Nobel Barış Ödülü

 

Sis Altında Paslaşmalar… 

 

 

Önceki yazımı, “Sis… Doğal bir olay; önlemini aldın mı geçiştirirsin. Dedim ya, İstanbul’un, dolayısıyla memleketin üzerine yeni ‘bir dûd-i muannid’ çökmesin de… Aman dikkat!” diye bitirmiştim.

 

Bakıyorum da, ortalığa ‘bir sisli durum’ egemen olmakta.

 

Açılımlardan açılım beğeneduralım… Ardından, bu açılımlara ‘süreç’li adlar konsun… Bu adlardan biri değişe değişe ‘milli birlik süreci’ lafını da aşıp ‘milli birlik projesi’ne dönüşsün…

 

Bu dönüşümün sonunda gelinen nokta, işte o ‘sisli durum’un bir öğesi.

 

Öbürleri?

 

Afganistan’daki, Irak’taki durumlardan ekonomimizdeki daralmaya, Afganistan’a bizden de savaşçı güç istenmesinden Avrupa Birliği ilişkilerine kadar saymakla bitmez nice öğe… Basın yayının nesnelliği, adaletin güvenilirliği, değer yargıları, … konularına hiç girmiyorum.

 

Ve bütün bunların üstüne son Nobel Barış Ödülü!

 

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, bu ödüle, dünyadaki nükleer silah yığılımının azaltılması çağrıları yaptığı, dünya barışını sağlamaya çalıştığı için değer görülmüş.

 

Barack Obama'ya Nobel Barış Ödülü -Oslo, 10 Ara. 2009 Obama’ya verilen Nobel Barış Ödülü, onun gerçekleştirdiği değil de gerçekleştirmesi beklenen bir barış için mi? (fotoğraf, http://news.bbc.co.uk/ kaynağından)

 

Obama, ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada, ülkesine yönelik tehditler karşısında sessiz kalınamayacağını, dolayısıyla kimi zaman savaşın da gerekli olduğunu söylemiş. Basındaki bu ödüllendirmeye ilişkin haberlerden, bu sözün özünde El Kaide’ye silah bıraktırmanın yattığı da anlaşılıyor. Ve bence, bu yılki barış ödülünün Amerikan Başkanı’na verilmesi, onun hep dile getirdiği ve ödül töreninde de yinelediği şu sözlerini yerine getirmesi dileğini yansıtıyor:

 

“Uzun süreli bir barış, insan hakları, bireyler için ekonomik fırsatlar ve uluslararası kuralları ihlal eden rejimlere karşı yaptırımlar gerektirir. Barış, dünyanın (uluslararası toplumun) bazı koşulları dayatmasıyla sağlanır. Uluslararası toplum, İran ve Kuzey Kore gibi ülkelere, nükleer gelişim konusunda sınırları zorladıklarında, anlamlı yaptırımlar uygulamalıdır. Aynı şey kendi vatandaşlarının haklarını ihlal eden Burma ve Darfur’da da geçerli olmalıdır.”

 

Yani, dünyamız, barışa ulaşma işini, bir kişinin kimliğinde, kendisini ‘üstün güç’ gören bir devlete bırakmış!…

 

Başa dönersem: bakıyorum da, ortalığa ‘bir sisli durum’ egemen.

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 11 Aralık 2009

 

© 2009 İK

 

 

_______________

Açıklama: Sayfaların altında ‘Benzer Yazılar’ başlığıyla verilen bağlantılar, sistemin, o sayfada yer alan metinde geçen sözcükler bakımından kurduğu sayımlamalı bağa dayanmaktadır. İlgilik

 

 

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. İnal Karagözoğlu said,

    Aralık 13, 2009 at 12:40

    “Obama’nın Nobel skandalı”

    Bu ‘Nobel Barış Ödülü’ işinin arkasında neler olabilir? Merak edenlere bir adres vereyim: http://www.aksam.com.tr/2009/12/13/yazar/15534/cigdem_toker/takvimdeki_keramet.html. Akşam gazetesi yazarlarından Çiğdem Toker, bugünkü yazısında “Obama’nın Nobel skandalı” arabaşlığıyla buna da değinmiş.

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.