Gerçek Bir Dostun Ardından

Pünhan Necef Oğlu Abdullayev

 

Muzaffer Bilgili*

 

 

İnsan, yüreğinde mum yakılmak ister;

Ne mutlu o mumları yakan dostlara…

Mevlana

 

 

Azerbaycan Sigortacılığı seçkin bir mensubunu, Pünhan Necef Oğlu Abdullayev’i kaybetti. Ömer Hayyam, “Bu kubbe altında bin bir belayı gör / Dostlar gideli boşalan dünyayı gör” diyor bir rubaisinde. Ancak, o dost eğer bir eser bırakmışsa, ve bu eser, bir sektörün üretkenliğini tetiklemek için, gencecik insanları bir meslek sahibi yapmak için yazılmışsa, bu bir teselli, bir avuntu kaynağı değil midir?

 

Bu düşüncelerle bakıyorum elimdeki kitaba… Teselli buluyorum; iyi ki yazmış, diyorum, iyi ki yazmış… İçim ısınıyor. Elimde Pünhan Necef oğlu’nun Siğorta İşi isimli kitabı var; parantez içinde ders vesaiti yazıyor. Kapak içinde de “Çok değerli Muzaffer Hanım’a, Azerbaycan’da sigortacılığı yayma ve genç öğrencilerin hizmetine sunmayı amaçladığım bu kitabı, gençleri çok seven bir anne

olarak size gönderiyorum” yazısı…

 

 sigorta-isi-yazarlar1

 sigorta-isi

sigorta-isi-basim-yeri-yili

Siğorta İşi’nin ön kapağından. Azerbaycan Eğitim Bakanlığı, kitabı, yükseköğrenim öğrencilerine ‘ders gereci’ olarak salık vermişti.

Pünhan’ın 2004 yılında gönderdiği Azerbaycan sigortacıları için çok yararlı olacağına inandığım ve çok beğendiğim kitabının sayfalarını tekrar çeviriyorum: “Siğortanın mahiyyeti ve ehemmiyeti”yle başlıyor bölümler; “siğortanın igtisadi teşkilatı, hugugi esasları, siğorta statistikası göstericileri, siğorta işinin tekmilleştirilmesi ve inkişaf problemleri, muhasibat hesabatları” diye bölüm bölüm devam ederek 13’üncü bölümde “istifade olunan edebiyatlar” diye bitiyor. 185 sayfalık kitabın ilk sayfasında ise şöyle yazıyor: “Azerbaycan Respublikası tahsil nazırliyinin 10 fevral 2004’üncü il tarihli emri ile grif verilmiş ve kitab ali mekteb telebeleri üçün ders vesaiti kimi tövsiyye olunmuştur.” Tahsil Nazırlığı bu kitabı ders kitabı olarak önerirken ayrıca, (bu kitaptan) “siğorta şirketinde çalışan mütexessisler ve siğorta işi ile maraqlanan diğer şahıslar istifade edebilerler” diyerek kitaptaki bilgilerin Azerbaycan sigortacılığını geliştireceğine inancını belirtiyor.

4 Mart 1957 tarihinde Azerbaycan’ın Göyçay bölgesinde doğan ve iktisatçı ihtisası olan Pünhan Necef oğlu, bu kitabı, Prof. Baybala Aslan Oğlu Xankişiyev’le birlikte yazmıştır. Pünhan, gönül verdiği sigortacılığı Azerbaycan’da tanıtmak, yerleştirmek ve geliştirmek için 1982 yılından 2008 yılı Aralık ayına kadar sırasında öğrenci, sırasında eğitmen, müfettiş, genel müdür yardımcısı ve genel müdür olarak sigortacılığın bütün kademelerinde çalışmıştır. Sigortacılıkla ilgili birçok makalesi bulunmaktadır.

 

Necef Oğlu (sağda), kitabını Prof. Aslan Oğlu’yla birlikte yazmıştı.

(Siğorta İşi’nin arka kapağından)

 

1996’dan 2001’e kadar Başak İnam Azerbaycan-Türkiye Birge Sigorta Şirketi’nde genel müdürlük görevini de başarıyla yürüten Pünhan Abdullayev’i, Azerbaycan’ın bu seçkin evladını ne yazık ki 2008 yılının Aralık ayında kalp krizi nedeniyle kaybetmiş bulunuyoruz. O, bizim için engin bilgisine karşın vakur ve sessiz alçakgönüllülüğüyle, dürüstlüğüyle, bir iş arkadaşından öte bir kardeş, az bulunur bir dost, bir yoldaştı; Azerbaycan demekti; Bakû demekti… “İki dövlet bir millet”in evladıydı. Yüreğinde taşıdığı sevgi ve saygıyı gözlerinden rahatlıkla okuyabilir ve ona sınırsız güvenebilirdiniz. Pünhan, gerçek bir insandı.

