Senaryo -18-

s e n a r y o

ya da bir sevdayı resmetmek

 

bir anlatı denemesi

 

 

inal karagözoğlu

 

 

-18-

 

sinemada

 

32 kısım tekmili birden...

 

17 | 16 | 15 | 14 | 13 | 11 | 12 | 10 | 9 | 8 | 7 | 6 | 5 | 4 | 3 | 2 | 1

 

Yer ve güne 4. dönüş.

YARIMCA. YAŞLI ADAM’IN EVİ. İÇ. GECE. KIŞ. AYNI GÜN.

Yaşlı Adam, arkasına dönmüş Yaşlı Kadın’ın çayını bitirip bitirmediğine bakmaktadır. Yaşlı Kadın, çocuk battaniyesini göğsüne bastırmış, dalgın gözlerle filmi izliyordur.

……….

YAŞLI ADAM (filmi işaret ederek): Yeni’de oynadıydı bu¹… Galiba dokuz yüz kırk ikide. Amma rağbet görürdü bu kızın filmleri… Gecesi gündüzü dolu dolu oynardı. Hele ki on zekiz otuz…

YAŞLI KADIN (gözü filmde): Sen o tarihte orda (orada) çalışmıyordun ki hayatım.

YAŞLI ADAM (gözü filmde): 1943’te girdimdi (girdiydim)… Benden önce Murtaza vardı. İyi çocuktu… Zavallı veremden öldü. Rahmetli beni arkadaşların hepsiylen (hepsiyle) tanıştırdıydı… Kapıdakilerlen (kapıdakilerle) falan… Benden para mara almazlardı. Bu kızın büttün (bütün) filmlerine giderdim.

YAŞLI KADIN (uzaklara doğru gülümser gibi): Ben en çok hangisini beğenmişimdir bilir misin Sedat?

YAŞLI ADAM: Ne var bilmeyecek?! Bir Yıldız Doğuyor…   

Yaşlı Kadın başını “ya, evet” anlamında sallar. Sedat tam bu sırada arkasına dönmüş, onun bu hareketini görmüştür.

YAŞLI ADAM: Bildim, değil mi?

Yaşlı Kadın başını bir kez daha “ya, evet” anlamında sallar.

……….

Sedat geriye dönmüş, Yaşlı Kadın’ın hâlâ boşalmamış olan çay bardağına bakmaktadır.

YAŞLI ADAM (Yaşlı Kadın’ın, çayını bitirmemiş olmasından yakınırcasına): Hadisene Leyla, bitir şunu… Seni bekliyorum… (Yaşlı Kadın’ın oralı olmadığını görüp filme döner)

. . . . . . . . . .

 

Geriye 5. dönüş: Yaşlı Kadın ile Yaşlı Adam’ın anımsamaları.

ANKARA. BÜYÜK BİR DOĞUMEVİ. İÇ. GÜNDÜZ . YAZ. AYNI GÜN.

Sedat, yatağın yanındaki sandalyeye oturmuş, Leyla’nın bir eli avuçlarında, mutluluk içindedir: Leyla’nın eline küçük öpücükler kondurmakta, Leyla da büyük bir sevgiyle Sedat’ı izlemektedir. Sedat’ın getirdiği çiçekler yatağın öbür yanındaki etajerin üzerinde durmaktadır.

SEDAT (heyecanla): Bana haber geldiği zaman sansürdeydik²… Yeni başlamıştık. …

LEYLA: Kaç film?

SEDAT: Beş. Dördü yerli… (susar)

LEYLA: Evet?! Niye sustun?

SEDAT: E biliyorsun ya… Sansür işi dendi miydi cinlerim tepeme çıkıyor. Dünyanın en cenabet işi… Allahtan yeni bir çocuk alındı da, artık ayda bire düştü nöbetler… (sıkıntılı) Valla Leylacım, eli yüzü düzgün bir film çıkar diye dört gözle bekliyorum, ama ne gezer…

LEYLA: Bırak Alla’sen (Allahını seversen) Sedat… Senelerdir aynı şeylere üzülüp durursun, işin mi yok senin!?.. Yok yeniçerilerden birinin kolunda saat varmış, yok bilmem ne efenin cepkeninde ütü izi görülüyormuş… Elini tutan mı var? Ne duruyorsun, sen yap… (biraz soluklanır, yumuşak ve sevgi dolu bir sesle) Bu sinema seni öldürecek.

