‘Osmanlıca Mecburi Ders Olmalı!’

Var mıyız Yok muyuz?

 

 

Okumamış olan vardır, diye söylüyorum, Alev Alatlı, ‘Schrödinger’in Kedisi’ romanının birinci kitabı ‘Kâbus’ta, dil ve algı yitimine uğramış bir toplumun öyküsünü anlatır. ‘Afazik’ bir toplumun… Yazar, bu dil ve algı yitimi olgusunu, bir tıp terimine, ‘afazi (Fr. aphasie,  İng. aphasia)’ sözcüğüne yüklediği özel anlam bağlamında anlatır, irdeler.

 

Bir hastalık olarak afazinin dilimizdeki karşılığı, sözyitimi, konuşma yitimi. Beyindeki bir bozukluktan kaynaklanan bu hastalıkta kişi, sözcükleri seslendiremez ya da anlamlandıramaz; ya da her ikisi birden… Bazen de, hasta ağzını oynatıp birtakım sesler çıkarabilse de sözcük oluşturma yetisinden yoksundur.

 

Alatlı’nın bilimkurgu havasında yürüyen, ama benim hiç de imgesel diyemediğim bu yapıtı, üniversitelerimizde araştırmalara konu olmuş bir roman. Tabii, Kâbus’ta işlenen ‘afazik’ durumun Türk dili bağlamındaki toplumsal boyutuyla…

 

Alatlı, toplumumuzda varlığını iyiden iyiye belli eden bu ‘afazik’ duruma, geçenlerde TRT 2’deki ‘Alev Alatlı ile Hadi Baştan Alalım’ izlencesinde de enine boyuna değindi.

 

Bana göre, gerçekten de bilimkurguluktan gerçekliğe adım atan bir olgular zinciriyle karşı karşıyayız. Geçen gün, işte bu düşüncenin verdiği bunalmışlıkla, bir kez daha ‘hem var olmanın hem yok olmanın kıskacı’nda buldum kendimi: Schrödinger’in kedisinden farkı olmayan bir durumda televizyon ekranına bakar haldeydim. Oradan oraya atlıyordum… İzlencelerin kimisinde, bir yılın daha sonuna gelmişliğin muhasebeleri yapılıyordu; bunlardan birinin öznesi de sinemamızdı. Bilmiş ağızlar okkalı değerlendirmeler, ağır yorumlar yapıyorlardı… Dillerinden ‘vizyon görmek’, ‘gişe yapmak’ üzerine laflar dökülüyordu. Akıl yordamıyla, bunların, ‘gösterime girmek’, ‘izleyici çekmek’ anlamlarına geldiğini kestirebildim. Evet, şimdilik bu ve benzeri durumların içinden çıkabiliyorum. Yarın?

 

Her türlü şiddetin kapılarımıza dayandığı, içimizde yaşadığı bir ortamda bir de dilimizde estirilen yıldırı… Dalga dalga yayılıyor. Televizyonun birinde, sözümona bu duruma değinilirken ‘bilmem şu kadar yıl önce’ milletin bir ‘travma’ yaşamış olduğundan söz ediliyor. Üstü kapalı olarak demek istenen, Harf ve Dil Devrimimiz’in ‘millete ettiği kötülük’!

  

Serde Schrödinger’in kediliği var ya, olanca canlılığımla buradan önce travmalı bir yazıma, ardından Türkçeyi sevmek meselesine, oradan da bu yazımın başlığına esin kaynağı olan Osmanlıca mecburi ders olmalı başlıklı bir söyleşiye atlıyorum. Sonuncu durağımdaki düşünceler beni yeniden ve yeniden yaralıyorsa da yapacak bir şey yok! Rahmetli Attila İlhan’la kesiştiğim pek çok yer olmasına karşın, onun dilimize ilişkin kemikleşmiş düşüncelerine katılmayışım bugünlerde daha da keskinleşiyor.

 

Bu arada hemen söylemeliyim, Alatlı’nın Kâbus’ta olsun günümüzün Türkiyesi’nde olsun olguları, durumları adlandırıp tanımlamada seçtiği ‘afazi’ ve ‘afazik’ sözcüklerinden hareketle, ben, dile ilişkin durumumuzu -dildeki gidişi- ‘dilyitimi’ sözüyle adlandırmak istiyorum. Bu sözcük, şimdilik sözlüklerimizde yok. Tutar mı, bilmem.

 

*

İki gün sonra yeni bir yılbaşı… İftar sofraları gibi yılbaşı sofraları da kurulan ülkemde bu kez yeni yıl yemeği listesinde neler var acaba? Hele de üst katlardaki sofralarda?

 

 CB049578  Bu yılbaşında ülkemde kurulacak yeni yıl sofralarında neler olacak acaba? Hele de üst katlardaki sofralarda?

 

Ve yılbaşı dendi mi, hep düşünmüşümdür, neden bizim yarıküremizde -en azından bizim memleketimizde- yeni yılın başlangıcı 21 aralık olmasın, diye… Öyle ya, günler gecelere başkaldırmaya Oğlak Dönencesi’nde o gün başlamıyor mu? Bu düşünceyle olsa gerek, hazirandaki gündönümünde hüzünlenirim, aralıktakinde içimi bir sevinçtir ışıtır, değme gitsin…

 

*

Aydınlık günlerin kara geceleri yok etmesi dileğiyle umut dolu, başarı dolu yıllar…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 29 Aralık 2009

 

© 2009 İK

 

 

_______________

Açıklama: Sayfaların altında ‘Benzer Yazılar’ başlığıyla verilen bağlantılar, sistemin, o sayfada yer alan metinde geçen sözcükler bakımından kurduğu sayımlamalı bağa dayanmaktadır. İlgilik

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.