Esintiler Arasında

 

 

III. Murat’tan Bugüne

  

 

Zannetme ki şöyle böyle bir söz

Gel sen dahi söyle böyle bir söz

 

Şeyh Gâlip

 

 

Yahya Kemal’in Mâhurdan Gazel’inden söz ettiğim yazıya çalışırken zihnimde bir sis perdesi aralanır gibi olduydu; Eski Şiirin Rüzgârıyle sözleriydi bunu yapan. Bu sözler… Ad olduğu kitabın içeriğini ustaca belirten bu sözler… Yahya Kemal’in, divan şiirimizden yoğun esintiler taşıyan şiirlerinin bu ortak kimliği, dile gelmiş, “Akıl defterinin bir yerlerinde bu kalıpta bir ad daha olacaktı” diyordu bana…

 

Evet evet, akıl defterimin bir yerlerinde bu kalıpta bir ad daha olacaktı…

 

*

Derken, bir esinti… Sis perdesi birden aralanıyor: ‘Eski Müziğin Rüzgârıyla’!… Sisler arasında aradığım işte buydu.

 

Hemen söyleyeyim, bu sözleri kucaklayan tek tırnak imleri, bir adı belirtiyor olan bu öbeğin tamamlayıcı parçaları: müziğimizin ustalarından Ruhi Ayangil, 2004 Şubatı’nda özgün konserlerinden birini daha gerçekleştiriyordu ve ona Eski Müziğin Rüzgârıyla adını vermişti. Gerçekten de, İş Sanat Merkezi’nde, makamsal müziğimizin rüzgârları esecek olmalıydı; hem XVII. yüzyıldan kopup gelen hem de günümüzde yeniden doğan rüzgârlar…

 

Konser, Ayangil Türk Müziği Orkestra ve Korosu’nun bir etkinliğiydi ve seslendirilen yapıtlar arasında en heyecan verici parça da, bence, Ali Ufkî’nin III. Murat’ın dizeleri üzerine bestelediği Uyan Ey Gözlerim ilahisi olmalıydı. Yola XVI. yüzyılda çıkan bir söz rüzgârı, üç çeyrek yüzyıla yakın süre sonra nağmelere bürünmüş, işte şimdi de gönül tellerini titretmeye durmuştu.¹

 

Dinleyelim mi?

 

 ney-ufleyen-hanim

 

Uyan Ey Gözlerim

 

Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail’in kasdı canadır inan
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dill-u dillerince tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Semavatın kapuların açarlar
Müminlere rahmet suyun saçarlar
Seherde kalkana hülle biçerler
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Bu dünya fanidir sakın aldanma
Mağrur olup tac u tahta dayanma
Yedi iklim benim deyu güvenme
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Benim, Murad kulun, suçumu affet
Suçum bağışlayub günahım ref et
Resul’ün sancağı dibinde haşret
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

 

*

Uyan Ey Gözlerim için iki şeycik söylemek istiyorum: birincisi, ne denli duru bir Türkçe değil mi? İkincisi, ne de kolayca (!) söylenebilecek sözler…

 

Yazında, özellikle de şiirde, eskilerin sehl-i mümteni dedikleri bir deyim/anlatım var; hem kolay hem güç anlamına geliyor, diyebiliriz. Yani, bu işi yapmak hiç de öyle görüldüğü gibi değil… III. Murat’ın bu şiiri de, işte öyle kolay görünen, ama bir eşinin daha ortaya konması olanaksız olan şiirlerden.

 

*

İnsan kendini eski şiirin, eski müziğin rüzgârına kaptırır da, Attila İlhan’ın Tarzı Kadim’inden de nasibini almaz olur mu hiç?

 

olmuyor neyleyim

olmuyor velinimetim efendim

olmuyor yirminci asırda

tarz-ı kadim üzre gazeller söylemek

beşiktaş’a yakın hanesi yerle yeksan oldu nedim’in

baki o enis-i dilden

bir yahya kemal kaldı hal-i hazırda

ayıptır efendim iç bade güzel sev demek

var ise akl ü şuurun

ayıptır bu zamanda yar deyip yar işitmek

kıvılcımlar kaymalı

insanlarım dedikçe şair kaleminden

zaten ömrümüz rüzgârlı sular gibi dalgalı

kimseler başlamaz medar-ı maişet derdinden

kim okur kim dinler siham-ı kazayı?

yalnız alıp verilir bir selam kalmıştır

nabi efendi’den

sen benim velinimetim efendim

ben senin hayr-ül halef

sen vakt-i zamanında

uyan derdin uyan ey mest-i hab-ı naz

uyan artık uyan

bense uyandım hab-ı gafletten

uyan derim uyan ey esirler dünyası!

 

*

Ve gökten beş güzel ruh inip aramıza, şöyle bir görünüp gittiler: III. Murat, Ali Ufkî, Şeyh Galip, Yahya Kemal, Attila İlhan…² Rahmet istemiş olmalılar…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 30 Aralık 2008

 

______________________

 

¹ Zara söylüyor.  

  

² III. Murat, 1546-1595; Ali Ufkî, 1610?-1685?; Şeyh Galip, 1757-1799; Yahya Kemal, 1884-1958; Attila İlhan, 1925-2005.

 

Birkaç sözcük:

dill-u dil: Gönül dili, kendi dili.
hulle: Cennette giyileceğine inanılan giysi.
yedi iklim: Başka başka (iklimlerin yaşandığı) ülkeler.
ref’ etmek: Ortadan kaldırmak, geçersiz bırakmak.
haşretmek: (< haşir etmek) Kıyamet gününde bir araya getirmek.

haşir: Toplanma, bir araya gelme.


tarz: Biçim; anlatım biçimi.

kadim: Eski.

 

© 2008 İK

 

 

 

 

(Ney üfleyen hanım fotoğrafı, tr.wikipedia.org kaynağından)

 

{lang: 'tr'}

2 Yorum

  1. Beyza said,

    Ekim 25, 2009 at 11:06

    acaba ney notalarını biliyor musunuz_?

  2. İnal Karagözoğlu said,

    Ekim 25, 2009 at 11:35

    Sayın Beyza,

    Ney konusundaki bilgileri http://www.neyzen.com/ adresinden edinebilirsiniz.

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.