“Emeğe (de) Saygı!…”

Yeniden 1 Mayıs

 

 

‘Belirli gün ve haftalar’ çizelgemize bir satır daha eklendi. Resmi Gazete’nin 27 Nisan 2009 tarihini taşıyan 27212 numaralı sayısında duyuruldu, ‘1 Mayıs’ günleri, bundan böyle ‘Emek ve Dayanışma Günü’ adıyla tatil… Böylece, “Tembel milletiz, 365 günün şu kadarı tatille geçiyor” diye arıza çıkaranların ağızlarındaki sakız da büyümüş oldu. Bu duruma yol açan (!) yasanın numarası 5892, yüce Meclis’ten geçiş tarihi 22 Nisan 2009.

 

Biri geçici dört maddeden oluşan bu kısacık yasanın adı biraz uzunca: Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. Madem kısacık bir yasa, buraya alıvereyim:

 

«MADDE 1- 17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına, bu fıkrada geçen “yılbaşı günü” ibarelerinden sonra gelmek üzere “ve 1 Mayıs günü” ibaresi eklenmiş ve birinci fıkranın (C) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“C) 1 Ocak günü yılbaşı tatili, 1 Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günü tatilidir.”

GEÇİCİ MADDE 1- 1 Mayıs 2009 tarihinde kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılması kararlaştırılan iş ve işlemler yürütülür. Kamu kurum ve kuruluşları bu iş ve işlemlerin yürütülmesi için gerekli tedbirleri alır.

MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.»

 

Bu değişikliği bir de ana yerinde, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’da göreyim:

 

“Madde 2- Aşağıda sayılan resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı günü ve 1 Mayıs günü genel tatil günleridir.

A) Resmi bayram günleri şunlardır:

1. (Değişik: 20/4/1983 – 2818/1 md.) 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıdır.

2. 19 Mayıs günü Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı günüdür.

3. 30 Ağustos günü Zafer Bayramıdır.

B) Dini bayramlar şunlardır:

1. Ramazan Bayramı; Arefe günü saat 13.00'ten itibaren 3,5 gündür.

2. Kurban Bayramı; Arefe günü saat 13.00'ten itibaren 4,5 gündür.

C) (Değişik: 22/4/2009 – 5892/1 md.) 1 Ocak günü yılbaşı tatili, 1 Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günü tatilidir.”

 

Ve bu arada, Allah’ın bildiğini kuldan saklamayıp yasa yapma tekniğimize hayran olduğumu beyan edeyim…

 

*

 

Şimdi de, “Bir kararın, hele de bir yasanın ortaya koyduğu durumu anlamanın yolu, onun gerekçesine bakmaktan geçer” diye bir ahkâm kesip gerekeni yapacağım.

 

5892, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca hazırlanan bir yasa tasarısının yasalaşmış biçimi. Bir gereklilik olduğundan, bu tasarının da bir gerekçesi vardı. Önce onu alayım buraya:

 

«1 Mayıs günü, tüm dünyada çalışanların birlik ve dayanışmasının simgesi olarak kabul gördüğünden, Tasarı ile anılan günün ülkemizde de “Emek ve Dayanışma Günü” adıyla tatil günü olarak belirlenmesi öngörülmektedir.»

 

Öte yandan, ‘1 Mayıs’ın genel tatil günleri arasına alınması konusunda 2429’da değişikliğe gidileceğinin hükümet çevrelerinde dile getirilmesi ve ardından da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu konuda bir yasa değişikliği tasarısı hazırlamaya başlamasıyla birlikte, pek doğal olduğu üzere, bazı milletvekilleri de bu konuda yasa önerileri hazırlayıp bunları Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’da sunmuşlardı. Bu, bana, ‘1 Mayıs’ın ne olup ne olmadığı konusundaki bilgileri topluca görme olanağını verecekti. Ve işte o olanak doğmuş bulunuyor.