  

Kitabı elimde, sesi kulağımda, Bakû’de bizi o pırıl pırıl gülen gözleriyle karşılarken, bizim de gönül verdiğimiz güzelim Azeri müziğini dinleyerek ‘araq’ (rakı) içerken, minik votka kadehleri elimizde ‘balalarımızı (çocuklarımızı), növelerimizi (torunlarımızı)’ anlatırken, rüzgârında neft kokan Hazar kıyısında yürüyüş yaparken, İstanbul’un denize karşı balık lokantalarında sohbet ederken, Yönetim Kurulu toplantılarında ‘Azerbaycan Siğorta bazarının inkişafı meseleleri’ni, ‘Siğorta Haggında Kanun’u anlatırken, ‘tikintilerin (inşaatların) siğortasında emlaka vurulan zarar’dan söz ederken anımsıyorum onu…

 

Hiçbir şeyden şikâyet etmeden, hiç kimseyi eleştirmeden, sigortacılığa gönül vererek, üretmeye, yaratmaya gönül vererek yaşadı Pünhan… Vefa duygusunun zirveye ulaştığı olgun kişiliğiyle gönlümüze yerleşmişti.

 

Cumhuriyet Bayramı’nda, dini bayramlarda, anneler gününde, kadınlar gününde, bütün özel günlerde telefondaki sesini duyamayacağım artık değerli kardeşim… Ama bilmelisin ki, şimdiden uluslararası isim yapmaya başlayan oğulların senin yerini doldurmaya çalışacaklar. Sevgili eşine, oğullarına, Azerbaycan’daki, Türkiye’deki dostlarına, Azerbaycan sigortacılığına başsağlığı diliyorum. Tanrı’nın rahmeti seninle olsun.

 

İstanbul, Mart 2009

  

_______________

* Eski Başak Sigorta Genel Müdürü (bkz. Bu Masal Böyle Bitmeyecek, Yazar Hakkında).

{lang: 'tr'}

5 Yorum

  1. Raif Güler said,

    Haziran 1, 2009 at 13:47

    Sadece Azerbaycan sigortacılığı değil Türkiye ve Türk dünyası önemli bir evladını ve inançlı bir savunucusunu kaybetmiştir.
    Bu konuyu gündeme taşıdığınız için size de teşekkür ederim.
    Bu vesileleyle tekrar kendisine rahmet, ailesine başsağlığı dilerim.

  2. Murat Aksoy said,

    Haziran 1, 2009 at 15:26

    Muzaffer Hanım, “gerçek bir dostun ardından” diye başlamış sevgili Pünhan’la ilgili anılarına.. Daha güzel bir tanımlama olamazdı herhalde.. Karşılıksız sevgisi, derin saygısı, dostlarını en sorunlu gününde dahi unutmayışı Pünhan’ı gerçek bir dost kimliğine taşımıştı hepimiz nezdinde.. Öyle bir dostluk ki, sanki biliyormuşçasına ölümünün hemen öncesinde vedalaşmaya gelmiş gibi Türkiye’deki sevenleriyle son kez buluşmasını izah etmek sanırım başka türlü mümkün değil..
    Muzaffer Hanım, kadirşinaslığınız için teşekkür ediyor, acınızı paylaşıyorum.. Sevgili Pünhan’ın ailesine de tekrar sabır diliyorum..

  3. Oya Özdemir said,

    Haziran 3, 2009 at 16:22

    Sayın Bilgili,
    İnsani erdemlerin yozlaştırıldığı, hiçleştirildiği günümüzde, bir dostun ardından ANLAMLI, SEVGİ DOLU SATIRLARIN yanısıra, AİLESİNE VE HER İKİ ÜLKE için TARİHE not düşülecek, özenle seçilmiş kelimelerle ince ince dokuduğunuz satırlarınıza, BİREY olarak TEŞEKKÜR ETMEK istemem, çok doğal…
    Ancak, öylesine içten ki, parmaklarımı klavyede duygularım yönlendirdi.
    Sayın Necef oğlu’na Tanrı’dan rahmet dilerken, bıraktığı eserleri Ailesi ve Ülkesi için ilelebet yaşamasını sağlayacak DEĞERLER olacaktır, kuşkusuz…
    Böyle değerlerin gidişi geride kalanlara FARKLI IŞIK oluyor.
    En içten saygı ve sevgilerimle,

  4. ihsan özalkan said,

    Haziran 13, 2009 at 08:51

    Değerli Genel Müdürüm Sayın Muzaffer Bilgili’nin belirttiği çerçevede, Azerbaycan’ın yetiştirdiği seçkin kişilerden biri olan kardeşimiz PÜNHAN Bey’le ilgili olarak ne kadar şey anlatsam derin üzüntülerimi gideremez.

    PÜNHAN Bey’in vatanseverliği, mesleğindeki üstün başarıları, insancıllığı, sevecenliği ve iyi bir aile reisi oluşu, bende kendisine karşı derin bir sevgi ve saygı oluşturmuştur.

    Allah’tan ailesine ve biricik çocuklarına sabırlar diler, yüreğimizin ve kapımızın onlara her zaman açık olacağını belirtmek isterim. PÜNHAN kardeşim hep yüreğimizde yaşayacaktır.

  5. Tevfik Cansız said,

    Haziran 16, 2009 at 17:56

    Bir insan, bir dost ancak böyle tasvir edilebilirdi. Sevgi insanlara öldükten sonra da gerekli muhakkak. Dostluk da hakeza… Ne mutlu sana Pünhan; güzelliklerle yaşadın, geride dostluklar bıraktın. Bu sevgi seni cennete taşıyacaktır umarım. Ruhun şad olsun…

    Tevfik

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.