Senaryo -15-

s e n a r y o

ya da bir sevdayı resmetmek

 

bir anlatı denemesi

 

 

inal karagözoğlu

 

 

-15-

 

sinemada

 

Önceki bölümler: | 14 | 13 | 12 | 11 |10 | 9 | 8 | 7 | 6 | 5 | 4 | 3 | 2 | 1 |

 

SİNEMANIN DIŞI.

Nazire, hızlı adımlarla yürümektedir, bir-iki kez arkasına bakar, yürümeyi sürdürür.

SİNEMANIN BAHÇESİ.

Sedat ayağa kalkmış, elindeki resim üzerinde açıklamalar yaparak kapıya doğru yan yan yürümektedir.

SEDAT (elinde tuttuğu resimde göstermeye çalışarak): Bu gemi var ya, battı… Denizin içine gitti…

HACI (eliyle işaretler yaparak): Tamam tamam… Yarın anlatırsın… (uzaklaşan çocuğun arkasından) Bekletme ablanı… O da evlenecek ha… Çok ağlarsın sonra… (gülmektedir)

Sedat, koşmaya başlar; bir yandan da elini arkaya uzatmış sallamaktadır. Hacı makine dairesine doğru yönelir.

HACI (kendi kendine söylenmektedir): Şu işe bak yahu!.. Küçücük velet nasıl da oyalıyor adamı!?.. Beni de ağlatacaktı ama… (makiniste seslenir) Galip!.. Bitmedi mi oğlun senin şu zımbırtın?..

MAKİNİST (makine dairesinin kapısında belirir): Tamam abi, gel.. Konuşuyordunuz da, ondan şey etmedim…

HACI (elinin başparmağıyla arkayı işaret ederek): Cin gibi… Bir resim çizmiş, aklın durur… Boyalı falan…

MAKİNİST: Öyledir abi. Bilmem mi?!..   

Hacı, makine dairesinin merdivenlerine ulaşmış, yukarıya çıkmaya başlamıştır.

MAKİNİST (birkaç adım atar, merdiven başına gelir): Gel abi, buyur…

(Genel/yarı genel ve çarpıcı görüntüler. Sedat-Hacı konuşmalarında açı-karşı açı görüntüler. Ortamın havasını destekleyen sesler.)

Kararma.

 

YARIMCA. YAŞLI ADAM’IN EVİ. İÇ. GECE. KIŞ.

2001 yılı. Üçüncü katta orta halli bir ev. Yaşlı Adam, genişçe mutfağın oturmaya ayrılmış bölümünde, arkası geniş pencereye dönük olarak bir sedirin sağ tarafında bir masanın başına oturmuş, gözlükleri masanın üzerinde, birtakım notlar almaktadır. Masanın dar kenarının elli santimetre kadar sağında, küçük pencerenin altında, kalorifer radyatörü gibi duvara yakın kurulmuş olan bir doğalgaz sobası yanmakta. Mutfak tezgâhı ile oturma bölümü arasında, evde yapıldığı anlaşılan, basit ama düzgün, iki metre kadar yükseklikte, tabanı yere basan bir açık kitaplık/raf. Kitaplık/raf, kitap, dergi, gazete, ilaç kutuları, fotoğraf çerçevesi, biblo vb. şeylerle dolu. Mutfağın hemen her tarafında biblo vb. şeyler var. Oturma bölümünde, duvarlarda çerçevelenmiş türlü boyutlarda aile ve anı fotoğrafları ile “Sedat” imzalı birkaç tablo asılı. Günlük duvar takvimi “21 Ocak 2001”i gösteriyor. Mutfaktan, sol duvardaki kapısı olmayan bir aralıktan, iki basamakla inilen ve salon olduğu anlaşılan yere geçilmekte. Kitaplık/rafın karşısındaki duvarda boydan boya geniş bir pencere. Pencerenin, sağdaki duvarda bir metre kadar uzantısı var. Soba, işte bu küçük pencerenin önünde. Pencerelerde, mütevazı ama zevkli perdeler. Büyük pencerenin önünde, evde yapıldığı anlaşılan bir sedir uzanıyor (Yaşlı Adam’ın oturduğu sedir). Yaşlı Adam’ın, ileride adının “Leyla” olduğunu öğreneceğimiz karısı (Yaşlı Kadın), sedirde, sırtı salona açılan aralığın bulunduğu duvara gelecek biçimde bacaklarını uzatmış olarak oturmuş televizyonda haberleri izliyor. Yaşlı Kadın, yetmiş beş yaşlarında, orta boylu, topluca, saçları ağarmış, bakımlı, sade ama yaşına göre biraz genç giyimli bir kadın; dizlerinin üzerinde küçük ve hafif bir çocuk battaniyesi, sol ayağında sargı var. Televizyon, soba ile mutfak rafları arasında, bir sehpanın üzerinde. TV sehpasının raflarında, kitaplar, dergi ve gazeteler ile kalemlik olarak kullanılan seramik bir biblo, ilaçlar, bir kolonya şişesi, içlerinde ufak boy fotoğraflar olan küçük küçük fotoğraf çerçeveleri ve biblo vb. şeyler görülmekte. (Genel/yarı genel ve çarpıcı görüntüler. “Sedat” imzalı değişik tarihler taşıyan resimler ile değişik tarihlerde çekilmiş aile fotoğraflarının çarpıcı görüntüleri… Bulunulan yerin havasını tamamlayan sesler…)

YAŞLI KADIN (üşümüş gibidir; yanında duran el örgüsü turuncu renkli atkısını omuzlarına koyarken suçluyormuşçasına ama yumuşak ve hafif bir sesle): Sedat, sobayı kıstın mı yine sen?!.. Açsana şunu Allah aşkına! Üşüdüm. İktisat edeceğim diye soğukta oturtuyorsun insanı…

YAŞLI ADAM (şaşkın ve biraz kızmış): Yok canım, kısan mısan yok! Nerden çıkarıyorsun?!

