Milli Eğitim Bakanı’na Açık Emektup

 

Sayın Doç. Dr. Hüseyin Çelik

Milli Eğitim Bakanı

 

 

Sizi, Bakanlığınız’ı ilgilendiren bir konuda benden kaynaklanmayan bir nedenle rahatsız etmek zorunda kaldım. Durum böyle de olsa, sizi meşgul etmiş olacağım için baştan özür diliyorum.

 

Sayın Bakanım,

 

4 Ocak 2006 tarihinde Kocaeli İli’nin Körfez İlçesi’nde Bakanlığınız’a bağlı Hedise Evyap İlköğretim Okulu’nda, adı kısaca ‘birinci dönem başarı değerlendirme sınavı’ olan bir sınav yapılmıştı. Türkçe, sosyal bilgiler, matematik ve fen bilgisi derslerinden test yöntemiyle yapılan bu sınavın soru kitapçığında, hem dil ve anlatım hem de yanıtlar bakımından yanlışlar vardı. Eski bir öğretmen olarak, herkesi üzmesi gereken bu duruma kendi adıma çok üzülmüş, üzülmekle de kalmamış, konuya ilişkin değerlendirme, görüş, duygu ve düşüncelerimi ‘Öğretmenlerimizin İşi Artık Daha da Zor’ başlıklı bir yazıyla dile getirmiştim.

 

Bu yazımı, 4 Nisan 2006 günü, Bakanlığınız’ın genelağ alanındaki siteiçi iletişim kanalından İlköğretim Genel Müdürlüğü’ne sunarak, ilgililerden, söz konusu sınava ilişkin sorularım olduğunu belirterek bu sorularımın yanıtlanmasını dilemiştim.

 

Sayın İlgililer’e, bu sınav/soru kitapçığını kimlerin hazırladığını, bu sınav/soru kitapçığının bu okula (okullara) gönderilmesinin dayanağının ne olduğunu, bu sınav/soru kitapçığını kullanılmak üzere bu okula (okullara) kimlerin gönderdiğini, bu sınavın neye dayanarak yapıldığını, bu sınavın değerlendirilme sonuçlarının ne derecede doğru olduğunu ve bu sınavın değerlendirilme sonuçlarıınn ne ölçüde geçerli olduğunu sormuştum. Ve Sayın İlgililer’e, söz konusu sınav/soru kitapçığının yayımcısının, basım yeri ile tarihinin ve künyesinin belli olmadığı da bir ek bilgi olarak sunmuştum.

 

Ancak, bugüne kadar bu dileğime bir yanıt alamadım. Öte yandan, dilimize en üst düzeyde özen göstermesi gereken kurumların başında geldiğine kuşku olmayan Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumlu olduğu sınavlarda dil ve içerik yönünden yanlışların bugün de sürüp gittiği görülüyor. Bu çok acı veren gidişi, Çağdaş Türk Dili dergisinin Mart 2009 tarihli 253’üncü sayısındaki bir yazıdan öğrendim: Siz Sayın Bakanım’ın da okumuş olduğunu sandığım Nazım Mutlu’nun ‘Açık Lise Sınavlarından Örneklerle… _ Hiç mi Kusursuz Bir İşiniz Olmayacak!’ başlıklı yazısı, beni üç yıl önceye, 4 Ocak 2006 tarihinde Kocaeli İli’nin Körfez İlçesi’nde Bakanlığınız’a bağlı Hedise Evyap İlköğretim Okulu’nda, adı kısaca ‘birinci dönem başarı değerlendirme sınavı’ olan bir sınava götürdü, bana, bu sınav dolayısıyla tam otuz sekiz ay önce, 3 Şubat 2006 günü yazdığım ‘Öğretmenlerimizin İşi Artık Daha da Zor’ başlıklı bir yazımı anımsattı.

 

Sayın Bakanım,

 

Bu yazımı aşağıda ilgilerinize sunuyor, dilini sevenlere acı veren bu kötü gidişlere “dur” demenizi diliyorum.

