Senaryo -4-

 

s e n a r y o

ya da bir sevdayı resmetmek

 

bir anlatı denemesi

 

 

inal karagözoğlu

 

 

-4-

 

İlk bölüm için tıklayınız.

 

Sinemada

 

Geriye dönüş: Yaşlı Adam’ın anımsamaları.

ANKARA. BÜYÜK PASTANE. İÇ. GÜNDÜZ. İLKBAHAR.

1950 yılı. İlk bakışta zevkle döşendiği anlaşılan bir pastane. Anacadde üzerinde, görkemli bir binanın ikinci katında. Çok büyük bir yer… Çalışanlar, bu yere yaraşır biçimde zevkli ve temiz giysiler içerisinde. Pastanenin salon bölümüne, iki kanatlı, gösterişli, buzlu camlı bir kapıdan girilmektedir; camlara, frenküzümü salkımları hakkedilmiştir. Sağda-solda zarif saksılar. Hafiften rahatlatıcı bir müzik duyulmaktadır. Pasta, muhallebi, keşkül vb. yiyeceklerin sergilendiği vitrinli buzdolabının iki yanında, ahşap servis tezgâhı var. Tezgâhın ilerisindeki servis kapısından, arkadaki işliğe ve depoya geçilmektedir. İşletici Madam Marika’nın iş masası, servis kapısının açıldığı duvarın önünde, arkasında biraz yukarıda Atatürk ile İsmet İnönü’nün fotoğrafları asılı, salona hâkim bir konumdadır. Kasa işlevli olan iş masasında bir hesap alma kasası, telefon ve tamamlayıcı türlü eşyalar vardır. Salonun pencerelerinde ağır perdeleler, tavanda avizeler, duvarlarda aplikler, değerli tablolar…

Etek uçlarından yanlara toplanmış olan ağır perdelerin arasından cadde görülmektedir.

Duvardaki saat 12:23’ü göstermektedir.

Masalara, vazolar içerisinde çiçekler konmuş.

Az sayıda olmak üzere ancak sekiz-on masada müşteri var. Bunların çok seçkin kişiler olduğu her hallerinden belli olmakta; aralarında, ünlü, poltikacı ya da büyük işinsanı olduğu anlaşılan insanlar da var. Müşteriler, birbirinden uzak masalara oturmuşlar: iki sevgili; durumlarından, önemli bir konuyu görüştükleri anlaşılan iki-üç kişi; sohbet eden birkaç kişi; tek tek oturmuş bir şeyler yazmakta olan, gazete okuyan, çevresine ilgisizce bakınan, bir düşünceye dalmış gitmiş insanlar…

Özel giysili garsonlar, büyük bir dikkatle servis yapmakta, müşterilerden gelecek işaretleri kollamakta.

Tezgâhın ardında, giyiminden, pastanenin ustası olduğu anlaşılan ve ileride adının “Kâinat” olduğunu öğreneceğimiz elli yaşlarında ağırbaşlı tavırlı bir adam, yakınında, birtakım işlerle uğraşmakta olan biri ileride adının Anna Makarova olduğunu öğreneceğimiz beyaz özel iş giysili, boneli, elli yaşlarında bir kadın, ikisi de otuz beş-kırk yaşlarında erkek olan tezgâh/iç bölüm çalışanlarına, duyamadığımız alçak bir sesle kısa emirler vermektedir.

Ara sıra yeni müşteriler gelmektedir.

(Genel/yarı genel/çarpıcı görüntüler; pastane havasını tamamlayan sesler…)

……….

Yirmi yaşlarında, kısaya yakın boyda gösterişsiz ama temiz ve düzgün giyimli, gözlüklü, kravat takmış, baklava dilimi motifli süveter giymiş  genç bir adam (Sedat) içeri girer, önce Madam Marika’nın masasına, sonra da sağ taraftaki salon bölmesine bir göz atıp tezgâha yanaşır. Bu sırada buzdolabının içindeki bir pasta tepsisini düzeltmek için çömelmiş olan usta, tezgâha yanaşan adamın bacaklarını görür ve hemen doğrulur. Adamın geldiğini öbür çalışanlar da görmüştür: gülümseyerek selamlaşmalar…

SEDAT (bir yandan tezgâhın ardındakilerle kısa selamlaşmalarda bulunurken, konuşmasının salondan duyulmamasına özen göstererek çok hafif bir sesle): Merhaba ustam… (içerilere doğru bir koklama hareketi yapar) Kokular nefis!..

KÂİNAT (Sedat’ı görmekten memnun olmuş, yüzü aydınlanmıştır; alçak sesle ): Merhabaaa! Hoş gelmişsin. Nasılsın agacım? (Sedat’ı taklit ederek) O mu? Gülsuyu… Bugün bir ketekülümbe yapayım dedim…

SEDAT (işlikten yayılan kokuları daha iyi algılamak için havayı bir kez daha koklar): Tabii ya!.. Bir de tarçın… (bir an susar) Ellerinden öperim ustam, iyiyim, Allah’a şükür… Senin keyifler nasıl?

KÂİNAT: İyiyiz be aslanım… İdare edip gidiyoruz işte…

SEDAT (içerilere doğru yaptığı koklama haretine yeniden başlar): Nerden aklına geldi Kâinat Usta?!.. Evvelce hiç tesadüf etmedim de…

KÂİNAT (elini kısaca sallayıp gülümseyerek): Bizim paşanın hanımı… Evelsi (evvelki) gün sordu, niye hiç yapmıyorsun, dedi.

SEDAT: Eee?