SEDAT (kızgın bir sesle): Yahu Leyla, benim kabul edemediğim ütü izi mütü izi değil… Sanki bilmiyorsun!.. Saat falan, bunlar başka… Asıl beni deli eden, tornadan çıkmış gibi birbirinin aynı olan şeyler… Al birini vur ötekine!.. Hepsi aynı hikâye… Oyunculuk dersen, hak getire. Zannedersin ki ilkmektep müsameresi. Ben, … (Leyla’nın konuşmasıyla sözlerini sürdüremez)

LEYLA (alınganlık gösteriyor gibi davranarak): Aman Sedat, âlemsin, bu sefer de lohusa (loğusa) odasına taşıdın sinemanı…

SEDAT (karşı çıkısı bir sesle): Ben mi taşımışım? Güzelim, sen açtın mevzuyu…

LEYLA (yatıştırıcı bir sesle ve sevgiyle): Boş veeer. Bak artık baba oldun… (mutluluk ve sevinçle) Üç kişi olduk Sedat, üç… Düşüneceğin bir kızın var artık!.. (kıskançlık gösteriyor gibi, şaka yollu) Hadi beni ihmal ediyordun, bu, küçücük bir şey… İhmale gelmez… Zaten yavrucuk çok zayıf…

SEDAT (sakinleşmiş ve sevecen): Kaç gün erken doğmuş oldu şimdi?

LEYLA: Ne günü hayatım, tam tamına iki hafta!..

SEDAT (kaygılı): Bir tehlike yok değil mi?

LEYLA: Hayır. Her şey normalmiş… Suat Bey yemin billah etti… Yalan mı söyleyecek koskoca hoca?.. (bir an susup neşeyle) Görecektin babası, nasıl da emiyor!.. Yasemin Hemşire, birkaç günde arayı kapatır, meraklanma, dedi.

. . . . . . . . . .

 

Yer ve güne 5. dönüş.

YARIMCA. YAŞLI ADAM’IN EVİ. İÇ. GECE. KIŞ. AYNI GÜN.

YAŞLI KADIN  (Yaşlı Adam’ı duymamışçasına): Evet. (bir an susar) Bütün kızlar tek tek izin alıp bu filme gitmiştik… Ali Abi idare ederdi bizi… Yaşıyorsa kulakları çınlasın.

YAŞLI ADAM (sağ eliyle havada birkaç daire çizerken): Nerdeee?!.. Evelsi (evvelki) sene öldü. Selami’den duydumdu (duyduydum)

YAŞLI KADIN (üzülmüştür; belli belirsiz bir sitemle): Söylemedin bana(?)… Vah vah… Allah gani gani rahmet eylesin… (dalar, gözleri dolmuştur; ağlamamaya çalışarak) Az mı iyiliklerini gördük?..

YAŞLI ADAM (Yaşlı Kadın’ı izlemektedir): Ne söyleyecekmişim? Aha duydun… Artık aylarca üzülür durursun… Adamcağızı çoluğu-çocuğu bile unutmuştur. Hele bir ölmeyegör… … Kendi dertlerin yetmiyor sanki sana… Küçücük şeylerle kendini mahvediyorsun. Artık genç değiliz, kabul et bunu… Bak, bir Ece’ye gidemeyişimiz bile ne hallere soktu seni. 

YAŞLI KADIN (gözleri dolmuştur; çok hafif sesle): Olsun. 

Suskunluk… Yaşlı Adam, elinde boş çay bardağı yerinden kalkar, Yaşlı Kadın’ın boşalmamış bardağını da alır, Yaşlı Kadın’a, “yemeyecek misin” anlamında kek tabağını gösterir, onun, başını “hayır” diye sallaması üzerine tabağı alıp içerisinden bir-iki parça galetayı kendi tabağına koyar, bir galetayı da dişlerinin arasına kıstırarak mutfak bölümüne yönelir.

. . . . . . . . . .

 

Geriye son dönüş: Yaşlı Kadın ile Yaşlı Adam’ın anımsamaları.

ANKARA. BÜYÜK BİR DOĞUMEVİ. İÇ. GÜNDÜZ . YAZ. AYNI GÜN.

Sedat kaygılarından arınmış gibidir, konuşmaz, sadece Leyla’yı öper. Düşünceli bir hali vardır.

LEYLA (merakla): Nen var hayatım? (yanıt alamaz) En saadetli günümüz…

Sedat ayağa kalkar.

SEDAT (sesinde belli belirsiz bir hüzün vardır): Tabii, en bahtiyar günümüz… (kalkar, odaya göz gezdirmeye başlar)

LEYLA: (endişeli) Peki?!

SEDAT (Leyla’yı duymazdan gelmektedir): Bir vazo arıyorum… (bakınır, gittikçe sinirlenen bir hali vardır; sesini yükselterek) Yok mu şu çiçekleri koyacak bir kap bu yerde!?.. Ulan, dinine yandığımın hastanesi…

LEYLA (kaygılanmıştır): Aman Sedat, duyacaklar şimdi… Koca doğumevi… Herkesin yanına birer vazo koyacak halleri yok ya… (yatıştırmaya çalışarak) Çok iyi insanlar… Ne kadar ilgilendiler benimle biliyor musun?.. Hadi canım, gel, otur… Hemşire gelsin, bulur bir şey…

SEDAT (üzgün): O beğendiğin vazoyu alıp gelecektim ama, nerde o para?!.

Leyla sesini çıkarmadan dinlemektedir.

