Senaryo -11-

s e n a r y o

ya da bir sevdayı resmetmek

 

bir anlatı denemesi

 

 

inal karagözoğlu

 

 

-11-

 

Önceki bölümler: |10 | 9 | 8 | 7 | 6 | 5 | 4 | 3 | 2 | 1 |

Sinema sayfaları için: Bölümler’de > İlgilik > Sinema

 

Sinemada

 

İZMİT-HAYDARPAŞA TREN HATTI. TREN. GÜNDÜZ. DIŞ. KIŞ.

2000 yılı. Daha önceki bölümlerde/ayrımlarda gördüğümüz Adapazarı treni: bir tünelden çıkmış, Gebze’ye yaklaşmaktadır. (Trenin ve Eskihisar’a doğru çevrenin türlü açılardan çok kısa birkaç genel görüntüsü. Görüntüleri tamamlayıcı sesler.)

TRENİN İÇİ.

Önceki bölümlerde/ayrımlarda gördüğümüz vagon/bölme. Yaşlı Adam (trenin gidiş yönünde solda pencere kenarında) ile Anlatıcı karşılıklı oturmuş, konuşmaktadırlar. Anlatıcı Yaşlı Adam’ı ilgiyle dinlemektedir. (Kısa genel görüntüler dizisi. Trenin iç havasını tamamlayan sesler.)

YAŞLI ADAM (sözünü bitirir): ….. Dediğim gibi, vaktim dardı, bir taksi tuttum; bana yardımcı olan adamcağız da limanda bir tanığını görmeye gidecekmiş, dedim, istersen benimle gel, para mara istemem… Çok memnun oldu, tamam, dedi; atladık taksiye, dooğru limana… Numuneleri aldım… O arkadaşın gümrükte de tanıdıkları varmış, bana yardımcı oldular, evrakları bir saat içinde tamam ettim, hadi alasmaladık (allahaısmarladık)… Ver elini havaalanı… İşte, elli dakika kadar sonra uçağımız geldi… Harkov’a… Moskova’dan gelen İstanbul uçağına en müsait aktarma oradan oluyor.

ANLATICI (merakla): Yani kaç gün sürdü Odesa’ya (Odessa) gidip gelmen abi?

YAŞLI ADAM (kısa bir hesaplama yapar): Evden çıkışımdan şirkete girişim hepsi kırk dört saat. İstanbul’a dönüşüm … (bir an düşünür)   eh, kırk saat falan…

ANLATICI: Bodrum’a gidip dönemezsin…

YAŞLI ADAM: Valla Fikret, ben çok yolculuk yapmışımdır; yola çıkmadan hep hesaplarım: nerden ne var, en zahmetsiz nasıl gider gelirim? (birkaç saniyelik suskunluktan sonra) Yazı ne âlemde?

ANLATICI: Abicim, bantlar tamam. Sıraya koydum falan… Hem tarih bakımından hem de konu bakımından…

YAŞLI ADAM: (üzülmüş gibidir): Zor olmuştur sana…

ANLATICI (başıyla “hayır” işareti yapıp birkaç saniye sonra): Yok… Zor bir şey değil… Çok düzgün anlatmışsın… (çantasını açar, birtakım kâğıtlar arasından birini alıp çantayı kapatır, gözlüğünü çıkarır, yazılara göz gedirerek) Yalnız, anlayamadığım kelimeler var… Bir de, bir bandın sonunda sözlerin yarım kalmış…

YAŞLI ADAM (meraklanmıştır; gözlüğünü ğöğsüne düşürüp Anlatıcı’nın elindeki kâğıdı almaya davranır): Ver bakayım…

ANLATICI (ilk anda kâğıdı vermek istemiyor gibidir; Yaşlı Adam’ı kırmaktan çekinerek): Abiciğim, yazımı belki okuyamazsın … (kâğıdı verir) 

Yaşlı Adam kâğıttaki yazıları okumaya çalışır.