YAŞLI KADIN (yakınır): E üşüdüüm…

YAŞLI ADAM (uzanıp sobaya dokunarak): Cayır cayır yanıyor…

Yaşlı Kadın, Yaşlı Adam’a inanmamışçasına oturduğu yerden iyice sola sarkıp sobayı görmeye çalışır.

YAŞLI ADAM (telaşlanır; uyarıcı bir sesle) Dur, eğilme! Düşüp müşeceksin gine… (kararlı biçimde) Hava soğuk hava… (gözlüğünü takıp kalkar, pencereden dışarıya bakar) Kar durmuş. (başını göğe bakmak için yukarı kaldırır, içeriden gelen ışığa engel olacak biçimde ellerini gözlerinin yanında siper eder) Hava yüksek… Anlaşıldı: dona çekmiş mübarek… (bir an susar) Ben sana diyorum hep Leyla, salonu da yakalım; ama yaktırmıyorsun ki… Soğuk ordan (oradan) vuruyor sana… (üzgün) Yan pecereyi yaptıramadık gitti… (bir an susar, sonra, kendi oturduğu yeri işaret ederek) Burası cehennem gibi…

YAŞLI KADIN (yumuşak bir sesle): Sen sıcağa bayılırsın.

YAŞLI ADAM: Bak, yakalım, demiyorsun… Hemen lafı değiştirdin. Gel burda otur… Yer değişelim.

YAŞLI KADIN (oturduğu yeri yeğlediğini belli ederek ve yerinde yerleşerek): Film başlayacak.

YAŞLI ADAM: Burdan da seyredersin yahu!.. (kalkınır) hadi!.. (Yaşlı Kadın’ın oralı olmadığını görüp salona yönelir) İçeriyi yakıyorum…

YAŞLI KADIN (eliyle “hayır, yakma” anlamında bir işaret yapıp yerinden doğrulmaya çalışır): Dur, tamam; biraz öne kayarım, olur biter. (zorlukla hareket etmektedir, Yaşlı Adam’ın yardımıyla doğrulur; sargılı olan sol ayağının üzerine basamamaktadır, zorlukla iki-üç adım atar) Amaan, bacaklarım falan uyuşmuş… (sağ yanını büyük pencereye vererek sedire oturur) Hah, oldu… (ancak, bu konumda arkasını yaslayacağı bir yer olmadığı için rahatsızdır) Hayatım, şuradan bana birkaç yastık getirir misin?..

YAŞLI ADAM (salona giderken): Sen daha doktora gitme…

Yaşlı Kadın eliyle, yüz mimikleriyle desteklediği “doktora gitmeye ne gerek var” anlamında bir işaret yapar. Yaşlı Adam, bu sırada salona geçmiştir.

YAŞLI ADAM (dıştan): N’olacak bakalım halimiz!?.. (birkaç saniye sonra dıştan) İşe gidemiyorum yahu seni bırakıp!.. (bir-iki saniye sonra elinde divan yastıklarıyla görünür) İktisat etmeyelim de n’apalım? Para, çalışırsak var… (yastıkları Yaşlı Kadın’ın sırtına yerleştirmeye başlar) Fransa’ya gidelim, de diyoruz…

YAŞLI KADIN (alınganlık göstererek): Üşüdüm, dedim, bak lafı nereye getirdin!.. (bir omzunu hafifçe kaldırıp indirerek üzgün bir sesle) Gitmeyiz…

Yaşlı Adam susar. Yerine doğru bir adım atar.

YAŞLI KADIN (yastıkları yerleştirip yerine dönmekte olan Yaşlı Adam’a arkada kalmış olan battaniyeyi işaret ederek): Sedat, battaniyeyi…

Yaşlı Adam döner, gülümseyerek çocuk battaniyesini alıp Yaşlı Kadın’ın dizlerine örtmeye davranır, ancak, Yaşlı Kadın buna izin vermez, battaniyeyi almaya davranır. 

YAŞLI KADIN (ellerini battaniyeye uzatır, hüzünlü bir sesle): Ver bana… (battaniyeyi alır, birkaç saniye ellerinde tutar, sonra dizlerine serip avuçlarını battaniyenin üzerine bastırır)

……….

Yaşlı Kadın’ın yüzünü bir hüzün kaplamıştır.

……….

Yaşlı Adam, önündeki kâğıtlarla ilgileniyor gibi yaparken Yaşlı Kadın’ı izlemektedir.

……….

Yaşlı Kadın, gözlerini dizlerinin üzerindeki çocuk battaniyesine çevirmiş, onu, küçük hareketlerle okşamaktadır. Yaşlı Kadın’ın çocuk battaniyesine bakışlarında, hüzünlü bir dalgınlık ve belirgin bir sevecenlik okunmaktadır.

……………………………..

(s ü r e c e k)

 

Önceki bölümler için tıklayınız: | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 |   

Sinema sayfaları topluca şurada: Sinema

 

© 2004 İK

© 2010 ilgilik

Etiketler  Fransa | kitaplık | televizyon | Yarımca

 

kısa ara çizgisi

 

Güncel: Ülkemize Özgü Bir Kutlama | 182 Yıllık Bir Geçmiş… | Anıya Dönüşmüş Klinik Bir Vaka | Değişen Bir Şey Yok!

Açıklama: Sayfaların altında ‘Benzer Yazılar’ başlığıyla verilen bağlantılar, sistemin, o sayfada yer alan metinde geçen sözcükler bakımından kurduğu sayımlamalı bağa dayanmaktadır.

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.