 

Saygıyla…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 3 Nisan 2009

 

 

«ÖĞRETMENLERİMİZİN İŞİ ARTIK DAHA DA ZOR

 

 

Bu başlığı laf olsun diye koymadım; evet, öğretmenlerimizin işi artık daha da zor. ‘Daha da’ demem, bu mesleğin, ortaya çıkışından bu yana bir ‘zor zanaat’ olduğunu belirtmek istememdendir. Analık, babalık ve sevmek gibi… Dahası, ‘öğretmenlik’ bunların toplamını da içerdiğinden…

 

Sözü uzatmayıp hemen ‘daha da zor’ olma olgusuna geçeyim:

 

Bir apartman komşum var; oğlu ilköğretim dördüncü sınıfta. Öğretmenleri, yarıyıl tatiline girmezden birkaç gün önce bir sınav yapmış, sonra da, bu sınavın belgelerini (soru kitapçığını, yanıt kâğıdını, değerlendirme sonucunu) velilere göndermiş. Sınavın adı, kısaca, ‘birinci dönem başarı değerlendirme sınavı’. Sınav, Türkçe, sosyal bilgiler, matematik ve fen bilgisi derslerinden yapılmış; test yöntemiyle… Her dersten yirmi soru sorulmuş.

 

Çocuğunun sınavda ne yaptığını görmek için belgeleri inceleyen komşum, eski bir öğretmen olduğumu bildiğinden, takıldığı birkaç şeyi sormak için bana geldi. Bu sınavla tanışmam böyle oldu.

 

Her ne kadar sınav kitapçığını düzenleyenler, sınavın adını süslü ve gösterişli kılmak için kalabalık ve gereksiz sözler kullanarak ellerinden ne geldiyse yapmış olsalar da, bu durumu, sonucu etkilemeyecek bir ayrıntı olarak bir kıyıya bırakıp her dersten birer soruyu, bunlara ilişkin irdelemelerimi (saptama, açıklama ve düzeltmelerimi) altlarında sunmak üzere soru kitapçığından aynen aşağıya alıyorum:

 

T ü r k ç e

● Soru:

2. Aşağıdaki açıklaması verilen deyimlerden hangisi yanlıştır?

A) Yaşını başını almış: Yaşı ilerlemek, olgunlaşmak

B) Emek vermek: Özenle çok çalışmak

C) Dizini dövmek: Çok pişman olmak

D) Burun kıvırmak: Çok beğenmek

İrdeleme:

▪ Soru bölümcesinde sözcük, anlatım ve noktalama yanlışlıkları var; bu bölümce, amaca uygun değil.

▪ Yanıt seçeneklerinde anlatım bozuklukları ve noktalama eksiklikleri var.

Açıklamalar:

- Soru tümcesinde birçok sorun var:

a. ‘Aşağıdaki’ sözcüğünde ‘-ki’ eki fazla. Bu ek atıldığında tümce yapı bakımından düzeliyor, ama bu kez de, ortaya, amaca uygun olmayan bir soru çıkıyor: “Aşağıda açıklaması verilen deyimlerden hangisi yanlıştır?” Bu soruyla, ‘hangi deyimin yanlış olduğu’ sorulmuş oluyor; oysa, ‘hangi açıklamanın yanlış olduğu’nun sorulmak istendiği açıktır.

b. ‘-ki’ eki korunup ‘açıklaması verilen’ söz kümesi atıldığında da tümce yapı bakımından düzeliyor ama, bu soruyla da yine ‘hangi deyimin yanlış olduğu’ sorulmuş olmaktadır: “Aşağıdaki deyimlerden hangisi yanlıştır?”

- ‘A’ yanıt seçeneğinde, deyimdeki fiil ile açıklamadaki fiil arasında uyum yok.

- ‘B’ yanıt seçeneğinde, ‘özenle’ sözcüğü gereksiz.

- Yanıt seçeneklerinin sonuna nokta konması gerekir.

Düzeltmeler:

2. Aşağıdaki deyimlerden hangisinin açıklaması yanlıştır? (Aşağıda verilen deyimlerden hangisinin açıklaması yanlıştır? / Aşağıda, karşılarında açıklamaları verilmiş olan 4 deyim var; bu deyimlerden hangisinin açıklaması yanlıştır? / Aşağıda, karşılarında açıklamaları verilmiş olan 4 deyim var; açıklamalardan hangisi yanlıştır?)

A) Yaşını başını almış: Yaşı ilerlemiş, olgunlaşmış.

B) Emek vermek: Çok çalışmak.

 

S o s y a l  B i l g i l e r

● Soru:

11. Aşağıdaki ifadelerden hangisi doğru değildir?

A) Birey toplumu oluşturan insanların her biridir

B) İnsanlar bütün özellikleri ile birbirine benzemez

C) Her bireyin farklı özelliği bulunur

D) Herkes aynı şeyleri sever ya da nefret eder

İrdeleme:

▪ Yanıt seçeneklerinde anlatım bozuklukları, yanlış sözcük kullanımı, yazım yanlışı ve noktalama eksiklikleri var.

