9.9.9 Etmeni mi?

Yoksa…

  

İkitelli… Dünün kenar mahallesi, son zamanların yükselen yıldızı… 2010 yılının Avrupa kültür başkentliğine hazırlanan İstanbulumuz’un gözde semti… O bugün sular altında.

 

Ve memleketin bu ‘bekle geliyorum’ diyen son/güncel/9 Eylül 2009 tarihli sel baskınını basın yayından an an canlı izlemekteyiz. Bu olağanüstü olanağı bulmuş olmamız, yüce basınımızın İstanbul ayağının kalbinin epeydir burada atıyor olmasındandır… ‘Köhne’ Babıali’ye sıkışmış kalmış olsaydı, bu hizmeti asla veremeyecekti.

 

*

Yağmurdur bu, yağar; seldir bu, doğal yolundaki yerleri basar… Sen, doğanın bu yasalarını es geçersen sele boğulursun efendi!… Şimdi de oturmuş, ‘niye böyle oldu’ diye ahkâm kesiyorsun. Peh!…

 

Yok, bir eylül ayında yağacak yağmurun bilmem ne kadar katı bir saatte yağmış da, falan da filan da… Dünün kenar mahallesi nasıl oldu da bugünün en değerli yerlerinden biri oldu, bunu söylesene sen…

 

*

Bu yılın Nisanı’nda bu sayfalarda Varsa Yoksa Deprem diye yazmıştım; bu memlekette, sel denen, su baskını denen bir doğal afet daha vardır. Ama ülkeyi yöneteceğim diye ortaya çıkanlar ne yapmışlardır? 17 Ağustos Depremi’ni fırsat bilerek çıkardıkları bir kanun hükmünde kararname (27.08.1999 tarih ve 4452 sayılı Doğal Afetlere Karşı Alınacak Önlemler ve Doğal Afetler Nedeniyle Doğan Zararların Giderilmesi İçin Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanunu’nun verdiği yetkiye dayanarak hazırlanan 587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname) ve kurdukları ‘DASK’ adlı kurum (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) marifetiyle devleti, depremin yol açacağı kayıpları karşılama konusunda büyük bir yükten güya kurtarmışlardır.

 

Peki, başta sel, su baskını öbür doğal afetler? Onların yol açacağı zararları devlet adına devletliler karşılayacak!… Neden? Millete şirin görünmek için… En başta da, doğaya karşı gelerek -hem de çarpık olarak- oluşturulan yapılaşmaya göz yumup oyları cebe indirmek için!…

 

*

Yukarıda sözünü ettiğim yazımda şu satılar da vardı:

 

“Ama sormak istemiyorum da değil: acaba, diyorum, DASK’tan bu yana geçen sürede selden-seylaptan zarar görmüş yurttaşlara 7269’dan (Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun) ve öbür olanaklardan kaç para ödenmiştir? Bu yurttaşlardan aylık geliri asgari ücretten yüksek olanların oranı ve onlara yapılan ödemenin miktarı nedir? Ve bu soruların yanıtı sigorta sektörümüzü ilgilendirir mi?”

 

Şimdi de, hazır önümüzde yepyeni sel kayıpları varken şu soruları sorayım:

 

- Bu kayıpların (can kayıpları dahil) ne kadarı sigortalı?

- Sigortacılar, bu hasarların oluştuğu yerlerin ne kadarına teminat verirlerdi? Bu soruyu şöyle de sorayım: Bu yerlerden hangilerine teminat vermek istemezlerdi? İlle de teminat verilecek olsaydı fiyat ne olurdu?

- Sel ve su baskını DASK kapsamında olmadığı için bu felaket dolayısıyla devlet babanın karşılayacağı zararların boyutu? Bu soruyu şöyle de sorabilir miyiz: bu olay bağlamında bir oyun maliyeti?

 

*

Öte yandan, bu sel felaketine Maya Takvimi gözüyle bakanlar da çıkabilir. Bu takvime inananlar, ileride ‘İkitelli’nin başına gelenler’ adıyla anılacağı kuşku götürmeyen bu olayın 9 Eylül 2009 tarihinde meydana geldiğine dikkati çekebilirler. Onlara göre, ‘9.9.9’, yeni dünyanın yaratılışı konusunda alçakgönüllü öncü bir çağrı… Aralarında, “Bu güne dokuzuncu yaratılış seviyesine götüren üç aşamalı bir roket gibi bakabiliriz. İnsanlığın, yeni bir dünya yaratmak için gerekli tasarıları oluşturmaya başlaması, dua etmesi ve meditasyon yapması için çok uygun bir zaman” diyenler de var.

 

*  *  *

izmirin-kurtulusu-9-eylul-1922

 

 

Bugün 9 Eylül; İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü. Kutlu olsun!

 

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 9 Eylül 2009

 

 

© 2009 İK

 

 

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. F. Nurdan Akalın said,

    Eylül 11, 2009 at 18:07

    Merhaba,

    Önce bize hayırlı uğurlu olsun (bu kervana katıldığımız için).

    Ellerine sağlık, 9.9.9 ile ilgili her şeyi düşünmüş, yazmışsın. Soruyorum, göz yumulup oylar cebe gitti. Eller cebe gidecek mi?

    Sevgiler

  2. İnal Karagözoğlu said,

    Eylül 12, 2009 at 11:06

    Sayın Başbakanımız’a Minnettarım

    Sayın Başbakanımız, yukarıdaki yazımda ‘İkitelli’nin başına gelenler’ diye adlandırdığım olayı değerlendirdiği basın toplantısında, “Kalkar da biz dere yatağına binalar yaparsak ve dere yatağında bu yapılanmaları yaygınlaştırırsak, derenin intikamı ağır olur” demiş. Sayın Başbakanımız’dan, derelerin bu ‘intikam’ alma huyunu atalarımızın dile getirdiğini de öğreniyoruz (AA’nın 9 Eylül 2009 tarihli haberi).

    Milleti bu noktada da aydınlatmış olmasından ötürü Sayın Başbakanımız’a kendi adıma minnettarım, bilgi dağarcığım yeni bir şey daha kazandı.

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.