Al Birini Vur Ötekine!

DSÇS’den Sonra

 

 

Önce şu dört soruya yanıt verelim:

 

1- Radyo ve televizyonlar aracılığıyla yayılan dil yanlışlarının toplumda tutunma olasılığı ile bu yayınları izleyen toplumun eğitim düzeyi arasında ne gibi bir bağlantı vardır?

 

2- Radyo ve televizyonlar aracılığıyla yayılan dil yanlışlarının toplumda tutunma olasılığı ile bu yayınlardaki dil yanlışı yoğunluğu arasında ne gibi bir bağlantı vardır?

 

3- Radyo ve televizyonlar aracılığıyla yayılan dil yanlışlarının toplumda tutunma olasılığı ile yayınlarında dil yanlışına rastlanan radyo ve televizyon kuruluşu sayısı arasında ne gibi bir bağlantı vardır?

 

4- Radyo ve televizyonlar aracılığıyla yayılan dil yanlışlarının toplumda tutunma olasılığı ile bu yanlışların yer aldığı kurumun saygınlığı arasında ne gibi bir bağlantı vardır?

 

Bu sorulara yanıtlarınız, birincisi dısında, “Doğru orantılı bir bağlantı vardır” ise, DSÇS’nin ilk aşamasını geride bırakmış bulunuyorsunuz.

 

Şimdi, DSÇS’ye bir ara verelim, ama bu arayı öyle boş boş geçirmeyelim, Emre Yazman’ın* ‘6. Adam’ adlı basketbol dergisinde çıkan ‘Müjde! Bir Arenamız Oldu’ başlıklı yazısından¹ bir alıntıyı okuyarak ikinci aşamaya ısınmaya çalışalım:

 

Bravo vallahi! Kırk yıllık değilse de, tastamam on dört yıllık Abdi İpekçi Spor Salonu bir günde ‘Abdi İpekçi Arena’ oluverdi. Bunu kime mi borçluyuz? Tabii ki anlı şanlı TRT’ye… Avruvizyon Şarkı Yarışması’nı Abdi İpekçi’de düzenleyen TRT, hiç utanmadan ve de sıkılmadan ‘spor salonu’nu ‘arena’ya dönüştürdü.

 

‘Arena’ sözcüğünün dilimizde hem gerçek hem de mecazi anlamıyla spor salonu kavramını karşılamadığını bilmezler mi bu hazretler? Bilirler bilmesine de, hani o yakamızı bir türlü kurtaramadığımız aşağılık duygusu yok mu, onun tutsağı olmaktan kurtulamadıkları için böyle kör bir kuyuya düşmekten kendilerini alamazlar.

 

Yarışmanın internet sitesinin İngilizce bölümüne ‘Abdi İpekçi Arena’, Fransızca bölümüne de ‘Abdi Ipekçi Arène’ yazıp sıra Türkçeye gelince ‘Abdi İpekçi Spor Salonu’ ya da yalnızca ‘Abdi İpekçi Salonu’ yazmayı ayıp, banal, yüz kızartıcı, bayağı, kaba (artık ne derseniz deyin) sayarlar.

 

Şimdi ister misiniz İngilizce sözcükleri Türkçeye sokmak için tetikte bekleyen dil züppeleri bu kullanımı pek beğenip ‘Atatürk Arena’, ‘ASKİ Arena’, ‘Ahmet Cömert Arena’, ‘Ayhan Şahenk Arena’, ‘Süleyman Seba Arena’ falan demeye başlasınlar!?… Olur mu olur.

 

Söylemedi demeyin, yılların ‘spor salonu’ sözü tehlikede.

 

Ayrıca, bu konularda ne denli titiz olduğunu bildiğim Abdi İpekçi’nin kemikleri de eminim sızım sızım.”

 

*

Isındık mı? Öyleyse, DSÇS’nin ikinci aşamasına geçebiliriz artık. Bu aşamada bir tek soru var: Alıntıyı okuyunca, midenizde bir ağrı, içinizde bir ezilme, yüreğinizde bir sıkıntı oldu mu?

