23 Nisan 2009

 

Anayasa’dan İmtihan Hazırlıkları

 

 

“Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla, milletimizin, iç ve dış tam bağımsızlığı içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenmeye ve kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi’ni açıyorum.”

 

 

Bu sözler, günümüzün diliyle 1920’nin 23 Nisan gününden… O gün, adı daha sonra ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’ olarak kalıcılık kazanacak olan Büyük Millet Meclisi, kısaca BMM, Sinop Milletvekili Şerif Bey’in bu sözleriyle açılmıştı. BMM’nin çalışma biçimi, parlamento (yasama kurulu/organı) geleneklerine göre olmuştu ve dolayısıyla, açılış konuşmasını da en yaşlı üye Şerif Bey yapmıştı. Bugün, bu aydınlık günün 89’uncu yıldönümü. Kutlu olsun!

 

23 Nisan 1920’ye nasıl gelindiğini herkes bildiği kadarıyla biliyor; bunlar bugün pek çok yerde değişik değişik ağızlardan yinelenecek, hatırlatılacak. Ben de, geçen 20 Nisan günü bu sayfalarda yer alan anayasalı yazımın eksiklerini bu kutlu gün vesilesiyle biraz olsun tamamlamaya çalışayım, diyorum:

 

Cumhuriyet’e ilk adım olan bu meclisin çalışması hangi kurallara göre olmuştu? ‘1876 Kanun-ı Esasîsi’ adlı ilk anayasamızın koyduğu kurallara göre olmuştu…

 

Evet, BMM, 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu çıkarıncaya kadar, bu Osmanlı anayasasının ulusal istençle çelişmeyen hükümlerinden yararlandı. Bu arada, özgün adı ‘1876 Kanun-ı Esasîsi’ olan bu belgenin, ‘Kanun-u Esasî’ diye anıldığını da ekleyeyim.

 

Peki, BMM’yi oluşturan milletvekilleri bu görevlerine başlarken yemin etmişler miydi? Bu konuda bir bilgiye erişemedim. Öte yandan, Kanun-u Esasî’de, bu yasanın hükümlerine uyacağı, yurda ve ulusa içten bağlı olacağı konusunda yalnızca padişahın yemin edeceğine ilişkin bir hüküm vardı; bu, 1909’da yapılan bir değişiklikle eklenmişti. Dolayısıyla, BMM üyelerinin böyle bir yemini ettiklerini sanmıyorum. Bilinen, BMM’nin, milletvekillerinin Hacı Bayram Camisi’nde kıldıkları Cuma namazının hemen ardından törenle ve dualarla açılmış olduğu… Kuşkusuz, kılınan bu namaz ve edilen dualar yemin demekti.

 

Bu yemin konusunun bir anayasa hükmü olarak ilk kez 1924 Anayasası’yla düzenlendiği anlaşılıyor.

 

’24 Anayasası’nın 16’ncı maddesi, 1928’de yapılan değişiklikten önce, “Mebuslar, Meclise iltihak ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar: ‘Vatan ve Milletin saadet ve selâmetine ve milletin bilâ kayd ü şart hâkimiyetine mugayir bir gaye takip etmiyeceğime ve Cumhuriyet esaslarına sadakattan ayrılmıyacağıma (vallahi)’” biçimindeydi.

 

Maddenin değişik biçimi şu:

 

“Mebuslar, Meclise iltihak ettiklerinde şu şekilde tahlif olunurlar:

‘Vatan ve milletin saadet ve selâmetine ve milletin bilâ kayd ü şart hâkimiyetine mugayir bir gaye takip etmiyeceğime ve cumhuriyet esaslarına sadakattan ayrılmıyacağıma namusum üzerine söz veririm.’”

 

Buradaki ‘tahlif’ sözcüğü, ‘yemin ettirmek, yemin vermek’ anlamında.

 

*

 

Her ne kadar 23 Nisan 1920 olgusunun bu 89’uncu yıldönümünde de o dönüm noktasına nasıl ulaşıldığı pek çok kereler yinelenip hatırlatılacaksa da, Büyük Millet Meclisi’nin belirgin özelliklerini başlıklar halinde sayfama yazmak istiyorum:

 

- Olağanüstü koşulların meclisidir, 

- Ulusaldır,

- Demokrasiye uygun, çoksesli bir yapıdadır,

- Kültürce düzeylidir,

- Özverilidir,

- Kahramandır,

- Ülkücüdür,

- Devrimcidir.

