Senaryo -9-

s e n a r y o

ya da bir sevdayı resmetmek

 

bir anlatı denemesi

 

 

inal karagözoğlu

 

 

-9-

 

İlk bölüm için tıklayınız.

 

Sinemada

 

Makinist, sinema makinesinde son işlemleri yapmaktadır.

……….

İş masasının başında çalışmakta olan Makinist, gidip sinema makinesinin yakınındaki pikapta dönen plağa bir göz atıktan sonra döner işlerini sürdürmeye koyulur.

……….

Makinist, sinema makinesinin başında ayakta bir şeyler yapmaktadır; az sonra makinist penceresinden birkaç saniye dışarıya bakar. Sedat, Makinist’in her hareketini ve yaptığı bütün işleri büyük bir merak ve dikkatle izlemektedir.

MAKİNİST (iş masasına yönelirken sevgi belirten şakacı bir sesle): Hadi bakalım deli oğlan, şimdi doooğru ablanın yanına… Beş dakka (dakika) sonra sinema başlayacak…

Sedat kapıya yönelirken duraklayıp çevreye bir kez daha dikkatlice bakmaya başar; gözü plaklarda kalmıştır (çocuğun gözünden çok kısa görüntüler).

Sedat, yavaş adımlarla üzüntülü bir halde kapıdan çıkmak üzeredir.

MAKİNİST (yakınlık göstererek ve sevgiyle Sedat’ın arkasından seslenir): Çok mu sevdin burayı?!..

Tam bu sırada pikaptaki plak sona ermiştir.

SEDAT (hemen durup başını çevirir, başıyla “evet” işareti yaparak): Hı hı… (tam kapıdan çıkacakken sevinçle geri dönmüştür)

Makinist gidip pikaba başka bir plak koyup hemen işinin başına döner.

SEDAT (parmağıyla masadaki şişeleri işaret eder): Bunlar ne amca?

MAKİNİST: Bu aseton, bu da asetonlu bir şey işte… 

Sedat, soran gözlerle adama bakmaktadır; bir an kararsızlık geçirdikten sonra Makinist’in yanına gelir.

MAKİNİST: (eliyle iş masasındaki film parçalarını, projeksiyon makinesindeki filmi ve film yapıştırma araç ve gereçlerini göstererek) Filmleri yapıştırıyoruz onunla.

SEDAT (anlamışçasına): Zamk gibi mi?!

MAKİNİST (gülerek): Eh işte… Öyle… Zamk gibi. Ama, kâğıt mağıt yapıştırmaz. Sadece filmleri yapıştırır.

SEDAT (anlamış gibi başını sallar): Haa… (hemen plakları göstererek merakla) Bunlar ne? (gider, elini dikkatle uzatıp plakların kenarına dokunur)

MAKİNİST (gülümseyerek): Plak işte… Onların içinde bir sürü insan var… Amcalar var, çocuklar var, ablalar var, abiler var, teyzeler var… Pat Pataşon var… Sen seviyor musun o adamları?

SEDAT: Evet, seviyorum. Onları ablam da çok seviyor…  Ben en çok Şarlo’yu seviyorum. Bir de Miki Fare’yi… Aytunç’lan (Aytunç ile) Erdal Bücür Kıral’ı (Kral’ı) seviyor.

MAKİNİST: Onlar kim?

SEDAT: Kardeşlerim.

MAKİNİST (güler, Sedat’ın ne demek istediğini anlamamış gibi): Ne tuhaf çocuksun yahu!? Bir diyorsun deliler tepesinde oturuyorum, bir diyorsun Şarlo’ylan (Şarlo ile) fare benim kardeşim… Tamam, ben anladım: sen cinsin. Hem de deli cin… (elini Sedat’ın kulağına götürür) Bir küpen eksik. (ciddi görünmeye çalışarak) Onu da ben takacağım. İnşallah bir dahaki gelişine… Korkma, acımaz.

SEDAT (gülmekten katılmaktadır, zorlukla konuşur): Yok .. .. amca, .. .. ben .. .. Aytunç’lan Erdal’ı dedim.

MAKİNİST: Kimmiş ki onlar?

SEDAT: Benim kardeşlerim.

MAKİNİST (yeni anlamış gibisine): Haa!.. Öyle desene. Senin adın neydi?

SEDAT (ciddileşmiştir): Sedat Saraç. Babamın dedesi saraçmış.

MAKİNİST (bilmezden gelerek): Saraç da neymiş ki?.. İlk defa duydum.

SEDAT (bilgiç bilgiç): Atların kayışlarını yapıyormuş. Sonra ona saraç demişler… Babam söyledi.

MAKİNİST (oyunu sürdürür: yeni öğrenmiş gibi): Haa… Anladııım. Sen de anladın mı? Bu plakların içinde ne varmış? Ha?

