Dilimizin Kurtulmasını Sağlama ‘Noktasında’

 

Medya ve Ötesi…

 

İnal Karagözoğlu

 

 

Basın yayının (medyanın) hayatımızdaki yeri büyüyünce, ortaya, çalışma konusu bu alanda yer alan haberler olan iş kolları çıktı. Bunlar kendilerine ad olarak, genellikle, ‘basın yayını izleme eylemi’ni belirten sözleri seçtiler. Önceleri sayıları biri ikiyi geçmiyordu; yaptıkları iş de, müşterilerine, basın yayında yer alan haberleri onların ilgi alanlarına ya da haberlerin öznelerine göre sınıflandırarak sunmaktı. Sonra sonra çoğaldılar, hizmet yelpazeleri de genişledikçe genişledi. ‘Genelağ (İnternet) haberciliği’ denen yolun açılıp genişlemesiyle de işleri olabildiğince büyüdü, renklendi.

 

Ve, hayatımızdaki yeri büyüdükçe sorunları da artan basın yayına dilimiz açısından bakmayı kendisine iş edinen kimseler de çıkmaya başladı ortaya birer ikişer… Öncüleri, gazetelerin köşe yazarlarıydı; işe, bu ‘memleket meselesi’ne köşelerine iliştirdikleri küçük bölümlerde değinerek başladılar. Sonraları bu konuda uzmanlaşanlar oldu; arkasından dizi dizi kitaplar geldi… Ve her işte olduğu gibi, bunlardan bazılarının uzmanlıkları kendilerinden menkuldü; kendi gözlerindeki merteği değil de hep başkalarının gözündeki çöpü gören hâlleri vardı… İşin ilginç, ilginç olduğunca da acı yanı, günümüzde bu taife, ‘bir bilen’ muamelesi görme mertebesine erişmiş durumda.

 

Başa dönersem…

 

Bu basın yayın izleme kuruluşlarından birinin yaptığı işlerden biri de yalan yanlış, asılsız haberleri derlemek. Bu arada, bu tür haberler dolayısıyla yapılan düzeltmeler, yalanlamalar, uyarılar… İnsan bunlara bakınca, içine sıkıntı basıyor, yüreği daralıyor… Üstelik, bu veriler de ne kadar doğru acaba, diye düşünmeden de edemiyor insan.

 

İçine yuvarlandığımız gidişatın basın yayın dünyamızı getirdiği noktalardan biri de işte bu. Sevimsiz bir durum.

 

İş bununla kalsa iyi; bir sevimsiz durum da dilimize egemen olmuş gidiyor…

 

Bu hoş olmayan durumlar beni karamsarlığa götürmüyor. “Efendim, böylesi şeyler, en gelişmiş ülkeler dahil, dünyanın her yerinde görülüyor” deyip teselli bulacaklardan da değilim. Umudum yine basın yayında: nasıl birileri yalan yanlış, asılsız haberleri, düzeltmeleri, yalanlamaları, uyarıları derlemeyi iş edinmişse, birileri de önce bu değerli alanda düşülen dil yanlışlarına el atmalı, ardından da işi, her türden kurumun, kuruluşun ortaya koyduğu yazılı belgelerdeki dil yanlışları ile basın yayında yer alan her düzeyden kişilerin yaptıkları konuşmalardaki, verdikleri demeçlerdeki dil yanlışlarını derleyip ortaya koymaya kadar götürmeli. Ve, kurum Türkiye Büyük Millet Meclisi de olsa, kişi Cumhurbaşkanı da olsa, onlar, bu izleme, derleme alanının dışında kalmamalı.

 

 nokta2

Nokta… En başta boyutsuzluğu belirtmek için matematiksel bir kavram olarak ortaya konan ‘nokta’ sözcüğünün daha sonra kazandığı pek çok anlamı var. Bu sözcüğün çokanlamlılığının dilimizde geldiği son nokta ise boyutsuzlukötesi.

 

Bu görev, başta, güçlü yapılarıyla yurt yüzeyine yayılmış olan köklü basın yayın kuruluşlarına düşüyor. Böyle bir girişim, hem dilimizin sağlığına kavuşması ‘noktasında’ hem de bu parasal sıkıntı günlerinde işsizliğe talim eden pek çok donanımlı gencin iş edinmesi ‘noktasında’ yarar sağlayacaktır.

 

Şimdi, “Senin o söylediğin kuruluşlar bu darboğazda o işi yapmak için parayı nereden bulsun” denecektir.

 

Kolay: önceki gün ortaya konan ekokomiyi düze çıkarma paketi ne güne duruyor? Paket, istihdamı arttırma ‘noktasında’ da işe yarayacak değil miydi? Önce, ‘kamu yararına’ niteliğinde olan bu dediğim işe seçilecek gençlerin staj görmeleri ‘noktasında’, sonra da, stajda başarı gösterenlerin çalıştırılmaları ‘noktasında’ bir şeyler ayrılabilir bu paketten, diyorum. 

 

Benden söylemesi…

 

 

_________________

 

Kaynak: Sigorta Dünyası dergisi, Haziran 2009, 577. s. (Her ayın 15'inde yayımlanmaktadır.)

Yazılışı: Yarımca, 6 Haziran 2009

 

Not: Yazıdaki çizim ile altındaki yazı İLGİLİK’e özeldir.

 

Son düzenleme: 190216

 

© 2009 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.