Dünyamız Kururken

 

 

Bu Sudan Bir Konu Değil

 

 

“Su gibi aziz ol!” Bu sözü en son ne zaman duydunuz? Ya da hiç duydunuz mu? Zaman o eski zaman değil de ondan soruyorum. Peki, sudan nedenlerle hiç eşinizi dostunuzu kırdığınız oldu mu? Sanıyorum, bu son soruya verilecek yanıtlar “evet” olacak… Ama, dünyamızı başımıza yıkacak bir savaş da, korkarım, sudan nedenle olacak.

 

Görünüşe bakılırsa bir ‘barış’ ortamında, devlet başkanlarından hükümet başkanlarına, bakanlardan parlamenterlere, siyasetçilere, yerel yöneticilere, suyla ilgili yetkililere, odak gruplarına dünya kadar insan, -böyle bir savaşın adını açık açık anmasalar da- işte bu savaşın gittikçe yükselen ayak sesleri arasında bir kez daha bir araya geldiler. Bu gelişin adı 5. Dünya Su Forumu, tarihi 16-22 Mart 2009, toplanma adresi İstanbul/Türkiye’ydi.

 

 5-dunya-su-forumu-ist-16-22-mar-09

 

 

Anabaşlığı, bir hedefi de ortaya koymak üzere Su İçin Farklılıkların Birleştirilmesi diye belirlenen Forum’da, bu hedefe yönelik pek çok şey konuşuluyor, konuşulacak… Ve bakalım, Forum’dan nasıl bir sonuç çıkacak.

 

Bu birliktelikte ne olup bitiyoru, Forum karşıtları neler diyor ve bunları derken başlarına neler geliyoru ve ‘daha fazlası’nı, havadan sudan şeylerin dışındaki konularla da ilgilenenler şimdiden izlemeye başlamıştır nasıl olsa, deyip, ben şimdi, Forum’a konu olan suyun öbür yakasına atlamak istiyorum.

 

Bu yakada bir mahkeme kurulmuştu… İstanbul Su mahkemesi…

 

istsu-mah

 

10-11 Mart günlerinde bakılan beş davadan üçü ülkemizle ilgiliydi. Sanıkları, aralarında simgesel olarak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayip Erdoğan ile Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, DSİ Genel Müdürlüğü gibi kimi kurumsal kişilikler/kişilerdi. Mahkeme, davacıları sivil toplum örgütleri olan şu dosyalara bakacaktı: 1- Çoruh üzerindeki Yusufeli Barajı projesi, 2- Tarih/kültür mirası Hasankeyf kentini sular altında bırakacak olan Dicle üzerindeki Ilısu Barajı projesi, 3- Fırat’n geçtiği Munzur Vadisi’ndeki barajlar… Davacıları yine sivil toplum örgütleri olan öbür davalar ise şunlardı: 1- Brezilya’nın Rondônia Eyaleti’nde Madeira Irmağı üzerinde olağanüstü büyüklükte bir baraj yapımı, 2- Meksika’da ortaya konmuş olan belirli su projelerinin toplumsal ve çevresel etkileri.

 

Öte yandan, İstanbul Su Mahkemesi’nde türlü bağlamlarda adları geçenler arasında Federal Almanya Başbakanı Angela Merkel, İsviçre Başbakanı Micheline Calmy-Rey ile Avusturya Başbakanı Werner Faymann da vardı.

 

İki gün süren duruşmanın ardından bir karara varmak üzere kendi arasında toplanan İstanbul Su Mahkemesi, kararını 14 Mart günü açıkladı.

 

ist-su-mah-1432009 

İstanbul Su Mahkemesi’nin kararını,

Jüri Başkanı Pelin Batu açıkladı.

Kararda, Türk Hükümeti’nden, çevreyle ilgili ulusal ve uluslararası sözleşmeler ile hukuksal düzenlemelerde belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmesi isteniyordu. Jüri, bu bağlamda, bütün tasarılarda Çevresel Etki Değerlendirmesi raporlarının istenmesi, Hasankeyf ile Yusufeli Vadisi’ndeki kültürel mirasın UNESCO’nun dünya mirası listesine alınması için gerekenlerin yapılması gerektiğini vurguluyordu kararında.

Karar organı ‘jüri’ olan Su Mahkemesi, su kütleleri ve hidrolojik sistemlerle ilgili anlaşmazlıkların çözülmesine yardımcı olmak amacıyla oluşturulmuş uluslararası nitelikte bağımsız ve özerk bir çevre adaleti kuruluşu. Amacı, “su temelli ekolojik sistemleri ve su kaynaklarını olumsuz biçimde etkileyen uygulamaları değiştirmek ya da bunları ortadan kaldıran bir yaklaşımı güçlendirmek” diye özetleniyor. Su Mahkemesi’nin yargılama usulleri iki ana değerler dizisine dayanıyor. Buna göre, konusu su olan iş ve işlemler doğa odaklı olmalı ve bütünselci bir yaklaşımla çalışılmalı.

   

İstanbul Su Mahkemesi, bu etkinliği düzenleyen Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Bürosu’nun yöneticisi Dr. Ulrike Dufner’nın konuşmasıyla kapandı. Dr. Dufner’nın bu konuşmasını ayrı bir sayfada vermek üzere yazımı Orhan Veli’nin Bedavasıyla bitirmek istiyorum:

 

“Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dişi,
Sinemaların kapısı,
Camekânlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yasıyoruz, bedava.”

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 17 Mart 2009

 

© 2009 İK

 

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.