 

Sırayla gitmeye çalışayım, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, ‘1 Mayıs’a ilişkin Hükümet tasarısı ile milletvekillerinin önerilerini asıl komisyon olarak İçişleri Komisyonu’na, ikincil komisyon olarak da Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’na havale etmişti. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçişleri Komisyonu bunları inceleyip bir rapor düzenledi. Bilgilenmeyi, bu raporda dile getirilen güşünce ve görüşleri okuyarak sürdüreyim:

 

«Tasarının tümü üzerinde yapılan görüşmelerde birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de 1 Mayısın tatil ilan edilmesinin ve bunun yasal dayanağının oluşturulmasının olumlu bir düzenleme olacağı ve çalışma barışına katkı sağlayacağı ifade edilmiştir.

 

1 Mayısın “işçi bayramı” olarak ilan edilmesinin, bu tabirin yaygın kullanımı dikkate alındığında daha uygun olacağı belirtilmiş, buna karşı Tasarı'da yer alan “Emek ve Dayanışma Günü” tabirinin daha kapsayıcı olduğu, tüm emekçileri ayırım yapmaksızın içerdiği düşüncesiyle mevcut ifadenin korunmasının yerindeliği düşüncesi hasıl olmuştur.»

 

Bu ‘1 Mayıs’ konusunda otuz sekiz milletvekili yasa önerisinde bulunmuş: Ağah Kafkas (AKP Çorum), Akın Birdal (DTP Diyarbakır) ile 14 arkadaşı, Ayşe Jale Ağırbaş (DSP İstanbul), Bülent Baratalı (CHP İzmir) ile 16 arkadaşı, Mustafa Özyürek (CHP İstanbul), Tansel Barış (CHP Kırklareli), Ufuk Uras (ÖDP İstanbul), Yaşar Tüzün (CHP Bilecik). Öneri sayısı sekiz.

 

Kafkas, 2429 sayılı yasadaki söz konusu değişikliğin “1 Mayıs ‘Birlik ve Dayanışma Günü’ tatilidir” biçiminde olmasını önerirken, öteki öneri sahipleri, “1 Mayıs günü İşçi Bayramıdır”da birleşmişler.  

 

tbmm

 ‘1 Mayıs’ın ne olup ne olmadığı konusundaki bilgiler Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin arşivinde…

 

Milletvekillerimizin sundukları gerekçelere gelince, görebildiğim kadarıyla, Ağah Kafkas ile Tansel Barış’ın gerekçeleri bire bir aynı; belki birkaç yazım farklılığı olabilir… Bunlardan Kafkas’ınki ile öbür gerekçeleri sırayla buraya olduğu gibi alıyorum:

 

Ağah Kafkas:

 

«Çalışanların 19 uncu yüzyılda çalışma koşulları son derece zordu. Çalışanlar, günde ortalama 15-16 saate varan, karın tokluğuna çalışmak zorunda kalıyor, çalıştıkları fabrika ve atölyelerde yatıyor, ertesi gün kaldıkları yerden işlerine devam ediyorlardı. Doğru dürüst dinlenemiyor, temizlik, beslenme, uyku, tatil gibi en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyorlardı. Bu insanlık dışı uygulama çalışanları birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmeye, örgütlemeye yöneltti. Bu nedenle Amerika'da 1886 yılının 1 Mayısında, 15-16 saatlik çalışma sürelerine dayanamayan 80.000 işçi eylem yapmak üzere sokaklara akın etti. Talepleri 8 saatlik işgünüydü. Tabiî ki bu eylem her zaman olduğu gibi provokasyonla sonuçlandı. Olaylarda 6 işçi öldü, daha sonra, bu olaylara bağlı olarak 4 işçi önderi de idama mahkûm oldu ve idam edildi. Bundan sonra olaylar yatışacağına daha da şiddetlenerek yaygınlaştı ve gelişti. 1889 yılında, İkinci Enternasyonal toplantısında, işçilerin 8 saatlik işgünü talebinin anısına, mücadelelerinin anısına, 1 Mayıs Uluslar arası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü olarak kabul edildi. Böylece 1 Mayıs tüm dünyada “Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmaya başladı.