Açıklamalar:

- ‘A’ seçeneğinde ‘birey’in tanımının verildiği anlaşılıyor. Tanımlamalarda, ya tanımlanan şey, tanımlama tümcesinin tümleci olmalı ya da tanımlama, tanımlanan şeyden sonra iki nokta konarak verilmelidir. Buradaki tanımlama, belirtilen yönteme uygun değil; dolayısıyla, anlatım bozukluğuna düşülmüş.

- ‘B’ seçeneğinde, ‘her bireyin kendine özgü özellikleri olduğu; bireylerin, kimi özellikleri bakımından birbirlerine benzediği, kimi özellikleri bakımından da birbirlerinden ayrıldığı; sonuç olarak, ‘bireylerin birbirlerinden farklı olduğu’ anlatılmak isteniyor. Ancak, seçenek tümcesi, kolay anlaşılır biçimde kurulmamış.

Öte yandan, tümcedeki ‘ile’ sözcüğü, ‘bakımından’ anlamındadır; dolayısıyla, bağlaç değil ilgeçtir. Bu durumlarda, ‘ile’nin, ardına geldiği sözcüğe bitiştirilmesi, tümceye açıklık ve akıcılık kazandırır. Tümcede bu ayrım göz ardı edilmiş. 

- ‘C’ seçeneğinde, her bireyin, ‘farklı farklı özelliklere sahip olduğu’ söylenmek isteniyor; dolayısıyla, burada ‘bulunmak’ sözcüğünün kullanılması yanlıştır.

- ‘D’ seçeneğinde tümce, ‘sevmek’ ve ‘nefret etmek’ fiillerinin tümleçleri ‘-i’ ekiyle aldığı varsayılarak kurulmuş. Oysa, birinci fiil tümleçleri yalın olarak ya da ‘-i’ ekiyle, ikincisi, ‘-den’ ekiyle alır; dolayısıyla, bu tümce yanlıştır.

- Seçenekleri oluşturan tümcelerin sonuna nokta konmamış.

Düzeltmeler:

A) Toplumu oluşturan insanların her birine ‘birey’ denir.

B) İnsanların kimi özellikleri bir başkasınınkine benzemez. / İnsanlar, kimi özellikleriyle birbirine benzer.

C) Her bireyin farklı farklı özelliği vardır.

D) Herkes aynı şeyleri sever ya da aynı şeylerden nefret eder.

 

M a t e m a t i k

● Soru:

15. 4 binlik, 6 yüzlük, 5 birlik şeklinde gruplanmış olan sayı aşağıdakilerden hangisidir?

A) 40.650 

B) 40.605

C) 4650

D) 4605

İrdeleme:

▪ Soru tümcesi, matematiksel anlatıma uygun değil.

▪ Kimi yanıt seçeneğinde yazılış yanlışı var.

▪ Yanıt seçenekleri arasında yazılış birliği yok.

Açıklamalar:

- Bilim alanında/bilimsel metinlerde/matematikte, ‘… şeklinde gruplanmış olan’ diye bir kavram/tanımlama/anlatım yoktur; dolayısıyla, soru tümcesi anlamsız.

- (Bilimsel yazılarda ve kesinlik aranan/gereken durumlarda/konularda sayılar rakamla gösterilir.) Sayılar rakamla yazılırken, sayı bölükleri noktayla ayrılır (çok büyük olmayan sayılarda, bölüklerin arasında, bir [1] rakam sığacak kadar boşluk bırakılabilir). Bu kurala, yanıt seçeneklerinin ilk ikisinde uyulmuş, öbürlerinde uyulmamış; böylece, hem yazılış yanlışı yapılmış hem de yazılış birliği sağlanmamış.

Düzeltmeler:

15. 4 binlik, 6 yüzlük ve 5 birlikten oluşan sayı aşağıdakilerden hangisidir?

A) 40.650 (ya da 40 650)   

B) 40.605 (ya da 40 605)

C) 4.650 (ya da 4 650)

D) 4.605 (ya da 4 605)

 

F e n   B i l g i s i

● Soru:

14. Bu dersimizde burun, soluk borusu ve akciğerleri işleyeceğiz diyen Fatma öğretmen hangi sistemi öğrencilerine anlatacaktır?

A) Dolaşım

B) Solunum

C) Destek

D) Hareket

İrdeleme:

▪ Soru tümcesinde, yazım yanlışı, noktalama eksiklikleri ve sözdizimi yanlışlığı var.

▪ Soru tümcesinde anlatım eksikliği var.   

▪ Yanıt seçeneklerinde sözcük eksikliği var.