 

Yanıtınız “Evet” ise, bu aşamayı da başarıyla atladınız ve biraz rahatlatılmayı hak ettiniz. Buyurun:

 

Bu TRT var ya bu TRT, dilini iyi bilen (!) öyle elemanları öyle böyle değildir… Onlardan biri bir tarihte, ünlü şairimiz Abdülhak Hâmit Tarhan’dan söz ederken ne dediydi dersiniz? ‘Abdülhak Hamit’! (TRT 1 tv., Magazin Politik izlencesi, 14.12.2003)

 

Allahtan, biraz geç de olsa, TRT’nin Radyo 1’inde liselerarası bir bilgi yarışmasında yarışmayı yürüten muhterem, II. Abdülhamit’ten söz ederken ‘-hamit’in ‘a’sını uzattı da dengeyi sağlamış oldu (16.5.2004)².

 

TRT 2 geri kalır mı? 21.5.2004 tarihinde yayımlanan haberlerin birinde, Kerbelâ’dan telefon bağlantısıyla haber geçen TRT muhabiri de haber sunucusu da “Kerbelâ” sözcüğünü ‘madara’ vezninde (. . .) seslettiler. Üstelik, ‘l’ harfini de kalınlaştırdılar Bu ayıbı kim başlattı bilmiyorum; muhabir mi sunucunun yanlışını yüzüne vurmak istemedi de ‘a’yı kısalttı, yoksa tersi mi oldu, yoksa yoksa al birini vur ötekine mi?

 

*

Yukarıdaki hoşluklar (!) sizi ‘rahat’latmadı mı? Bu durumda, Diline Sahip Çıkma Sınavı’nı başarıyla tamamlamış bulunuyorsunuz. Tebrikler!… Şimdi sıra bir şeyler yapmamıza geldi.

 

 

 abdi-ipekci-spor-salonunun-adi-simdilik-yerinde-duruyor

 

Abdi İpekçi Spor Salonu’ adı şimdilik yerinde duruyor.

 

Güncelleme:

 

Türkiye Basketbol Federasyonu’nun genelağdaki adresinde yer alan Beko Basketbol Ligi’nin 22. haftasında yapılan Fenerbahçe Ülker −  Aliağa Petkim karşılaşmasına ilişkin 14 Mart 2009 tarihli haberde, 2004 Örovizyonu sırasında Abdi İpekçi Spor Salonuluğu’ndan Abdi İpekçi Arenalığına terfi (!) ettirilen salonun adı ‘Abdi İpekçi Spor Salonu’ olarak geçiyor.

 

Ama bu arada şöyle şeyler de olmakta:

 

“Abdi İpekçi Spor salonu (Arena)

 

Yuzuk Org Açıklama: Abdi İpekçi Arena (eski adıyla Abdi İpekçi Spor Salonu), İstanbul Zeytinburnu’da bulunan şu anda kapasite itibariyle Türkiye’nin en büyük salonu.[kaynak belirtilmeli] Yapımına 1979′da başlandı. Uzun süren tartışmalar ve duraklamalardan sonra tam 10 yıl sonra 1989′da ABD’den gelen Harlem takımının gösterisiyle açıldı. 1989-90 sezonunda ilk kez Türkiye Basketbol Ligi maçlarına evsahipliği yaptı. Ertesi yıl kış aylarında Türk ve yabancı takımların katıldığı bir halı saha futbol turnuvası düzenlendi.”

 

Ey TRT, hadi bakalım temizle!… Ama asıl iş, DSÇS’yi geçenlere düşüyor.

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 2 Haziran 2004

 

 

______________

* Sigorta Dünyası dergisinin sahibi ve genel yayın yönetmeni.

¹ Haziran 2004, 28. sayı, 22. sayfa.

² ‘hâmit’ de ‘hamit’ de Arapça ‘hamd’den geliyor; birincisi, ‘Tanrı’ya hamt eden, şükreden’, öteki de ‘övülmeye değer’ demek. Birinci sözcüğün ‘a’sı, ikincisinin ‘i’si uzun sesletiliyor. Öte yandan, her iki sözcüğün de sonundaki harf aslında ‘d’ iken, bu harfler bizde, dilimizin yapısı gereği sertleşip ‘t’ye dönüşmüş.

 

(Fotoğraf, www.zeytinburnu.com.tr kaynağından)

 

Son güncelleme: 21 Mar. 2009

© 2009 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.