 

1-meclis-binasi-wwwtbmmgovtr-kaynagindan

(Fotoğraf, www.tbmm.gov.tr kaynağından)

 

BMM’nin bu özelliklerini belirleyen, işte o yüce çatı altında içten verilen yeminlerdi.

 

*
Yazımı, geçen yılki 23 Nisan yazımdan alıntılarla bitirmek istiyorum; oradakilerden başka ne diyebilirim?

 

«Bu mutlu günün sabahına her günkü gibi radyomu açarak başlayacağım. Sonra gazeteler, teveler…

 

Cıvıl cıvıl çocuk sesleri odama önce radyodan yayılacak… Kuş cıvıltıları eşlik edecek çocuklara ve belki yağmur sesleri zorlayacak penceremi…

 

Kulaklarım bu güzelliklerde, çocukluk günlerimi anımsayacağım… Hele de ilkokul yıllarımı…

 

Örneğin, 1941, ’42 yıllarını… Okula girdik mi, küçük bir karatahta karşılardı bizi. Üzerinde, dilimizdeki kimi yabancı sözcükler ile onların Türkçe karşılıkları… Çoğu kez her gün yenilenen bir dizelgeydi bu. ‘Samankâğıdı’ denen sarı renkli, ucuz kâğıttan yapılmış birer sarı defterimiz vardı, o karatahtada verilen aydınlık sözcükleri ona geçirirdik.

 

Diyelim, o günkü dizelgede ay adlarından ‘ikinci kânun’un karşısında ‘ocak’ yazıyor, büyük bir istek ve coşkuyla artık o sözcüğü kullanmaya bakardık. Başödevimiz buydu. Öğretmenimiz de bu Türkçe sözcüklerin kullanılmasını sağlayacak türlü uygulamalarda bulunurdu derslerde. Sonraları anlıyorum, bu uygulama, dilimizin özleştirilmesi çabalarının ilkokullardaki başarılı bir parçasıymış. Bugün ulusça kullandığımız pırıl pırıl Türkçe sözcüklerin çoğunu o yıllarda öğrendim.

 

Ve birden ayırdına varacağım: Gözyaşlarım içime akmakta… Bir burukluk… Biliyorum, anılarım giderek acıya dönüşecek. “Yaşlandım mı ne” diyeceğim.

 

Çoktandır böyle oluyor…

 

*  

 

Radyomda, tevelerde cıvıl cıvıl çocuk sesleri olacak… Sonra alanlara taşacak bu sesler… Kuşlar olanca neşeleriyle çocuklara eşlik edecek. Kendileri gibi pek çok şeyden habersiz olan çocuklara… Çocuklar, sorunlar yumağı içinde yaşadıklarını algılayacak yaşta değiller henüz.

 

Ve ülkemizin kurtuluşu anlatılacak… Kimileri, biliyorum, laf olsun diye söz edecek bundan. Görev icabı… Ve ben çocukluk günlerimi daha bir acıyla anımsayacağım… 

 

Ne o?!… Gözyaşlarım şimdiden yoğunlaşmaya başladı… İçimdeki acı da… Evet, yaşlandım.

 

*

 

Yok, hayır yaşlanmadım! İçime akıttığım yaşlar, bedenimi saran acı, geçmişi bilip geleceği görmenin doğurduğu bir hırsın belirtisi…

 

Ve ben, bugün yeniden bilenen bir hırsla bütün değerlerimizi daha da yüceltme yolundayım. Biliyorum, kapanan gökler eninde sonunda aydınlığa erer.

 

Yarın 23 Nisan… Ulusumuza kutlu olsun.

 

23 Nisan’ı içlerinde duyumsayanlara ne mutlu!…» 

 

*

 

Evet, aynı duygularla doluyum; hem de, o duygular daha da yoğunlaşmış olarak…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 22 Nisan 2008

 

 

© 2009 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.