Maymun ile İnsan Arasına Sıkışmak

 

Ya da Günü Yakalamak

 

  

Charles Darwin, saygın bir bilimadamı ya da bir lanetli… İçinde bulunduğumuz yıl, onun doğumunun 200’üncü yıldönümü ve bir rastlantı, kurucusu olduğu Evrim Teorisi nedeniyle büyük tartışmalara konu olan Türlerin Kökeni Üzerine (On the Origin of Species) adlı kitabının yayımlanışının 150’nci yıldönümü.

 

Darwin’i bilim insanı sayanlar 2009’u Darwin Yılı ilan edip onu anarken, onu lanetleyenler de bu özel yılda bildiklerini daha bir hırsla okuyorlar… Diyeceğim, Darwin, bugünlerde dünyada bu iki uç arasında yine gidip geliyor.

 

Bu bağlamda ülkemizde de bir şeyler olması kaçınılmazdı… Dendiğine göre, saygın kuruluşlarımızdan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), kırk iki yıllık yayını Bilim ve Teknik adlı derginin Mart 2009 sayısının kapağını Darwin’in 200’üncü yaşına ayırmışken –her ne olmuşsa olmuş- bir değişikliğe gitmiş, hem bu konuyu işlediği sayfaları dergiden çıkarmış hem de doğal olarak dergiyi yeni bir kapakla yayımlamış… Şimdi konuşulan bu. ‘Laf kıtlığı’nda imdadımıza Darwin yetişti…   

 

*

Bence boş laflarla gün geçiriliyor. Yapılması gereken, işi eyleme dökmek, TÜBİTAK’ın vaktiyle Evrim Devrimi altbaşlığıyla yayımladığı Charles Darwin adlı kitapları yakmaktır.

 

darwin-21 

Charles Darwin_Evrim Devrimi

(TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları 199
Yaşamöyküsü Kitaplığı 8 )

 

Bu nasıl olacak, derseniz, öncelikle Kurum’un deposundakiler torbalanarak ısınma zorluğu içinde olanlara yakıt olarak dağıtılır; bu arada, bu kitaplardan sağa sola dağılmış olanlar, kimlerin elinde oldukları teknik takiplerle saptanıp müsadere edilerek peyderpey torbalama servisine sevk edilir. (!)

 

bilim-ve-teknik-mart-2009 Bilim ve Teknik'in Mart '09 sayısının kapak konusu, küresel ısınma.

 

Yalnız, burada dikkat edilecek şey, Bilim ve Teknik dergisinin Mart 2009 sayısının kapak konusu da dikkate alınarak bu işi Mart ayının dibi görünmeden neticelendirmektir. Zira, havalar mülayim gidiyor, bakarsınız mal elde kalır. Haa, bu arada, kitabın yazarı Rebecca Stefoff ile dilimize çeviricisi İnci Kalınyazgan için de bir şeyler düşünmelidir. (!)

 

 

Not: Bu iş dediğim gibi yapılırsa, atasözleri dağarcığımız yeni bir deyiş de kazanmış olacaktır: “Mart kapıdan baktırır, kitapları mitapları yaktırır!”

 

*    *    *

Sonnot: Siz Darwin’in kuramına sırf ‘maymun’ cephesinden bakanlardan değilseniz, TÜBİTAK’ın, “Charles Darwin beş yıl süren bir gemi yolculuğu ve çalışma odasında geçirdiği yıllardan sonra 1858’de yayımladığı Türlerin Kökeni adlı kitabıyla, bilim tarihinin eserleri üzerinde belki de en çok tartışılan kişisi haline gelmiştir.Yaşamöyküsü Kitaplığı, dünyayı kavrayışımızı biçimlendiren bilim adamlarının kişisel öykülerini tarihsel arka planlarıyla birlikte anlatan kitaplardan oluşuyor. Bilim adamlarının çalışmalarını ve bu çalışmaları kuşatan temel bilgileri de özetleyen yaşamöyküsü kitapları aynı zamanda sağlam birer başvuru kaynağı…” sözleriyle tanıttığı Charles Darwin Evrim Devrimi adlı kitabı (özgün adıyla Charles Darwin – And the Evolution Revolution’ı) güvenebileceğiniz eşinizden dostunuzdan edinmeye bakın, derim. TÜBİTAK’ın bu yayını ileride antika değerine ulaşabilir… Günü yakalayın, derim; benden söylemesi…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 11 Mart 2009

 

© 2009 İK

{lang: 'tr'}

3 Yorum

  1. Gökhan Akkoyunlu said,

    Mart 14, 2009 at 12:02

    Bu konudaki düşüncemi,duygularımı belirtmek amacıyla bir şeyler yazmayı planlarken (*)Abdullah Özdoğan Bey tamamen düşüncelerime tercuman olmuş yazısını görünce kendim yazmaktan vazgeçtim ve olduğu gibi burada yansıtıyorum..
    Ne diyordu Charles Darwin:
    ‘İnsan, maymunun evrim geçirmesi, birtakım organlarının gelişip bazı organlarının körelmesiyle bugünkü halini almıştır.’ Özet ve sonuç olarak böyle diyor.
    Yani insanın ataları maymunlarmış.
    Yani hepimiz birer maymunmuşuz önce.
    Öyle diyor…