ANLATICI (sözlerini sürdürmektedir): Kelimelerin nerede geçtiğini de not ettim yanlarına; ben sana anlatayım, sen ne olduğunu söyle…

Yaşlı Adam, başıyla “olur” işareti yaparak elindeki yazıları incelemeyi sürdürür. Anlatıcı, Yaşlı Adam’ı okumasını bölmek istememektedir, susar; önce birkaç saniye kadar vagonun içine şöyle bir göz atar, sonra da dalgın bir biçimde pencereden dışarıları seyretmeye koyulur.

……….

Anlatıcı Yaşlı Adam’a bakar: Yaşlı Adam, büyük bir dikkat ve merakla elindeki kâğıtları okumaktadır. (Trenin iç/dış görüntüleri ile bunları tamamlayan sesler…)

……….

Tren çok kalabalıklaşmıştır. Anlatıcı ile Yaşlı Adam karşılıklı konuşmaktadır. Anlatıcı’nın çantasının üzerine bir deste kâğıt vardır. Anlatıcı, bir yandan Yaşlı Adam’la konuşmakta, bir yandan da elindeki kurşun kalemle ara sıra notlar almaktadır.

ANLATICI: Şu sinemaları bir daha saysana. (Yaşlı Adam’ı dinler, ara sıra notlar alır)

YAŞLI ADAM (söz ettiği zamanları yaşarcasına duygulu ve coşkuludur): O zamanlar Ankara’da kapalı sinema olarak dört sinema vardı: En başta Ulus Meydanı’nda Sümerbank’ın hemen yanındaki Yeni Sinema ki, Ankara’nın en lüks, en eleküstü sinemasıydı. En güzel filmler burada oynardı… Doğrusu, bu sinemada film seyredebilmek bir seçkinlik işaretiydi… Sonra, bir Kulüp Sineması vardı. Bu da gene Ulus Meydanı’nda, Rüzgârlı Sokak’a dönerken, Tabarin Bar’ın yanındaydı. Bunlardan başka Kızılay’da Ulus Sineması vardı; yeni yapılmıştı. Bir de Anafartalar Caddesi’nde Sus Sineması vardı… Bu dört sinemanın üçüne “şirketin sineması” diyorlardı. Yeni, Kulüp, Sus…

ANLATICI (merakla): Ne demek “şirketin sineması”?

YAŞLI ADAM: İş Bankası, Ankara’da “eğlence yerleri çalıştırma şirketi” diye bir şirket kurmuş, bu sinemaları da işte bu kısımda toplamış, çalıştırıyormuş…

ANLATICI (hayretle): Vay be… Şu işe bak… Banka sinemacılık yapıyor… Nerede görülmüş!?..  

YAŞLI ADAM: O vakitler Ankara’da sinema açıp işletmek kolay mıydı!?.. (bir an soluklanıp anlatmasını sürdürür) İlginç bir şey, Kulüp Sineması yandı, tekrar yaptılar, adını değiştirdiler, Halk Sineması oldu; sonra gene yandı burası, bu sefer Park Sineması dediler…

……….

YAŞLI ADAM: Yok, ben onda çalışmadım.  (birkaç saniye düşünür) Daha sonra şirket sinemaları arasına Ankara Sineması da katıldı.

ANLATICI: Bu sinemayı sevmemişsin… (gülerek) Perdeyi bulamadım, diyorsun. Çok güzel be…

YAŞLI ADAM (heyecanla): Bu sinemayı görmeye gittiğimde, sinemacı olduğumu bildikleri halde hiç kimse buyur falan dememişti. Klas sinema ya… Bir de pahalı ki… Neyse, bir bilet alıp girdik… Bakıyorum: Allah Allah, perde yok!.. Aradım aradım, a, bir de baktım ki perde taa tepelerde!.. Meğerse, benim bilet aldığım yer sinemanın birinci katıymış… Duhuliye.  Bu sinemanın alt katında oturan kişinin, perdeyi görmek için kafasını tamamen havaya kaldırması lazımdı. Bir de sinemanın orta kısmı vardı, oraya oturanlar perdeyle karşı karşıya oluyordu; balkona çıkanlar da aşağıya doğru bakıyordu… Yani, tavanı çok çok yüksek bir sinemaydı. Adamlar perdeyi mecburen tam ortaya koymuşlar… Aşağıda oturanın, perdeye bakmaktan boynu tutulur senin anlayacağın… Tabii, alt salona gitmem bir defa oldu… Bu sinemaya sonraki gidişlerimde hep orta kısımdan yer aldım. Sevimsiz bir sinemaydı. (susar, bir an düşünür) Ne konuşuyorduk?