 

Bugün bütün dünyada, 1 Mayıs, işçilerin ve tüm emekçilerin demokratik haklarını ve taleplerini gündeme taşıdıkları bir gün olarak güne damgasını vurmaktadır. 1 Mayısın tarihine bakacak olursak, emeğiyle geçinen, işçilerin emekçilerin mücadelesini görmekteyiz. Dünyanın pek çok ülkesinde, 1 Mayıslarda talep edilen hakların büyük bir bölümü yaşama geçerken ne yazık ki ülkemizde, 1 Mayısın İşçi Bayramı olarak kutlanmasına, 1 Mayıs gününün tatil edilmesine dahi tahammül edilemediği gibi işçilerin demokratik hak ve talepleri ne yazık ki istenen seviyeye gelmiş değildir. 1 Mayıs İşçi Bayramı tüm dünyada “İşçi Bayramı” olarak kutlandığı gibi ülkemizde de tatil günü kabul edilerek İşçi Bayramı olarak kutlanmakta idi.

 

Ülkemizde; 1977 yılı 1 Mayıs kutlamalarında tıpkı 1886 yılında Amerika’da olduğu gibi yaratılan provokasyon sonucu 37 işçi ne yazık ki yaşamını yitirmiştir. Bu üzücü olay sonrasında İşçi Bayramı olarak yasaklanması, izin verilmemesine, 1 Mayısların işçi bayramı olarak kutlanmasını engelleyememiş, yasaklandığı için toplumda bir gerginlik ve huzursuzluk yaratılmıştır. Bu günün huzur ve güven içerisinde kutlanması fiili durumun resmiyete kavuşturularak medeni ülkelerde olduğu gibi kutlanmasının zemini oluşturulmalıdır. Bu günün genel tatil günü olarak kabul edilerek barış ortamı sağlanabilir. 1 Mayısın İşçi Bayramı olarak kabul edilmesi Anayasamızın 49. maddesinde yer alan “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” hükmü çerçevesinde çalışma hayatını olumlu yönde etkileyecektir.

 

1 Mayısın tatil edilmesi ile bu günün bayram havası içerisinde kutlanmasını sağlayacaktır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kutlanması demokrasimize de katkı sağlayacaktır.»

 

Akın Birdal ile 14 arkadaşı:

 

«İnsan hakları ve demokrasi mücadelesi sürecinde tüm insanlığa malolmuş, evrensel boyutlara ulaşmış değerler ve ilkeler oluşmuştur.

 

Bu evrensel değerlerin en önemlilerinden birisi de “emeğin en yüce değer” olduğu ve emeğe duyulan saygıdır. 19. yüzyıldan bu yana sürdürülen mücadeleler sonucu emekçiler ve çalışanlar tarafından günlük çalışma süresini 8 saate indirmek için, grev ve gösterilerin yapıldığı ve bu yolda birçok acıların ve ölümlerin yaşandığı bilinmektedir. Bu mücadelesinin simgesi olarak da 1 Mayıs günü dünyanın bir çok ülkesinde resmi tatil ilan edilerek “bayram” olarak kutlanmaktadır.

 

Ülkemizde de 1 Mayıs, 1908 yılından bu yana “İşçi Bayramı”, 1925 yılından sonra “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak belirlenmiş ve bu durum 12 Eylül 1980’e kadar sürmüştür.

 

1 Mayıs 1977 yılında İstanbul Taksim Meydanında hala aydınlatılamamış ve 34 yurttaşımızın ölümüne neden olan saldırı emekçiler açısından 1 Mayısın değerini, anlamını ve vazgeçilmezliğini artırmıştır.

 

Bu çerçeveden hareketle, yüzyılı aşan bir süredir dünyanın hemen hemen her yerinde özgürce kutlanan ve emekçiler varolduğu sürece anlam ve önemini yitirmeyecek olan 1 Mayıs'ın ülkemizde de özgürce, kardeşçe, barış içinde kutlanmasına olanak tanınmalıdır.

 

TBMM İçtüzüğü uyarınca gerekli düzenlemelerin yapılarak, 1 Mayıs’ın “İşçi Bayramı” adıyla yasalaşmasının ve bayram nedeniyle de 1 Mayıs gününün tatil olmasının toplumsal barışa ve iş barışına önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.»