Açıklamalar:

- Bir özel ada bağlı olan saygı ve san sözcükleri ile takma adlar büyük harfle başlar. Soru tümcesinde, ‘Fatma’ özel adına bağlı olan ‘öğretmen’ sanının yazılışı, söz konusu yazım kuralına aykırı: ‘Fatma öğretmen’.

- Yan öğeleri olan bir tümcede, özneden sonra virgül konması gerekir. Yeterince uzun olan soru tümcesinde, ‘Fatma Öğretmen’den (özneden) sonra virgül konmamış.

- Bir tümce içerisinde yer verilen konuşmalar ya tırnak içerisine alınır ya da konuşma virgülle ayrılır. Soru tümcesinde, bu noktalama yöntemi uygulanmamış.

- Bir tümcede, dolaylı tümlecin yanı sıra düz tümleç ve belirtme durumundaki tümlecin de var olduğu durumlarda, sözdiziminde dolaylı tümleç öbürlerinden önce yer alır. Soru tümcesinde bu kurala uyulmamış.

- Soru tümcesinde, Fatma Öğretmen’in anlatacağı sistem tam olarak tanımlanmamış.

- Yanıt seçeneklerini belirleyen söz öbekleri ile soru tümcesi arasında koşutluk olmalıdır. Yanıt seçeneklerinde bu gerekliğe uyulmamış. 

Düzeltmeler:

14. “Bu dersimizde burun, soluk borusu ve akciğerleri işleyeceğiz” diyen Fatma Öğretmen, öğrencilerine vücudumuzun hangi sistemini anlatacaktır? / Bu dersimizde burun, soluk borusu ve akciğerleri işleyeceğiz, diyen Fatma Öğretmen, öğrencilerine vücudumuzun hangi sistemini anlatacaktır?

A) Dolaşım sistemini.

B) Solunum sistemini.

C) Destek sistemini.

D) Hareket sistemini.

 

*  *  *

Komşum, çocuğunun sorulara verdiği yanıtların doğru ya da yanlış olmasıyla ilgileniyordu sadece; sorulardaki dil yanlışlarını ayrımsamamıştı. Bu arada, sekiz-on soruyu anlamamış, üç-beş soruyu da yanıtlayamamıştı. Pek doğal bir durum… Her ana-babadan, veliden, yukarıdakilere benzer bir irdelemede bulunmasını bekleyebilir miyiz?

 

Yanlış, eksik, fazla yanları olabilecek bunca irdelemeyi buraya niye taşıdığıma gelince… “Öğretmenlerimizin işinin artık daha da zor olduğu” savımı kanıtlamak için getirdim onları önünüze. Dilimiz konusundaki özensizliğimiz, umursamazlığımız, aldırmazlığımız, duyarsızlığımız, aymazlığımız, sevgisizliğimiz, bilgi yoksunluğumuz, bilgisizliğimiz ne boyutlara gelmiş, işte onu belgelemek için döktüm onları sayfalara. Bilgi sergilemek için değil… Siz bunları bilmiyorsunuz, demeye getirmek için hiç değil…

 

*

Yıl ya 1947 ya ’48; ortaokul ikinci sınıftayım… Hiç unutmuyorum, matematik hocamız, matematik kitabının içkapağını açmış, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, o bildiğimiz, ortasında meşale olan açılmış kitap biçimindeki belirtkesi ile kitabın adı arasındaki boş alana avcuyla sert sert vurarak şöyle demişti: “Fransa’da ders kitaplarının burasında, ‘Bu kitapta yanlışlık yoktur’ diye bir yazı olur. Bizde de olmalı!” Yaşıyorsa Tanrı daha nice ömürler versin, göçüp gittiyse rahmet olsun, Hüseyin Bey, o ders kitabındaki bir problemde verilerin eksik olmasına işte bu sözlerle tepki göstermişti. Hocamızın tepkisi büyüktü: yüksek ve sert bir sesle konuşmuştu; duruma çok kızmıştı; kitapta eksiklik olmasını kabul edemiyordu… Sonra sonra şunu anlayacaktım ki, Hüseyin Bey, kitaptaki bu yanlışlığı daha önce görmediği için daha çok kendisine kızmıştı.

 

*

 

Şimdi?!…

 

Şimdi nereye gelmiş olduğumuzun yanıtı yukarılarda.

 

Ve öğretmenlerimizin işi artık daha da zor…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 3.2.2006»

 

 

© 2009 İK

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. p.b said,

    Nisan 12, 2009 at 16:26

    yazınıza harcanan zamanın belki de onda biri bir zaman ayrılıp okunmuş olması dileklerimle…

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.