18 Martlar’da…

 

Geleceğimize Olan Borçları da Düşünmek

 

 

I. Dünya Savaşı’nın pek önemli bir ayağı da Çanakkale Savaşları’ydı. On bir milyon insanın yitip gitmesine, görülmemiş yıkımlara, haritaların değişmesine yol açan büyük savaş 28 Temmuz 1914’te başlıyor, kısa süre sonra da, 19 Şubat 1915’te, İngiliz Kraliyet donanmasından Hms Queen Elizabeth ile yanına almış olduğu Fransız savaş gemileri Çanakkale Boğazı’na girip sahil bataryalarımızı topa tutuyor…

 

hsm-queen-elizabeth-canakkale-sularinda-1915

Hms Queen Elizabeth, yanında Fransız savaş gemileriyle

sahil bataryalarımızı topa tutmuştu. Tarih 19 Şubat 1915…

  

Çanakkale Savaşları’nın asıl başlangıcı işte bu saldırıydı.

 

İngiltere ile Fransa bizim buralarda ne arıyordu? Birlikte hareket eden bu ikilinin derdi, artık iyiden iyiye güçlenmiş olan Almanya’nın yayılmacılığına engel olmaktı. Bu nasıl başarılacaktı? Çanakkale Boğazı’na egemen olup İstanbul’u ele geçirerek… Böylece, hem Osmanlı’yı sürmekte olan I. Dünya Savaşı sürecinde bağlaşığı Almanya’dan koparmış olacaklardı, hem de, anlaşma içinde oldukları Rusya’ya, Almanlar’la sürdürdüğü savaş dolayısıyla Karadeniz yoluyla yardım ulaştırmanın yolu açılacaktı. Bir ‘şey’ daha: İstanbul’u ele geçirmekle bütün Müslümanlar’ın sindirilmesi sağlanacaktı… ‘Şey’ dedim ama, işte bu sonuç, bu iki devletin asıl amacıydı kuşkusuz…

 

18 Mart 1915 gününe gelindiğinde ise, ulusal tarihimiz, artık geri dönülmez biçimde dünya tarihiyle kesişecektir.

 

Sonuç taraflar için pek acı olacak, bu arada birileri, evdeki hesabın her zaman çarşıya uymadığını görecektir.

 

nusret-mayin-gemisi

Nusret mayın gemisi: Çanakkale'yi geçilmez kılanlardan…  

 

Saldırganlar, sonunda Çanakkale’nin geçilmez olduğunu anlarlar, 1915’in Kasımı’na gelindiğinde de, savaşı sona erdirmeye karar verip çekilmeye başlarlar. 101 bin 155 cana mal olan Çanakkale Savaşları’na noktanın konduğu tarih ise 9 Ocak 1916 olacaktır.

 

*

Bugün 18 Mart. Günün adı, 18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma Günü… Gelmiş geçmiş bütün şehitlerimizi anmamıza da vesile olan bir gün*… Şehidi çok bir milletiz; kısaca Şehitler Günü de demişiz bu güne.

 

Bugün birçok anma töreni yapılacak, türlü türlü bağlamlarda verilmiş olan şehitlerimiz bir kez daha anılacak. Bu borcu yerine getirirken “değişen dünya koşullarında gündemimizde neler var, neler olabilir” diye düşünmek, geleceğimize olan borçlarımızdan biri olmamalı mı? Artık dünyada hiçbir şey hiçbir yere teğet geçmiyor, tam aksine her yerleri delip de geçiyor. Bu gerçeği görerek işe, örneğin, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’yle başlayabiliriz.

 

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 18 Mart 2009

 

 

____________________

 

* Anma deyince, ANZAC’ları unutmak olmaz. ANZAC deyince de, son zamanlarda zirveye oynayan ‘Mehmet Ali Erbil’le 50 Sarışın’ izlencesini hatırlamamak… Ülkemizin bu gelmiş geçmiş yegâne değişik yarışmasında, iki-üç hafta önce,  “ANZAC nedir” sorusuna erkek yarışmacının verdiği “Avustralya ordusu” yanıtı doğru kabul edildi de sarışın hanımların ekmeklerinden birer dilim gitmiş oldu; bunu da buraya yazayım da bu ‘hoşluk’ içimde kalmasın… Öte yandan, umarım, ‘yukarıdaki ikinci cümleyi kurma’da esinlendiğim Gazete Habertürk’ün “Türkiye’nin gelmiş geçmiş tek değişik gazetesi” sloganı tescilli değildir; son günlerde önüne gelen ‘one minute’ misali bir şeyleri tescil ettiriyor ya, kıytırık bir laf edeceğim, diye başımın derde girmesini hiç istemem…

 

Not: Biz bu kafayla Montröler’i nasıl düşünebileceğiz, bu başlıbaşına başka bir soru(n)…

 

Açıklama: Hms (HMS),‘Majestelerinin Gemisi (His/Her Majesty’s Ship)’ anlamına gelen ön ad.

© 2009 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.