ANLATICI: Şirket sinemalarını. Ankara Sineması da …

YAŞLI ADAM (anımsayıp rahatlamış olarak): Evet, bir müddet sonra şirket sinemaları arasına bu sinema da katıldı. Sıhhiye’deydi… “Sait Çelebi’nin sineması” denirdi. Ortakları da vardı. Bu muhterem belki de işleticisiydi. Her neyse… (kısa bir susunluğun ardından bir iç çekişle sürdürür) Sinemacılık öyle olur olmadık insanın yapabileceği bir iş değildir Fikret… Sait Beyler de sinemayı işletemediler, bir müddet sonra da  Şirket’e sattılar.

ANLATICI (hayreti daha da artar): Demek ki şirket kurtarmışlar… Banka Ce He Pe’nin (Cumhuriyet Halk Partisi) emrinde ya… Tek parti,  tek şef dönemi… Ama adamlar haklı… Ne yapılsındı yani… Memleket yeniden kuruluyor… Her şeyiyle…

YAŞLI ADAM: Hele ki Ankara… Hiçbir şey yokmuş ki ilk evvelinde… (bir an susar) Sait Çelebi, tanınmış bir spiker ve spor adamıydı. Mühim spor hadiselerini bu zat anlatırdı; Ankara Radyosu’nda… (dalar gider) Sait Çelebi’den bir maçı dinlemek kadar dünyada zevkli bir şey yoktu… (bir an susar) Ulus Sineması özel bir sinemaydı; Kızılay’daydı; diğerleri arasında ayrı bir yeri vardı. Ben bu sinemaya da  ilk zamanlarda hiç gitmemiştim. (susar;yoğun duygular içindedir)

……….

Anlatıcı, çantasından teybini çıkarmaktadır; bir-iki işlem yapar, teybe bir kaset koyar.

ANLATICI: E peki, yazlıklar?

YAŞLI ADAM: Valla, işte bizim mahallede, o zamanlar İsmetpaşa Mahallesi’nde otururduk, bir tek Sakarya Sineması vardı, çifte fırınların yanında… Evimiz sinemaya yakındı. Biz ona giderdik… (bir an susar) Her semtte böyle bahçe sinemaları vardı tabii… İşte, akşamları ailece gidilebilecek, bir çay-kahve, her ne ise içilebilecek bahçeler vardı; bu bahçelere sanatkârlar da gelirdi…

ANLATICI (merakla): Nasıl yani?

YAŞLI ADAM: Basbayağı sanatkâr işte… Hanendeler, fasıl heyetleri… Ekseri radyodan. Tiyatro  da gelirdi… Kumpanyalar… Sihirbazlar falan… Masalar konurdu o zaman… (bir an susar)  İnsanlar bahçe sinemalarına çok rağbet eder olmuştu… Demirlibahçe’deki çok meşhurdu; duyardık hep… Ama benim çocukken hiç gitmişliğim olmadı. 

(Tren yavaşlar. İnmeye hazırlanan yolcular.)

(s ü r e c e k)

 

Önceki bölümler için tıklayınız: | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |

Sinema sayfaları için: Bölümler’de > İlgilik > Sinema (+’ları tıklayınız)

 

© 2004 İK

© 2010 ilgilik

 

kısa ara çizgisi

 

Açıklama: Sayfaların altında ‘Benzer Yazılar’ başlığıyla verilen bağlantılar, sistemin, o sayfada yer alan metinde geçen sözcükler bakımından kurduğu sayımlamalı bağa dayanmaktadır.

Bir öneri: Duyurular sayfamıza da uğrayınız.

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.