 

Ayşe Jale Ağırbaş:

 

«İşçilerin, insanlık onuruna yaraşır bir hayat seviyesine ve demokratik haklara ulaşabilmek için verdiği mücadelenin sembolü olan 1 Mayıs, emekçilerin uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Emeğiyle, alın teriyle ve bilgisiyle çalışan ve üreten herkesin ortak bayramı 1 Mayıs İşçi Bayramı 110 yılı aşkın bir süredir, her kıtada ve ülkede coşkuyla kutlanmaktadır.

 

Anadolu’da 1 Mayıs ilk kez Osmanlı döneminde, 1905 yılında İzmir’de kutlanmıştır. 1923 yılında 1 Mayıs günü yasal olarak “İşçi Bayramı” ilan edilmiştir. 1924’te hükümet kitlesel 1 Mayıs kutlamalarını yasaklamıştır. 1925 yılında çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu sonrasında kutlamalara izin verilmemiş ve 1935 yılına kadar bu yasak geçerliliğini korumuştur. 1935 yılında çıkarılan Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak genel tatil günlerine dahil edilmiştir. 1980 sonrası 12 Eylül Askeri darbesinin yasaklar zincirinde 1 Mayıs da yerini almıştır. 1981’de Milli Güvenlik Konseyi 1 Mayıs’ı resmi tatil günü olmaktan çıkarmış ve böylece yeni bir yasaklı dönem

başlamış olmuştur. Ama tüm yasaklara rağmen; kısa süreli iş bırakmalar, bayramlaşmalar ve bildiri dağıtılması gibi etkinliklerle, bu onurlu günün anısının belleklerden silinmesi engellenmiştir.

 

1 Mayıs İşçi Bayramı 132 ülkede resmi tatil olarak kutlanmaktadır. 1 Mayıs’ı resmi tatil olarak kutlayan ülkeler arasında İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra Uganda, Somali, Kenya, Zambia, Çad gibi Afrika ülkeleri de bulunmaktadır.

 

1 Mayıs’ın dünyanın her yanında olduğu gibi Türkiye’de de bayram ilan edilmesi, çalışanların isteklerini, dertlerini, sıkıntılarını alanlarda kararlı biçimde ve barış, sevgi, dostluk içinde birlik ve dayanışma duygularıyla dile getirmeleri sağlanmış olacaktır.»

 

Bülent Baratalı ile 16 arkadaşı:

 

«İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda dünyanın birçok ülkesi 1 Mayıs’ı, 8 saatlik iş günü mücadelesinin bir ürünü olarak kabul etmekte ve “şçi bayramı” olarak kutlamaktadır.

 

19. yüzyıl sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan işçi sınıfının çeşitli alanlarda mücadelesine sahne olmuştur. Vahşi kapitalizm olarak adlandırılan bu dönemde sermayenin daha yüksek kâr amacını karşılamak üzere işçiler günde yaklaşık 16 saat çalışmak zorunda kalıyorlardı. Üstelik bu çalışma son derece düşük ücret ve olumsuz koşullar altında gerçekleşiyordu. Bu olumsuzluklara karşın örgütlenen işçi sınıfı verdiği mücadelelerle pek çok kazanımlar elde etmiştir. Bunlardan biri de 8 saatlik iş günüdür.

 

Bundan tam 122 yıl önce yani 1 Mayıs 1886 tarihinde Amerikan İşçi Federasyonunun düzenlediği ve onbinlerce işçinin aileleriyle katıldığı grev ve gösteriler kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Ölümlerle ve yaralanmalarla sonuçlanan bu olayın unutulmaması için 1889'da toplanan 2. Enternasyonel’in aldığı kararla 1 Mayıs, “İşçilerin Uluslararası Birlik ve Dayanışma Günü” olarak ilan edilmiştir.

 

Ülkemizde ise 1 Mayıs’ın kutlanmaya başlaması Cumhuriyet öncesine dek gitmektedir. Gerek 2. Meşrutiyet döneminde gerekse İstanbul’un işgal altında olduğu 1 Mayıs 1921 tarihinde işçilerin kitlesel gösteriler yaptığı bilinmektedir. Nitekim 1 Mayıs, 1925 yılında 2739 sayılı yasayla “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak kabul edilmiştir.

