağmur, esme rüzgâr / Yolda yolcum var benim” diyor¹. Bugünlerimize ne de uygun… Eyjafjallajökull* Buzulu’nun altındaki aynı adlı yanardağ dünyayı esir aldı da malum ‘paket’ ikinci dereceye düşeyazdı ya, işte o olaydan söz ediyorum…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Anayasa, Konsensus vs…

Yazı Yazmak İçin Bahane

 

 

Benim şu üst çapraz komşum iyidir hastır da zaman zaman aklını bir şeylere takar ve o zaman çekilmez bir ihtiyar olur. Örnek mi? Bir ara, Türkçesi ya da Türkçede yerleşmiş karşılığı olan yabancı sözcük kullanılmasına deli oluyordu. En çok da ‘konsensus’ lafına… Her nedense… Sonra sonra bu durumlara alıştıydı. Sanırım, bu alışmada şöyle bir ortak yargıya varışımızın payı büyüktür: “İnsanlar, genellikle, ‘ne kadar bilgili, ne kadar uzman, yabancı yayınları ne kadar da günü gününe izleyen’ birisi oldukları izlenimini yaratmak için böyle yapıyorlar; engel olamayız”. İşin hoş yanı, böyle yapanlar, genellikle sözcüklerin kimini İngilizcedeki, kimini de Fransızcadaki söylenişleriyle kullanıyorlardı. Niye? Uzun süre Fransız kültürü aşılanmaya çalışılmış bir toplum dünyanın gidişatına uyup Amerikancılığa yönelmişti de ondan… Bu kanaatimizi de bir yere yazdıktan sonra şöyle bir örnek oluşturup gülmüştük: “Bu finansal enstrümanlardan hangisinin realize edileceği, tüm opsiyonlar dikkate alınmak suretiyle, direkt olarak menicmınt departmanımıza bağlı olan …..”

 

İşte böylecene ‘Türkçesi ya da Türkçede yerleşmiş karşılığı olan yabancı sözcük kullanma’ konusunu rafa kaldırmıştık. Eh, n’apalım, varsın birileri de böyle tatmin olsundu… Üstelik, biz de zaman zaman böyle şeyler yapar olmuştuk… İdare edip gidiyorduk.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Senaryo -32-

s e n a r y o

ya da bir sevdayı resmetmek

 

bir anlatı denemesi

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Anayasa’da Değişiklik Konuşulurken…

En Azından Neleri Bilmek Gerekiyor?

 

 

PTT’nin adı var da kendi yok gibi: gönderiler az biraz (!) geç ulaşıyor sahiplerine… Hoş, özel taşıyıcılık kuruluşları da bir âlem oldu ya… Her neyse… Dün, üst çapraz komşum, benim Çağdaş Türk Dili dergisini apartmanın girişinde yerlerde sürünürken bulmuş, getirip verdi. PTT dağıtıcıları artık getirdiklerini kapı aralıklarından sallayıp gidiyorlar. Özelleştirme sürecinin nimetleri bunlar… Hesap soracak yer de bulamazsın kolayına.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.