KÂİNAT: Yapayım abla, dedim, sen emret… Bugün onların çay günü… On beş-yirmi tane yapıverdim. Servise çıkarmayacağız… Madam, süpris (sürpriz) yapacakmış…        

SEDAT (hayret etmiş gibi): Madam Marika yemiş mi ki hiç?!.. Haminnem sık yapardı…

KÂİNAT: Yok yahu… Nerden yesin?!.. Anlattım işte… Ayçöreği gibi, dedim. Paşa’nın hanımı sordu, dedim. Hemen yap, dedi. Çok sever Muazzez Hanım’ı.

SEDAT: Allah’ı var, Muazzez Hanım da hanımdır ha… Paşa hanımıyım diye kibir etmez hiç.

KÂİNAT: Öyledir. Bizim gönlümüzü almadan gitmişliği yoktur… Kaç kere de çağırttı, eline sağlık usta, dedi.. Bahşiş de bırakır. (bir an susar, sonra merakla) Hanımı nerden biliyorsun ki sen?

SEDAT: Bizim oraya çıktıydı… Merak etmiş de…

KÂİNAT (saygı duygusu karışık bir hayretle): Vay be!.. Görüyor musun? Haza hanımefendi… Helal olsun…

SEDAT (konuyu değiştiren bir ses tonuyla): Ee, Kâinat Usta, bir tek fazlalık yok mu?!.. Sayıya göre mi?!.. Ha?!..

KÂİNAT (anlamamış gibi): Ne hangi sayıya göre?!..

SEDAT (Kâinat’ın davranışını anlamamışçasına içerileri koklar gibi yapar): Yaptığın şeyler!..

KÂİNAT (yapay bir kasıntılıkla): Bir şeyler yaparız belki… (bir an susar, rol yapmayı bırakıp) Var var… Epeyce artacak herhal (herhalde)… Madam, kalanını kutu yaparız, bir çocukla Paşalar’a göndeririz, dediydi… (pastanedeki herkesin Sedat’a olan sevgisini belli edercesine) Senin payını da ayırtır… Meraklanma… Madam bu…

Kâinat konuşmasını sürdürmekteyken Anna, gerideki kapıdan tezgâhın arkasındaki bölüme girer; bir tepsiyle, beyaz porselen kâselere konmuş muhallebileri getirmektedir; yaklaşır, kâseleri, tezgâhın gerisindeki küçük servis masasına dizmeye başlar. Erkek çalışanlardan biri de, kâseleri servis masasından alıp buzdolabına yerleştirmeye koyulur.

KÂİNAT (sözlerini sürdürmektedir): Herkesi sever de, en çok seni sever. (gülerek şakayla) Bir de kedilerlen (kediler ile) köpekleri…

SEDAT (aldırmaz): Şu Ankara’da Madam Marika gibi on hayırsever olsa kimsecikler aç kalmaz ustam be…

KÂİNAT (sol eliyle dairesel bir hareket yapar): Nerde be aslanım? (bir an susup) Aç hayvan da kalmaz: her gün iki posta yemek çıkartıyor… Evindekilere ayrı… (bir eliyle kâseleri getiren kadını işaret ederek sözlerini sürdürür) Madam Anna’nın ilk işi bu. Öyle de temiz yapar ki, insan bile yer… (Anna’ya) Değil mi Madam?!..

ANNA (gülümser; bozuk bir Türkçeyle): Yok yemek onu… Yiyecek yannız (yalnız) havvanlar…

KÂİNAT (Anna’yı taklit ederek şakayla): Yok, anlamaz ben, yiyecek hep yemekleri… Kalsın aç kedilerlen köpekler…

ANNA (şakayı gülerek karşılar): Ben yapacak yemek sana da… Guzel (güzel) yemek yapacak.

Oradakiler sessiz sessiz gülmektedir. Anna, Kâinat Usta’ya “sana da” derken pastanenin giriş kapısında altmış yaşlarında bir kadın görünür. İleride adının “Madam Marika” (Madam Larissa) olduğunu öğreneceğimiz kadın, uzunca boylu, balıketinde, yaşını göstermeyen, alımlı, bakımlı, zevkli ve ağır giyimli, kibar birisidir. Pastane çalışanları ve Sedat kadının içeriye girişinin ayırdında değildir. Kadın bir adım atar, konuşmalara kulak kabartır, ancak duyamaz, iyice yaklaşır. Bu sırada Sedat, kadının geldiğini görmüştür; kadın eliyle “sus” işareti yapar, Sedat, oradakilerin gözünden kaçırdığı baş hareketleriyle kadını selamlar. Kadın bu selamı baş hareketiyle yanıtlarken gülümsemeyle Anna’yı dinlemektedir.

ANNA (oradaki çalışanları tek tek işaret ederek sözlerini sürdürmektedir): Sana da… Sana da… (susar, tepsiyi alıp işliğe yönelir)

SEDAT (alınmış gibicesine): Madamcığım bana yok mu?

ANNA (utanmıştır; geri dönüp gülerek): Hiç olmaz olur?!.. Sana da… Sana borç da yapacak… Ben biliyor, sen çok seviyor, ne diyorsuz (diyorsunuz) .. ah, tamam: çorba… Sana çorba pişrecek (pişirecek). (bir an düşünür) Lela (Leyla) da gelcek (gelecek) senlen (seninle)… (iki işaret parmağını yan yana getirir) İkniz (ikiniz) berbar (beraber)… (eliyle işlik tarafını işaret eder) Siz burda yiycek (yiyecek).

Anna yeniden işliğe yönelir.

(s ü r e c e k)

 

İlk bölüm için tıklayınız.

2. bölüm için tıklayınız.

3. bölüm için tıklayınız.

 

© 2004 İK

© 2010 ilgilik

  

Bölümler için tıklayınız:

 

1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | 32

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.