SEDAT (gülerek ve Makinist’in plaklarla igili sözleri şaka olsun diye söylediğini bildiğini belli edercesine): İnsanlar. (bu kez bir oyun da o başlatmıştır) Arabalar… Sonra… (düşünür) Atlar, fareler, … (Makinist bir eliyle ağzını kapamıştır, konuşamaz)

MAKİNİST (Sedat’ın dalga geçmesini pek hazmedememiştir, onu sertçe susturur): Tamam aslanım, tamam!.. Anladık. (bir an susar, sonra da büyük birisine anlatır gibi)  Bu plaklarda adamların felan (filan) sesleri var… Bunlar ses plağı. (pikapta dönen plak ile öbür müzik plaklarını ve rafa koyduğu plakları göstererek) Bunlar da şarkı plağı (raftan bir plak alıp ses plaklarıyla karşılaştırma yapar). Bak, bu ne kadar büyük… (parmağıyla ses plağını işaret eder) Gördün mü? (şarkı plağını Sedat’a doğru uzatarak) Bu yetmiş sekizlik plak… (plağı Sedat’a verir)

SEDAT: Bizde bunlardan çok var. Aytunç kırdı birini. Üstüne atlamış…

MAKİNİST: Yok yav!.. Vay kereta vay… Ha, ne diyordum, işte Münir Nurettin, Safiye Ayla, Nevzat Akay, Mustafa Çağlar felan var ya, onların şarkıları böyle ufak plaklarda. Yetmiş sekizliklerde…

Makinist tekrar küçük pencereye gider, dışarıya bakmaya başlar. Sedat, elindeki plağı Makinist’in yaptığı gibi incelemektedir.

SEDAT (düşüncelidir) Amca, yetmiş sekizlik ne demek?!..

Makinist Sedat’ı duymazdan gelir. Sedat, başını Makinist’e çevirmiş, merakla, onun, sorusunu yanıtlamasını beklemektedir. Makinist iş masasına döner, Sedat’ın elinde tuttuğu plağı alır, öbür plakların üzerine koymak için rafa doğru uzanır.

MAKİNİST (plağı yerine koyarken): Simit gibi işte… Az parayla alınan plak var, çok parayla alınan plak var… Yani, büyük plak var, küçük plak var. (yine susar) Bunlar yetmiş sekizlik.

Sedat bir şey anlamamış olmanın sıkıntısı içindedir.

MAKİNİST (biraz suskun kaldıktan sonra lafı değiştirmek için) Baban da saraç mı?

SEDAT: Değil, ama, onun adında da “saraç” yazıyor.

MAKİNİST (yine anlamamış gibi): O nasıl olurmuş ki!?.. Hem saraç değil hem “saraç” yazıyor? Benim adımda “sinemacı” yazıyor.

Sedat güler.

MAKİNİST: İnanmıyor musun? İstersen nüfus kâğıdımı göstereyim.

Sedat’ın gülmesi çoğalmıştır.

MAKİNİST: Ulan, ne akıllı adamsın, hiçbir şeyi yutmuyorsun… Büyüyünce ne olacaksın sen? 

SEDAT (düşünmeden büyük bir coşkuyla): Makinist. Sinema oynatacağım.

MAKİNİST (kaygılanmış gibi yaparak): İşimi elimden alacaksın ha?! Velete bak… Ne yaparım ben o zaman?! Nasıl para kazanırım?!

Sedat gülmektedir.

MAKİNİST (devamla): Evde çocuklar ekmek bekliyor aslanım… Aç mı kalsınlar?

Bu sırada pikaptaki plak sona erer.

SEDAT: Senin çocukların yok ki…

Makinist yerinden kalkar, Sedat’ın başını okşayıp pikaba doğru gitmeye başlar.

MAKİNİST (pikaba doğru giderken): Ulan, şeytana külahını ters giydirirsin sen be… Hadi bakalım, doğru ablanın yanına… (pikaba yeni bir plak koymaktadır) Vakit geldi; az sonra film başlayacak. Yine gel!.. Ama ablanın haberi olsun… Sana buradan sinema seyrettiririm, bedavaya… Hacı Emmi’ye benim dediğimi söylersin, içeriye bırakır seni. Tamam mı?

SEDAT (çok sevinmiştir): Peki… Gelirim. Anneme de söylerim.

MAKİNİST: Baban yok mu senin, niye anana söylüyorsun ki!?..

SEDAT: Var… Ama, ben anneme söylerim. Babamdan izin o alıyor.

MAKİNİST: İyi ya, öyle yap. 

Sedat kapıya yönelir, birkaç adım atıp geriye döner.

SEDAT: Amca senin adın ne?

MAKİNİST: Galip. Sinemacı Galip. (göz kırpar)

Sedat’ın yüzünde bir gülümseme belirir; o da göz kırpmak ister ama beceremez.

(Konuşmalara uygun açı-karşı açı görüntüler…)

 

MAKİNE DAİRESİ. DIŞ.

Sedat verdivenlerden sevinçle inmektedir. (Sedat’ın önden, arkadan çarpıcı görüntüleri… Çevreden yarı genel görüntüler…)

(s ü r e c e k)

 

Önceki bölümler için tıklayınız: | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |

 

© 2004 İK

© 2010 ilgilik

 

 

kısa ara çizgisi

 

Açıklama: Sayfaların altında ‘Benzer Yazılar’ başlığıyla verilen bağlantılar, sistemin, o sayfada yer alan metinde geçen sözcükler bakımından kurduğu sayımlamalı bağa dayanmaktadır.

Bir öneri: Duyurular sayfamıza da uğrayınız.

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.