Unutulur mu?

 

 

İki Kutlu Günün Yıldönümü

 

 

Bugün, 19 Mayıs 2009. Kurtuluş’a giden büyük yürüyüşe ilk adımın atılışının 90’ıncı yıldönümü…

 

Mustafa Kemal, büyük nutkunda, bu yürüyüşün öngününü şu sözlerle anlatmıştı:  

 

“1919 yılı Mayısı’nın 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir:

 

m-kemal-buyuk-nutkunu-okuyor


Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup (İttifak Devletleri [Bağlaşık Devletler]), I. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda. Milleti ve memleketi I. Dünya Savaşı’na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet âciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı.

 

Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…

 

İtilaf Devletleri (Uzlaşık Devletler, Anlaşma Devletleri), ateşkes anlaşmasının hükümlerine uymayı gerekli bulmuyorlar. Birer bahaneyle İtilaf donanmaları ve askerleri İstanbul’da. Adana ili Fransızlar, Urfa, Maraş, Ayıntap (Gaziantep) İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya’da İtalyan askeri birlikleri, Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyette. Nihayet, konuşmamıza başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919’da, İtilaf Devletleri’nin uygun bulmasıla Yunan ordusu da İzmir’e çıkartılıyor.

 

baglasiklar-uzlasiklar

I. Dünya Savaşı’nda Bağlaşık Devletler (kırmızı), Uzlaşık Devletler (yeşil).

Bundan başka, memleketin her tarafında Hıristiyan azınlıklar gizli veya açıktan açığa kendi özel emel ve maksatlarını gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlar.

 

Sonradan elde edilen güvenilir bilgi ve belgelerle iyice anlaşılmıştır ki, İstanbul Rum Patrikhanesi’nde kurulan Mavri Mira Heyeti, illerde çeteler kurmak ve idare etmek, gösteri toplantıları ve propagandalar yaptırmakla meşgul. Yunan Kızılhaçı ve Resmi Göçmenler Komisyonu, Mavri Mira Heyeti’nin çalışmalarını kolaylaştırmakla görevli. Mavri Mira Heyeti tarafından yönetilen Rum okullarının izci teşkilatları, yirmi yaşından yukarı gençleri de içine almak üzere her yerde kuruluşunu tamamlıyor.


Ermeni Patriği Zaven Eefendi de, Mavri Mira Heyeti’yle birlikte çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor. Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz sahillerinde örgütlenmiş olan ve İstanbul’daki merkeze bağlı bulunan Pontus Cemiyeti hiçbir engelle karşılaşmadan kolaylıkla ve başarıyla çalışıyor.”

 

Bunlar, bugün bize unutturulmak istenen gerçekler… Yoksa, Atatürk’ü silmeye kadar vardırılmak istenen bir süreç niye başlatılmak istensin?

 

Bu süreç sona erdiğinde, Mustafa Kemal’in, 15-20 Ekim 1927 günlerinde verdiği otuz altı buçuk saatlik büyük nutkunun ‘gençliğe hitabe’ bölümüne temel olan şu son tümceleri de çöpe atılmış olacak:

 

“Saygıdeğer Efendiler,

 

Sizi günlerce işgal eden uzun ve teferruatlı nutkum, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikâyesidir. Bunda milletim için ve gelecekteki evlâtlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi bahtiyar sayacağım.

 

Efendiler,

 

Bu nutkumla, millî varlığı sona ermiş sayılan büyük bir milletin, istiklâlini nasıl kazandığını, ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan millî ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.

 

Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.

 

Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.”

 

*

Bugün, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız…

 

Ve bugün, Atatürk’ün kendisine ‘doğum günü’ olarak uygun gördüğü bir günün de yıldönümü.

 

Kutlu olsun!…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 19 Mayıs 2009

 

 

© 2009 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.