Türkçe Değil mi, Uydur Uydur Konuş (!)

 

Biz Bu ‘Süreç’i Pek Sevdik

 

 

Bir yandan Türkçe olimpiyatları düzenlensin,  bir yandan Türkçe konuşulan ülkeler arasında bu ortak dile ilişkin toplantılar yapılsın –bunlardan Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Konseyi daha geçenlerde toplandı, bir yandan Türkçenin ilk kez resmi dil oluşunun yıldönümleri kutlansın, o da yetmez, dil bayramları düzenlensin, bütün bunlara inat, sanki bu dili özensiz, sallapati konuşmaya ahdetmiş bir hâlimiz var.  

 

Bu durumun bileşenlerinden biri de yanlış yunluş sözcük kullanmak. Böyle kullanımların büyük bölümü kökteş sözcüklerde oluyor. Buna, sözcük bilgisi yetersizliğinin ses benzeşmesiyle birlik olup bilgi yoksunlarına oyun etmesi yol açıyor. Birkaç örnek sıralayayım:

 

ayrım – ayırım, bileşik – birleşik, bileşim – birleşim, bileşmek – birleşmek, çağcıl – çağdaş, çözmek – çözümlemek, deneyim – deney, derecede – derece, erteleme – öteleme, etkili – etkin, etmen – etken, geçen gün – geçtiğimiz gün, giriş – girdi, görmezlikten gelmek – görmemezlikten gelmek, gözetim – gözlem, içinde – içerisinde, kaplama – kapsama, kaplamak – kapsamak, karşılık – karşın, okur – okuyucu, olgu – olay, öğrenim – öğretim, saptama – saplama, savlamak – savunmak, süre – süreç, yayım – yayın, yönetmelik – yönetmenlik… 

 

Bu türe girmeyen, ancak benzerliği olan birkaç örnek de vereyim:            

 

gelir – girdi, gözaltı – gözlem, kapsam – içerik, kapsamak – içermek, nasıl olsa – nasılsa, resm-i geçit (geçit resmi, geçit töreni) – resmi geçit, salık vermek – sağlık vermek, yakın – yakin, yakınen (yakından [‘yakın’ sözcüğünden Arapçanın dil kurallarıyla türetilmiş bir sözcük]) – yakinen, takdir – taktir, yasa düzenlemesi – yasal düzenleme…

 

Bu sözleri birbirinin yerine kullanıp duruyoruz. Yanlış kullanım doğru olanı sildi süpürdü; öylesine bir yaygınlık yani…

 

Yanlışlığa kurban giden sözcüklerden son günlerde yıldızı en çok parlayan ise ‘süreç’ sözcüğü. Nasıl parlamasın? Memleketin bir önemli sorununu adlandırmada laf döndü dolaştı ‘süreç’te karar kıldı. Bu yüzden de ‘açılım’ın süngüsü düştü, birkaç gün içinde de yerlerde sürünmeye başladı; artık olur olmaz şeyi bu lafla anlatıyoruz: ucuz reklam metinlerine çerez bile oldu. İşi dalgaya alanlar da var.

 

‘Süreç’e döneyim: eskiden, ‘vetire’ diye Arapçadan alma bir sözcüğümüz vardı; dilimize aynı kökten başka bir sözcük de pek girmemişti –hoş, girmiş olsa da, onun ‘vetire’yle aynı kökten olduğunu bilecek, anlayacak olanlarımız da devede kulak bile değildi ya, ağır yazılarda, konuşmalarda işte bu sözle idare edip gidiyorduk… Ama ne oldu, Türkçeye gönül verenlerin öncülüğünde onun yaratıcı gücü yeniden keşfedilip de ortaya yeni yeni sözcükler çıkınca şöyle bir süreç yaşandı: o pırıl pırıl Türkçe yeni sözcükler önce tu kaka edildi, sonra kabul gördü, ardından da işler karıştı. Örneğin, işte bu ‘süreç’ sözcüğü ‘süre’yle karıştı. Ama gariptir, kimse ‘süreç’ yerine ‘süre’ demedi de neredeyse bütün ‘süre’ler ‘süreç’ oluverdi. Bu şu demek oluyor: biz bu sözü pek sevdik.

 

‘Aralarında birlik olan ya da belli bir düzen içinde yinelenen, ilerleyen, gelişen olay ya da eylemler dizisi’ anlamındaki bu sözcüğün Fransızcası ‘processus’, İngilizcesi de ‘process’.  ‘Süre’nin Fransızcadaki başta gelen karşılığı ‘durée’, İngilizcede ‘duration’. Türkçeye girmiş olan Arapçası da ‘müddet’. Dolayısıyla, örneğin bu dilleri konuşan ya da bu sözcüklerin kendi dilindeki karşılığını kullanan hiç kimse bu ‘süre – süreç’ karışıklığına benzer bir duruma istese de düşemez. Niye? Bu sözcüklerin bu dillerdeki karşılıkları arasında hiçbir bağ yok da ondan… Bizim ‘talihsizliğimiz’, Türkçemizin yapısından, kök sözcükler ile yapım eklerinden kaynaklanıyor; ‘kabahat’ dilde yani… Hiç ama hiç kimsede değil.   

 

Evet, ‘süreç’ sözcüğü ‘demokratikleşme süreci’ tanımlamasında yerine cuk diye oturmuştur ama, bu arada başına gelmeyen de kalmamıştır; yanlışlıklar ‘tavan’ yapmıştır. ‘Süreç’ aşağı ‘süreç’ yukarı… Diyeceğim, ‘süreç’i düştüğü bu acı durumdan ‘kurtarma noktasında’ bir süreç başlatılsa yeridir. Mesela örneğin, Türkçeyi yazma noktasındaki ‘sorun’ karşısında abecemize yeni yeni harfler sokuşturma süreci başlatılmamış mıdır!?…  

 

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 6 Ekim 2009

 

© 2009 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.