 

Ülkemizde 1 Mayıs’a hep kuşkuyla yaklaşılmıştır. 1 Mayıs yalnızca bir görüşün hatta bir siyasal yaklaşımın talebi olarak değerlendirilmiştir. Oysa tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her türlü siyasal görüş ve düşünceden işçilerin 1 Mayıs'ın bayram ve resmi tatil günü olarak kabul edilmesi talepleri bulunmaktadır.

 

Günümüze gelindiğinde geçmişte yaşanan ve hâlâ tam olarak aydınlatılamamış üzücü olaylara sahne olmuş gösterilerin bahane edilerek 1 Mayıs’ın resmi tatil günleri arasında yer almaması çalışanlarımız tarafından anlaşılamaz bir durum olarak kabul edilmektedir.

 

Çağdaş dünyadaki yerimizin demokratik açılımlara koşut olarak belirleneceği günümüz dünyasında 1 Mayıs’ı kutlamanın yasak olduğu çok az ülke arasında bulunmamız demokrasimiz açısından büyük bir eksikliktir.

 

Geçmiş dönemlerde de bu konuda yasama girişimlerinde bulunulmuş fakat ne yazık ki bir sonuç alınamamıştır. Ama buna karşın 1 Mayıs’ın “işçi bayramı” olduğu, toplumumuzun büyük bir çoğunluğu tarafından kabul görmektedir.

 

Demokrasimiz 1 Mayıs’ın amacına uygun olarak “işçi bayramı” adıyla kutlanması olgunluğuna sahiptir. Bu kanun teklifinin kabulü işçi ve emekçi örgütlerinin bayramlarını özgürce kutlamalarına yönelik gecikmiş bir hakkın teslimi olacaktır.»

 

Mustafa Özyürek:

 

«1 Mayıs İşçi Bayramı, işçi hareketinin sosyal ve ekonomik kazanımlarının kutlandığı gün olarak pek çok ülkede resmi bayram olarak kabul edilmektedir. Türkiye işçi bayramıyla yüzyıllık tanışıklığına karşın, İşçi Bayramının resmi bayram hüviyetini kazanamamış olması toplumsal yaşamda kendini önemli bir eksiklik olarak hissettirmektedir.

 

Dünya ölçeğinde kutlanmasıyla 1 Mayıs İşçi Bayramı, toplumsal hafızada ilerleme fikrinin zaferini ilan vasıtası haline gelmişken, kendisi ilerleme düşüncesinin ürünü olan Türkiye’de bu niteliği hiçbir dönemde elde edememiştir.

 

1 Mayıs 1977 günü yaşanan acı tecrübe, sadece 1 Mayıs İşçi Bayramının değil, aynı zamanda 1 Mayıs’ın da toplum katında algılanması üzerinde son derece olumsuz etkiler bırakmıştır. Toplumsal barışın tescil edildiği bir gün olması gereken 1 Mayıs ne yazık ki, ülkemizde bir korku kaynağı olarak takdim edilegelmiştir.

 

Ülkemizde 1 Mayıs’ın Resmi Bayram olarak tanınması, toplumsal ufkumuzun olmazsa olmaz belirleyicisi toplumsal dayanışma ruhunun hak ettiği yere kavuşturulması, sadece dayanışma ruhunu kazanmamıza neden olmakla kalmayacak, aynı zamanda emeğin toplum hüviyetini kazanmamızdaki kurucu rolünü gelecek kuşaklara aktarmamızın aracısı olacaktır.»

 

Ufuk Uras:

 

«Ülkemizde 1906’da ilk kez kutlanan 1 Mayıs, 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi’nde Türkiye işçilerinin bayramı olarak benimsenmesine rağmen bu konuda yasal bir düzenleme yapılmamış dahası 1925 sonrasında 1 Mayıs kutlamaları fiilen engellenmiştir. 1935’te ise işçi bayramı olarak değil bahar bayramı olarak tatil günleri arasında yerini almıştır.

