Temmuz Sıcağında

 

İkoncanlara Geçici Komşu Olmak

 

 

Oğlum olacak yaşta bir arkadaşım var, turizimci… “Son bir-iki senedir medyada rastladığım ve dilimize kimin nereden, nasıl yapıştırdığını merak ettiğim, ama merakım kadar da beni son derecede delirtmeye başlayan bir sözcük” diyerek girmiş söze. Bu aylarda sahillerimizin gözde ‘mekân’larına konuşlanmış bulunan sınırlı sayıdaki nazeninleri tanımlayan ‘ikoncan’ lafından yakınıyor. Bunun, yeni yeni palazlanıp medyada boy göstermeye başlayan ‘güzeller’ için kullanıldığını söylüyor. ‘Deli saçması, uyduruk’ dediği bu sözcüğün, az buçuk yurt dışında bulunmuş, sonra da hasbelkader medyada bir yer edinmiş birtakım kişilerin dilimize ‘kazandırdığı’ şeylerden biri olabileceğini belirtiyor. “‘İkoncuk’ dense belki, ama ‘ikoncan’?”

 

Arkadaşım, bu ender varlıklardan birkaçının da şu yaz sıcağını solumaya çalıştığım Yalıkavak’a komşu bir beldede salındığını bildiğinden olacak, beni kışkırtmak da istiyor besbelli: bu sözcüğün, dallandığı ‘ikon’ kökünün anlamıyla hiç uyuşmadığını da söylemiş emektubunda. Yani, gidip karşılarına dikileceğim, sizlere verilen bu ad şöyle şöyle, diyeceğim… Kolaydı!

 

en-gozde-plaj-ikoncani-kim 

“En gözde plaj ikoncanı kim?” Soruyu Magazinkolik soruyor. (http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=201704 kaynağından)   

 

Basın yayıncılarımız, dünya ve ülke dertleriyle işi olmayanları fazlasıyla düşünmekteler: televizyon ekranlarından, gazete sayfalarından hiç eksik etmiyorlar onları. Genç arkadaşım damarıma basmak için elinden geleni yapmış, ama ben gaza gelmeyeceğim, durumu basın yayıncılarımıza havale etmekle yetineceğim. Bu arada, son zamanların önemli imzalarından Ayşe Arman şu ikoncanlara da bir ışık tutsa, diyorum. Okuru olanlar anımsayacaktır, Arman, bir tarihte, İkoncan kimin icatı  diye sormuş, “Yanlış anlamayın, bayılıyorum bu lafa” falan dedikten sonra, ‘neresinden bakarsanız bakın, yeni ve matrak bir kavram’ diye nitelediği bu şeyin mucidini bilmek istediğini belirterek ve “Heyecanla bekliyorum” diyerek bitirmişti yazısını.

 

Arman’ın amacı, yazısında adlarını siyah harflerle verdiği ikoncanları bir de köşesinden duyurmak değil idiyse, geçen zaman içinde sorularının yanıtını bulmuş olmalı; edindiği bilgileri lütfetse de arkadaşım da ben de öğrensek, muhterem mucidine tebriklerimizi arz etsek…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 30 Temmuz 2009

  
 

© 2009 İK

 

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. Pakiz Borteçen said,

    Temmuz 30, 2009 at 19:19

    Sevgili İnal Bey!

    Doğrusu, sizi kışkırtan arkadaşınızın kışkırtmalarına kapılıp da size pek yakın beldelerdeki “ikon-can”lar ile iki satır konuşsaydınız keşke:-) Sorsaydınız, madem kendilerinin ikon-can olmalarından pek memnunlar, ne demektir şu “ikon”? Can’ı boş verdim…

    Antik Yunanca bir sözcük olan “eikona” nasıl, ne şekilde bağdaşıyor sahillerde fink atma eylemiyle ya da tanınmış mekânlarda “şok” görüntülerle… Bilmeyeceklerdir… Onlara kızamam ve hatta deli olamam… Ama asıl medyada peydahlanmış ve de palazlanmış birtakım yurtdışı deneyimli ve yaşamışlı bazı simaların durduk yerde, yeteri kadar “zengin olmayan” (!) dilimize müthiş ve şakşaklanacak katkılarından dolayı kızabilir ve hatta deli olabilirim… Ha, eğer kastedilen “medyada boy gösteren sima/fotoğraf” ise, o zaman bu şaheser uydurukçumuz + CAN’ı nereden peydahlamıştır???

    Ben de Ayşe Arman Hanım’a katılıyorum merakım konusunda… Ama “matrak, eğlenceli” bulduğum için değil… Beni bu sözcük deli ediyor :-)

    Elinize sağlık güzel yazınız için…

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.