SEDAT (sinirlenmeye başlamıştır; sözlerini sürdürür) Sana bir kolyecik bile alamadım. Peki, kıza bir şey alabildim mi!?.. (Leyla’nın yanına gider) Bir de, “Elini tutan mı var, sen yap” diyorsun… Ben, ….. (odanın kapısının açıldığını duyar, sözünü tamamlayamaz; dönüp kapıya bakar: üst katta gül vermiş olduğu Başhemşire, elinde bir vazoyla kendisini izleyen Stajyer Hemşire’yle birlikte içeriye girmektedir)

Başhemşire, gülümseyerek doğruca yatağa yaklaşır, Leyla ve Sedat’la baş-göz hareketleriyle selamlaşıp hemen yatağın ayakucundaki hasta tabelasına şöyle bir göz atar.

BAŞHEMŞİRE (içtenlikle): Geçmiş olsun Leyla Hanım. Gözünüz aydın… İlk çocuğunuzmuş… (Sedat’ı işaret eder) Demin havalarda uçuyordu… (Sedat’a döner) Az daha bebeği eziyormuşsunuz delikanlı!… Kuşlar haber verdi…

Stajyer Hemşire, Başhemşire’nin bu sözü üzerine belli belirsiz gülümser. Leyla da Sedat da şaşkın bir durumdadırlar, pek bir şey söyleyememektedirler, ancak kırık dökük teşekkür sözcükleri çıkar ağızlarından. Başhemşire Leyla’nın yanına gelir, elinin tersini Leyla’nın alnına koyarak ateşine bakar, sonra da Leyla’nın üzerinden uzanır, etajerin üzerinde duran çiçekleri alıp Stajyer Hemşire’ye verir; bir yandan da konuşmaktadır.

Stajyer Hemşire, çiçekleri getirdiği vazoya yerleştirmeye koyulur.

 BAŞHEMŞİRE: Erken doğum ha? Yasemin’den öğrendim. Hiç endişelenmeyin… Benim yeğenim sekiz aylık doğduydu, -hani, yedi aylık yaşar da sekiz aylık yaşamaz derler ya- şimdi koca delikanlı… Ankaragücü’nde top ….. (sesi gittikçe duyulmaz olur)

Doğumevi havasını tamamlayan sesler…

. . . . . . . . . .

(s ü r e c e k)

 

_________________

¹ Judy Garland’ın oynadığı Broadway Bebekleri (Babes on Broadway) filmi.

² Vaktiyle Ankara’da filmlerin sansür işlemleri Yeni Sinema’da yapılıyordu. Büyük Sinema açılınca sansür işleri bu sinemada yapılmaya başladı. Yerli ve yabancı filmler, gösterime çıkmazdan önce, birkaç bakanlığın temsilcilerinden oluşan sansür kurulunca izlenirdi. (Ülkemizde filmlerin sansür işlemi, 1932 yılına kadar filmin gösterileceği yerin polisince yapılmıştır: film gösterimden önce görevlilerce izlenir, uygun görülmeyen yerleri varsa o bölümler kesilerek gösterimine izin verilirdi. İlk merkezi sansür kurulu 1932 yılında kurulmuştur. İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapan bu kurul, İçişleri’nin yanı sıra Milli Savunma Bakanlığı ile Genel Kurmay Başkanlığı’nın temsilcilerinden oluşuyordu. 1934 yılında çıkarılan Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nun bir maddesiyle, devlete, film senaryolarına ve film çekimlerine müdahale hakkı tanındı. Sansür  işlemleri, 1939’da çıkarılan bir tüzükle pek katı hâle getirildi: herhangi bir devletin ya da dinin yaymacasını yapan ya da herhangi bir düşünsel yaymaca içeren, insanları suça özendiren, genel ahlaka aykırı olan, askerliği kötüleyen filmler yasaklandı. Sansür kurulu, filmi izledikten sonra, “filmin şurası şurası söz olarak, görüntü olarak ya da yazı olarak bizim geleneklerimize, göreneklerimize ya da ulusal güvenliğimize uygun değildir” diye görüş, düşünce ve yargısını bir karar biçiminde belirtirdi. Sansür kurulu, bazen de bir film için ‘olduğu gibi gösterilebilir’ ya da ‘gösterilemez’ diye karar verirdi. Sansür kurulu kararı, bir filmin izlenmesinin hemen ardından o filmin izlendiği yerde alınırdı.)

 

orta imi

 

32 kısım tekmili birden... 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17   

Sinema sayfaları topluca şurada: Sinema

  

Etiketler Ankara | Broadway Bebekleri | Yarımca

 

kısa ara çizgisi 

 

Güncel: Anayasa: Temel KuruluşHalkoylaması Nedir Ne Değildir?Dünyamız Kururken18 Martlar’da…Değişen Bir Şey Yok!Orman Hayattır!..2/B ArazileriToprağına Sahip Çık!Bundan Sonrası?

 

Açıklama: Sayfaların altında ‘Benzer Yazılar’ başlığıyla verilen bağlantılar, sistemin, o sayfada yer alan metinde geçen sözcükler bakımından kurduğu sayımlamalı bağa dayanmaktadır.

 

Bir öneri: Duyurular sayfamıza da uğrayınız.

 

© 2004 İK

© 2010 ilgilik

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.