    * * *

    Biz, çok kısa yoldan ve dahi konunun derinine girmenin anlamsızlığından, bugün halen maymun olan maymunların, neden evrim geçiremediklerini ve maymun kaldıklarını sormuyoruz.
    Veya bir maymunun insan şekline dönüşmesini beklemiyoruz.
    Bizim inancımız; Kur’an-ı Kerim’in dediği gibi bir kan pıhtısından oluştuğumuzdur ve yaratıcımız, Darwin ve maymunlarının iddia ettiği gibi ‘doğanın rastlantıları’ değildir.
    Buradaki kan pıhtısından kasıt genlerdir.
    Ve yaratılışın şifreleri genlerdedir.

    * * *

    Tüm dünyada atalarının maymun olduğuna inananların sayıları giderek azalmakta ve Allah’a, o yüce Yaratıcı’ya dönüş başlamışken, Türkiye’de maymun severlerin sayısı neden bu kadar artmaktadır, bunu da bir düşünmek
    lazım.
    Aslında maymundan geldiklerine inananların sayıları artmıyor bu ülkede, ama maymun hayranları ve Darwin’e biat eden maymun severlerin sesi daha gür çıkıyor.
    Sebep?
    Sebebi çok basit.

    * * *

    Dinine bağlılığı ilkellik, ateizmi, yani tanrıtanımazlığı elitlik ve farklılık olarak görenler, köşe başlarını tutmuşlar ve Türkiye’de başlayan dini değerlerin yükselişini bir tehlike olarak görüyorlar…
    Niye?
    Çünkü bu ülkeyi bir arada tutan iki temel taşından biri vatan sevgisi, diğeri din aşkı.
    Birinci temel taşı olan vatan sevgisi ve millet unsuru uzun bir zamandan bu yana rendelenmeye çalışılıyor.
    İkinci temel taş üzerinde de büyük oyunlar oynanıyor.
    İnsanlarımız dininden ve vatanından uzaklaştırılıp yabancılaştırılıyor. Bunun sonucunda da nereye çeksen oraya gidecek varlıklar haline dönüştürülüyor.

    * * *

    Bu ülkede, ‘benim dedem maymun değil’ demek, gericilik oluyor şimdilerde.
    Benim dedem değil kardeşim!
    Senin ataların maymunsa, o senin problemin.
    Belki de seninle anlaşamayışımızın sebebi budur.
    Ben maymunca bilmiyorum çünkü.

    * * *

    Bu arada, dergi kapağına dedelerinin resminin konmamasından şikâyet edenler, o resmi çerçeveletip yatak odalarında baş uçlarına koyabilirler.
    Veya Darwin haklıysa eğer, tersine evrim çoktan başlamış, insandan maymuna dönüş fena şekilde hızlanmış.

    (*)Abdullah Özdoğan:Yeniçağ Gazetesi Yazarı

  2. İnal Karagözoğlu said,

    Mart 15, 2009 at 09:29

    Sayın okurum Akkoyunlu’ya teşekkür ederim, İLGİLİK’in, Evrim Kuramı’na ilişkin tartışmaların yeri olmadığını belirtmeme vesile oldu. Adı üzerinde, Evrim Kuramı, bilimsel bir tartışma konusu… Hem bu yüzden hem de hiçbir bilimci kimliğim olmadığından, bu konuda, Bilim ve Teknik dergisinin Darwin Yılı bağlamında ortaya koyduğu seçim dolayısıyla bir şeyler yazabilirdim ancak, öyle de yaptım.

    Yeniçağ gazetesi yazarı Sayın Özdoğan da öyle yapmış zaten… Ama yazısındaki çok ‘ince’ bir ayrıntıyı, “Senin ataların maymunsa, o senin problemin” sözündeki ‘hakaret etme inceliği’ni de atlamamak gerekiyor. Sayın yazarın bu ‘olağanüstü inceliği’, yazısının, “Bu arada, dergi kapağına dedelerinin resminin konmamasından şikâyet edenler, o resmi çerçeveletip yatak odalarında baş uçlarına koyabilirler” tümcesiyle başlayan son bölümünde doruğa çıkıyor… İşte bu bir sanattır! Kutluyorum…

    Bu konuda kendi hesabıma ciddi ciddi diyeceğim son şey, “birilerine, ‘onları hayvan yerine koyma’ yöntemiyle hakaret etmenin, yazısında ‘dini bütün bir kişi’ olduğunu duyumsatan yazarımıza hiç ama hiç yakışmadığı”dır. Bütün varlıkların yaratılışının bir hikmeti olduğunu bilmesi gerekmez mi Sayın Özdoğan’ın? Yazımın başlığı, işte tam da bu açmazı aşmak gerektiğini vurguluyor.

  3. pb said,

    Mart 15, 2009 at 12:46

    Kısır döngüler dünyamıza hoşbulduk….

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.