 

1976 yılında ilk kez kitlesel olarak kutlanan 1 Mayıs, 1977 yılında daha coşkulu kutlanmaya çalışılırken, işçiler üzerine açılan ateşle 37 emekçi hayatını kaybetmiştir. 1978, 1979 ve 1980 yıllarında engellemelere rağmen 1 Mayıs kitlesel olarak kutlanmıştır. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında 1 Mayıs’ın bahar bayramı olmasına da tahammül edilmemiş, 1 Mayıs işçi bayramı adeta bir tabu haline getirilmiş ve 1 Mayıs’ı kutlamak isteyenler büyük baskılara maruz kalmıştır.

 

Bilinen şudur ki, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlamanın yasaklanması, izin verilmemesi gibi müeyyideler, 1 Mayısların işçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olarak kutlanmasını engelleyememiştir. Emek her türlü üretimin vazgeçilmezi olduğuna göre, emeğin bayramı da bayramların en anlamlılarından birisidir. 1 Mayıs’ın huzur ve güven içinde, demokrasiye yakışır bir şekilde kutlanabilmesi için fiili durumun resmiyete kavuşturularak resmi tatil olarak kabul edilmesi, yıllardan beri sendikaların da taleplerine olumlu bir cevap verilmesi açısından anlamlı bir adım olacaktır.

 

Anayasa’nın 49. Maddesi “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır” şeklindedir. TBMM’nin bu maddeyi de göz önünde bulundurarak 1 Mayıs’ı resmi bayram ilan etmesi önem taşımaktadır.

 

Bugün aralarında AB ülkelerinin de yer aldığı dünyanın pek çok ülkesinde 1 Mayıs İşçi Bayramı ve resmi tatil günü olarak kutlanmaktadır. Bunca gecikmişliğin ardından bu kazanıma uyum sağlanması ülkemizin ve sendikal hareketin ciddi kazanımı olacaktır.»

 

Yaşar Tüzün:

 

«1 Mayıs bugün, yüce değer olan, tüm uygarlıkların yaratıcısı emeğin, emekçilerin uluslararası birlik ve dayanışma günüdür.

 

1 Mayıs İşçi Bayramı, işçi hareketinin sosyal ve ekonomik kazanımlarının kutlandığı gün olarak pek çok ülkede resmi bayram olarak kabul edilmektedir. Türkiye İşçi Bayramıyla çok önce tanışmasına rağmen, ülkemizde İşçi Bayramının resmi bayram hüviyetini kazanmamış olması önemli bir eksikliktir.

 

1 Mayıs 1977 günü yaşanan acı olay, sadece 1 Mayıs, sadece İşçi Bayramı değil, aynı zamanda toplumda son derece olumsuz etkiler bırakmıştır.

 

Toplumsal barışın tescil edildiği bir gün olması gereken 1 Mayıs ne yazık ki, ülkemizde bir korku kaynağı olarak takdim edilegelmiştir.

 

Ülkemizde 1 Mayıs’ın resmi bayram olarak tanınması, toplumsal dayanışma ruhunu hak ettiği yere kavuşturacaktır.

 

Sadece dayanışma ruhunu kazanmamıza neden olmakla kalmayacak, aynı zamanda emeğin toplum hüviyetini kazanmamızdaki kurucu rolünü gelecek kuşaklara aktarmamızın aracısı olacaktır.»

 

*

Gerekçeler üç aşağı beş yukarı aynı şeyi söylüyor:

 

“Emeğe (de) saygı!…”

 

Yarın, yıllar sonra yeniden resmen 1 Mayıs. Bakalım, emek üzerinden dayanışmayı kuru bir yasa maddesi olmaktan çıkarıp gönüllerde yaşatma niyetini ortaya koyabilecek miyiz? Dileğim, emek ve dayanışma sözlerini içselleştirebilmemizdir.

 

Hoş geldin 1 Mayıs!

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 30 Nisan 2009

 

 

______________

 

Kaynaklar:

http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5892.html

http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem23/yil01/ss354.pdf

http://mevzuat.meb.gov.tr/html/114.html

 

© 2009 İK

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. pb said,

    Mayıs 1, 2009 at 15:32

    İşsizliğin önüne geçildiği, tüm çalışanların emek haklarına kavuştuğu gün ;
    ” Gerçek 1 Mayıs ” olarak kutlanabilir ancak…
    O günlere ulaşabilmek temennisi ile…

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.