Bir Aklıevvelin Düşünceleri

“This is ‘Meds Yeghern/Büyük Felaket’”

 

 

Gerçi 24 Nisan’dan beri az kalem oynatılmadıydı, az çene yorulmadıydı ‘Meds Yeghern’* üzerine, ama yine de denecek bir şeyler bulunurdu… Allah’tan Sayın Başbakanımız Bakanlar Kurulu’nda değişikliğe gitti de bu sözler köşelerden düştü. Yüksek yerlere çıkacak hâlim mi var, ben de, hiç değilse bu sayfaların gönlünü almak için o arta kalanlardan bir şeyler karalamaya oturdum.

 

Emre Kongar, dünyaya ‘umut’ olan Obama’yla ilgili “Ne Getirecek, Ne Götürecek” diye on bir soru koymuştu ortaya. Bunların biri de şuydu: “Ermeni soykırımı sorununda Türkiye’ye haksızlık yapılmasını engelleyebilecek mi?” Kongar, benzer bir soruyu da, Obama’nın Türkiye açısından öneminin birkaç bakımdan gündemde olduğunu belirttiği bir başka yazısında ortaya koymuştu: “Ermeni sorunu açısından Türkiye’ye yapılan siyasal haksızlıklara direnebilecek midir?”

 

Hemen her Türk yurttaşının sorması gereken bu soruların yanıtı işte o iki sözcükle verilmiş bulunuyor. 

 

Obama, konuya ‘Ermenice’ bakmış olmasına karşın Ermeniler’i pek kızdırdı… Bizde teselli ikramiyesi çıkmışçasına sevinenler olsa da,  Obama’nınki, “ne İsa’ya ne de Musa’ya” durumu… Bu arada, Sudi Arabistan Kralı Abdullah’ın “selamünaleyküm”ünü “aleykümselam”la yanıtlayıp bir de onun önünde eğilmesi, ardından da Georgetown Üniversitesi’nde konuşma yapacağı kürsünün arkasında bulunan Hz. İsa’nın adının yazılı olduğu pano ile haç simgesini kapattırması ülkesinde tepkilere yol açmıştı. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bu ayın başında da, Amerikan Kongresi destekli ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu, kendisine bir yığın iş yükledi. Bunların arasında ülkemizle ilgili olanlar da var. İnsan, onun bu iğneli fıçıya düşmüş hâline bakınca, Ermeni soykırımı savı bağlamında hayal kırıklığına uğrayanlara “Al sana Obama” bile diyemiyor.

 

Ve bu durumda Obama’ya acımamak elde değil.

 

İşi uzatmadan başa dönersem… Obama o konuya niye yalnızca ‘Ermenice’ baktı da, örneğin, “This is ‘Meds Yeghern/Büyük Felaket’” demedi?

 

Bu sorunun yanıtı hiç de zor değil.

 

Obama, kafasında Irak’a gitme düşüncesiyle yurdumuzdan ayrılmazdan önceki gün akşam neye katılmıştı? Başbakanımız’ın Dolmabahçe Sarayı Müsahiban Köşkü’nde onuruna verdiği davete. Davette onur konuğuna ne dinletilmişti?  Türk müziği. Peki, bu küçük dinleti fırsat bilinerek onca Ermeni asıllı bestecilerimizden bir tekinden olsun örnek var mıydı seslendirilen parçalar arasında? Sanmıyorum. Olsaydı, Obama o olaya yalnızca ‘Ermenice’ bakmazdı. Diyeceğim, büyük bir müzikodiplomatik¹ ‘atlama’  olmuştur.

 

Bu yargıya nasıl vardım, açıklayayım:

 

Obama fırtınasına tutulduğumuz 5-7 Nisan günlerine ilişkin haberleri taradım, Obama’nın Başbakanımız’ı Başbakanlık’ta ziyareti sırasında orada bulunan Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı Dolmabahçe’deki bu davette de var mıydı, bilgi edinemedim. Belki vardı, belki yoktu. İşte ben burada bir ikilem görüyorum: bu müzikodiplomatik ‘atlama’ Başdanışman’ın hazır bulunduğu bir ortamda olmuşsa, eksik bir iş yapılmıştır; yok, Başdanışman orada değil idiyse, orada hazır bulunmayışı ya da bu konuda ona danışılmayışı yine bir eksikliktir. Şunu demek istiyorum: bu dinletide sunulacak parçalar konusunda Başdanışman’a ya da onun önereceği benim gibi bir aklıevvele danışılıp görüşülseydi ‘Meds Yeghern’ diye bir şeyin önü kesilmiş olacaktı.

 

Peki, bu dinletide neler olabilirdi?

 

         tatyos-efendi-wwwturkmusikisicom-kaynagindan         bimen-sen-wwwturkmusikisicom-kaynagindan Kemani Tatyos Efendi, bestekâr Bimen Şen

 

Ben, örneğin, Kemani Tatyos Efendi’nin² Hüseyni Saz Semaisi’yle başlatılmasını önerirdim dinletinin… Usulü aksak semaidir, kolay dinlenir, diye…

 

obamaya-turk-muzigi-dinletisi-star-gzt-kaynagindan     

Kemençe-kanun ikilisinden taksim

 

Ardından da kemençe-kanun ikilisine kısa bir geçiş taksimi yaptırılıp Bimen Şen’in³ Kürdili Hicazkâr Şarkısı Yüzüm Şen, Hâtıram Şen’inin seslendirilmesini salık verirdim. Bu yapıt alkışlanırken de, kısaca Tatyos ve Bimen Efendi’lerin kimliklerinden, müziğimize olan katkılarından söz edilmesini öğütlerdim.

