Babalar Günü’nde Fotoğraflar Arasında…

     

“Ben Büyüyünce Babam Gibi Olacağım”

 

Muzaffer Bilgili

 

 

Prag’ın geniş meydanlarından birinde bir ağaç gölgesindeki bankta dinleniyoruz. Meydanı, çevresindeki güzelim binalar kucaklamış; kıskanarak izliyoruz. Geçmişten bugüne saygıyla gelen, geleceğe umutla, sevgiyle bakan bu binaları izleyen yalnız biz değiliz. Yüzlerce insan yerlere oturmuş ya da ayakta hayranlıkla seyrediyorlar. Güvercinler de bu mutlu kalabalığın arasında ayaklarımızın dibinde rahatça dolaşıp duruyor. İstekleri var bizden; onları boş çevirmiyoruz.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Hazır İçecekler Dururken

 

Şurup Yapmanın Anlamı

 

Hazır şeylere alışmak ne de kolay… Bu kolaylığı, onların emeksizcesine elde ediliyor olmaları sağlıyor. ‘Emek vermeden’ demiyorum, ‘emeksizcesine’… Hazır şeyler emeksizcesine elde edilir, ama elde etmenin, edinmenin ardında emek yok mu? Hiçbir şey bedelsiz değil, her şeyin bedeli var. O bedeli ya kendimiz öderiz ya vaktiyle birileri ödemiştir ya da bizden sonra gelecekler ödeyecektir.

 

Farkındayım, konuya pek felsefi laflarla girdim, şimdi işin içinden nasıl çıkacağımı bilmiyorum. ‘Hazır şeyler’ tanımlamasını, sözü alışveriş yerlerinde raflarda sıram sıram duran albenili içeceklere getirmek niyetiyle kullanmıştım…

   

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Dilimizin Kurtulmasını Sağlama ‘Noktasında’

 

Medya ve Ötesi…

 

İnal Karagözoğlu

 

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Öylesine Aşklar…

dut-agaci

 

Dut Ağacındaki Ayak İzleri

 

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

“Türkçemizin Başına Gelenler” Derken…

Papağanlaştık mı Ne?!

 

 

Yaygın bir uygulama var, size bir soru mu soruldu, hemen o soruyu birinci şahsa çevirerek kendinize soruyorsunuz. En çok televizyonlarda, radyolarda oluyor. Bir örnek vereyim: izlence konuğuna, kısa bir hoş geldin faslından sonra örneğin, “Özlettin kendini… Nerelerdeydin” gibi bir soru soruluyor, o da bu soruyu “Nerelerdeydiiim” diye yineledikten sonra yanıtlıyor. 

 

Bunları dinlemek çok hoş… Yalnız biraz sakıncalı. İlk başlarda ‘olay’a kafayı takmanız işten bile değil, bu bir; ikincisi, sonra sonra bir de bakıyorsunuz, siz de öyle yapmaktasınız. Bir örnekle açıklayayım: kızım, Haziran’a üç-beş gün kala telefon etti: “Ne zaman gidiyorsunuz?” Artık pek yorucu oluyorsa da, yazları, söylemesi ayıp bir yerlere gidiyoruz, onu soruyor. Ben yanıtı hemen yapıştırdım: “Ne zaman gidiyoruz?” Eşim kendisine soruyorum sanıp “Nereye ne zaman gidiyoruz? Arayan kim” diye beni yanıtlarken “Daha belli değil” deyip noktaladım. İnsanlar artık papağan gibi, duydukları her şeyi kapıveriyorlar… 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Sevgili Yanimi Geri İstiyorum!

Yitirdiklerimiz İnsanlarımızla Sınırlı Değil

 

 

Gün geçmiyor, dilimiz yeni bir kayıp veriyor. Bunlardan biri yani sözcüğü. Hani, bir şeyi açıklarken ya da bir şeyi anlatmada zorlanınca kullanırdık ya, işte o:

 

- …, yani bugün gidebileceğimi hiç sanmıyorum.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.