Göç Yolda Düzülür Misali

Sonu Ülkemiz İçin Hayırlı Olsun da…

 

Hafta başında Ankara’da bir anlaşma imzalandı; böylece, bu anlaşmaya taraf olanlar, üzerinde anlaştıkları işe başlamaya söz vermiş oldular. Konu, Nabucco Boru Hattı Projesi… Çokuluslu bir iş.

 

Dilerim, her şey düşünüldüğü gibi iyi gider de sonu ülkemiz için hayırlı olur, ama şimdilik, imzalanan bu anlaşmanın adında bir gariplik var gibi gelmekte bana; benim kalın kafam bu addaki inceliği kaldıramayıp tökezlemekte, diyeyim. Malum, proje, ‘tasarı’ demek; ‘tasarlanmış şey’ yani. Bir de, bir yapının, bir yapı bütününün ya da bir makinenin belli kurallara göre yapılmış çizimine ‘proje’ deniyor… Ben böyle biliyorum. Eğer, sözlüklerden, bu özet tanımlamaya dayanak olsun diye aldığım bilgiler yanlışsa o başka…

 

Televizyonlarda işitiyorum, gazetelerde de görüyorum, misal, oyuncunun teki bir filmde beş-on kare görünmüş ya, nasıl oldu da bu filmde oynadı, diye sorulduğunda, lafa, “Proje bana geldiğinde” diye başlıyor. Sanırsın, tasarlanan şeye son şeklini o vermiş… Benim kafamın bulanması, az buçuk böyle bir zandan kaynaklanıyor. Yani, bu proje hemen o gün mü -tarihlendirirsem, 13 Temmuz 2009 günü mü- ortaya konmuş!? Yooo, öyle değilmiş; taa 2002’ye dayanıyormuş. Ve evet, o tarihte bir projenin ilk adımı atılmışmış. Soru şuymuş: nasıl edelim de AB’nin gerek duyduğu doğalgazı Hazar Havzası’ndan oralara taşıyacak üç bin küsur kilometrelik bir boru hattı döşeyelim?

 

*

Bizim hükümetin önayak olduğu Amerika Birleşik Devletleri-Avrupa Birliği destekli bu işin adındaki ‘Nabucco’ sözüne gelince… Dendiğine göre, bu boru hattıyla doğalgaz taşıma fikrinin Türkiye, Avusturya, Bulgaristan, Macaristan ve Romanya arasında ilk kez görüşüldüğü 2002’deki toplantı sırasında fonda, Giuseppe Verdi’nin Nabucco Operası’ndan ezgiler varmış. Söylenen benzer bir şeye göre de, AB’li enerji bakanları, bu konuyu görüşmek için 2003 yılında Viyana'da bir araya gelişlerinde tutmuşlar, hep birlikte gidip Nabucco Operası’nı izlemişler… İşin doğrusu bu söylenenlerden hangisi olursa olsun, ‘Nabucco’ adı, Avrupa Birliği ülkelerini Rusya ile onun bağlantılarının eline muhtaç olmaktan kurtaracağı düşünülen çözüm yolunun da adı olmuş.

 

*

Nedir bu Nabucco? İn midir cin midir? Ne indir ne de cin; hepimiz gibi bir ben-i âdemdir; diyeceğim, ilk bakışta konuyla alakasız bir şeydir. Şöyle: O, İsa’dan önceki zamanların birinde Babil’in güçlü kralıdır. Dünyanın yedi harikasından biri olan Babil’deki asma bahçeleri yaptıran haşmetli II. Nabuko’dur… 586 yılına gelindiğinde, Nabuko’nun hedefi, kapısına dayandığı Kudüs’tür…

 

babilin-asma-bahceleri 

Nabuko deyince Babil'in asma bahçeleri akla gelmesin olur mu? Bir de Babil Kulesi var, ama onun Nabuko'yla ilgisi yok. O kulede türlü türlü diller konuşulurmuş.

 

Ve Nabuko, gelmiş gelmiş, iki bin dört yüz yirmi küsur yıl sonra İtalyan yazar Temistocle Solera’nın türlü dolaplarla, düzenlerle örülü dört perdelik oyununa konu olmuş; Verdi de bu oyunu müzikle sarıp sarmalayıp ilk başarılı yapıtını vermiş. Yıllardan 1841.

 

*

AB’de kaç ‘yıldız’ ülke var? Doğalgazın kaynağında kaç bayrak dalgalanıyor? Nabucco’nun altında kaç imza var?

 

Şimdi şimdi anlıyorum, girişimin adındaki ‘proje’ sözü boşuna değil. Bu koca borunun nasıl dolacağı sorusu ortada asılı duruyor… Evet, ‘AB ülkelerine doğalgaz aktarma borusu’ tam dolmadıkça bu girişim projeden öte bir anlam taşımaz. Göç yolda düzülür misali bu borunun da döşendikçe dolacağı hesap ediliyor olmalı…

 

Ve bir doğalgaz boru hattı için müthiş bir esinlenme!  Yıl, iki binlerin başı. Yinelemek istiyorum, dilerim, her şey düşünüldüğü gibi iyi gider, sonu ülkemiz için hayırlı olur… Nabucco Projesi Babil Kulesi'ne benzemesin de…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak, 18 Temmuz 2009

 

© 2009 İK

{lang: 'tr'}

3 Yorum

  1. Dünya Yazman said,

    Temmuz 18, 2009 at 21:38

    Dayıcığım Nabucco keşke Babil Kulesi’ne benzese, niye benzemesin ki sence? Ben anlamadım galiba.

  2. İnal Karagözoğlu said,

    Temmuz 22, 2009 at 14:00

    BİR AÇIKLAMA

    Hemen bütün din kitaplarında Babil Kulesi’nden söz ediliyor; Tevrat’ta, Tevrat ve Zebur’u kapsayan Eski Ahit’te (Tanah’ta), Kur’an-ı Kerim’de… Ve türlü söylencelerde de…

    9’uncu yüzyıl İslam tarihçilerinden el-Tabari’nin ‘Peygamberler ve Krallar Tarihi’ adlı yapıtındaki öyküsel bilgiye göre, Kral Nimrod Babil’de bir kule yaptırır. Allah, insanoğlunun kendini beğenmişliğine kızıp bu kuleyi yıkar ve o zamana kadar aynı dili konuşan insanları yetmiş iki tür dilde konuşur eder. 13’üncü yüzyıl İslam tarihçilerinden Ebu el-Fida da aynı öyküden bir ekleme yaparak söz etmiştir; ekleme şöyle: Allah, Hud Peygamber’e, kulenin yapımına katılmadığı için, konuştuğı dil olan İbranice’yi korumasına izin vermiş. Hud Peygamber’in İbrahim Peygamber’in atası olduğunu da ben ekleyeyim.

    Bilmem, “Nabucco Projesi Babil Kulesi’ne benzemesin de” dememin nedeni yukarıdaki açıklamadan anlaşılıyor mu?

  3. Dünya Yazman said,

    Temmuz 22, 2009 at 14:55

    Ben Babil Kulesi kadar olursa bile şükredecek vaziyetteyim Dayıcığım :) ))

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.