 

Bu arada konuğumuza, ‘Hüseyni’ sözcüğünün, iki ana kaynaktan beslenen müziğimizin en eski makamlarından biri olduğu; asıl adı ‘Bimen Dergazaryan’ olan Bimen Efendi’ninn din adamı Gaspar Efendi’nin dördüncü çocuğu olarak 1873’te Bursa’da doğduğu, kilisede ilâhi okuyan on bir yaşında bir çocukken o günlerde Bursa’ya gelen müzik üstadı Kanuni Hacı Ârif Bey’e takdim edildiği, Bimen’in onun tavsiyesiyle on dördündeyken İstanbul’a gelip aralarında bu müzik insanının da bulunduğu değerli müzikçilerden dersler alarak ünlü bir hanendeliğe ve besteciliğe ulaştığı, Şen’in 1943 yılında bu dünyadan ayrılışında, onu, aralarında tanınmış müzikçilerimizin de bulunduğu kalabalık bir topluluğun uğurladığı anlatılsın isterdim…

 

Tabii, bu iki parçanın ardından da müziğimizin iki koca ırmağından biri olan halk müziğimizden bir örnek olarak da Sarı Gelin’in seslendirilesinin uygun olacağını söylerdim. Ve, “Eğer vakit bulursanız” derdim, “Bimen Dergazaryan’ın ‘Şen’ soyadını, hocası Hacı Ârif Bey’in düzenlediği Kürdili Hicazkâr makamında bestelediği bu ‘Yüzüm Şen, Hâtıram Şen’ şarkısının pek tutulması üzerine aldığını söylemeyi sakın unutmayın…”

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 4 Mayıs 2009

 

 

__________________

* ‘Meds Yeghern’ sözleri özel isimdir ve I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Türk makamları tarafından işlenen Ermeni soykırımı’ anlamında kullanılmaktadır.

¹ Ne böyle bir sözcük vardır ne de kavram; kafadan attığım bir laftır.

² Kemani Tatyos Efendi

³ Bimen Şen

 Bu şarkıyı Hafız Burhan’dan dinlemek için tıklayınız: Yüzüm Şen, Hâtıram Şen

 

Yüzüm şen, hâtıram şen, meclisim şen, mevkiim gülşen;

Dilim şen, hemrevim şen, hemserim şen, hemdemim rûşen…

Nasıl şen olmasın gönlüm bu bezm-i iyş ü işrette?

İçen şen, söyleyen şen, dinleyen şen, yâr ü ağyâr şen…

 

Sözcükler:

 

mevki: Yer.

dil: Gönül.

hemrev: Yol arkadaşı, birlikte giden, yoldaş.

hemser: Kafadar, arkadaş.

hemdem: Canciğer arkadaş.

iyş (îş): Yiyip içme. (Yaşayış. Yaşamak. Zevk ve safa sürmek.) (safâ: Eğlence; gönül şenliği; gönül rahatlığı ve sevinçli olma hâli.)

ret: İçki içme.

yâr: Sevgili.

ü: Ve.

ağyâr: Gayrılar, başkaları, yabancılar, eller.

 

Not:

 

Müziğimize altı yüzden çok yapıt kazandırmış olan Bimen Şen’e ilişkin söylenecek daha pek çok şey var.

 

Bunların en başında, şair ve yazar Süleyman Nazif’in onun için yazdığı şu beyit gelir:

 

“Ebedî nâzımıdır san'at-ı feryâdımızın
Öperiz ağzını hep Bimen-i üstadımızın”

 

İkincisi, Türk müziği kuramcısı ve kemençe üstadı Ruşen Ferit Kam’ın Bimen Şen için yazdığı şu satırlardır:

 

“… Bu ananenin en kuvvetli, en popüler bestekârlarının sonuncusu Bimen Şen’dir. Ta Şişli semtinden başlayarak İstanbul surlarına kadar uzanan bölge içinde onun eserlerinden birini, hatta birkaçını bilmeyen, terennüm etmeyen bir insan tasavvur etmek pek güçtür. Şöhreti ve eserleri I. Dünya Harbi ve sonra onu takip eden mütareke yılları içinde bütün İstanbul ufuklarını kaplamış olan bu bestekârımız, her sınıf halkın kendi zevkini okşayacak tarzdaki şarkıları ile çok sevilmiştir. … Onun bu sanat ve sanatkârlık tılsımı ölümüne kadar devam etmiştir. …“

 

Tabii, konuğumuza bunların da aktarılmasını tavsiye edemezdim; vakit pek dardı… Bunları buraya, bu konuda aklımdan geçenlerin hepsi bir arada olsun, diye yazdım.

 

 

© 2009 İK

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. Ayseli Usluata said,

    Mayıs 5, 2009 at 10:12

    Ne güzel bir saptama, ne güzel bir öneri…

    Cok güzel bir yazı.
    Sizi yürekten kutlarım.
    Saygılarımla,

  2. Cevat Bayram said,

    Mayıs 7, 2009 at 19:31

    Hocam merhaba,

    Bugün eğitim esnasında söylemiş olduğunuz bu siteyi gezdim ve çok beğendim. Çok güzel nostalji yaşadım. Siteye verilmiş olan emeğe çok teşşekkür ederim.

    Öğrenciniz Cevat Bayram
    İç Eğitmenlik Eğitimi öğrencisi

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.