YALIKAVAK YAZISI -2

 

Nasıl Yalıkavaklı Olunur?  

 

küçük bir tarihçe çalışması

 

 

-ikinci bölüm-

 

 

 

İlk adım

 

Yıl 2002. Yalıkavak… Evler biteli çok oldu; ama ben, önce kooperatif üyeliğimi sürdürebilmek, sonra da artık siteleşmiş olmanın getirdiği yükümlülüklerimin altından kalkabilmek için çalışmak zorunda olduğumdan evime daha ayak basamamıştım. Baktım olacak gibi değil, daha içerisine giremeden ev hurdaya dönecek, paralarını alırım diye yıllarca kullanmadığım izinlerimden bölük pörçük harcamaya başladım.

 

Şimdi de Yalıkavaklı olmaya çalışıyorum… O, kırk yıl önce bir kez gördüğüm ve aklımda lacivertin maviye dönüşmesinden başka hiçbir iz bırakmamış olan sıradan bir köy niteliğindeki Yalıkavak, artık benim ikinci adresim olacak. Öyleyse, önce bu beldeyi tanımalıyım. Onca yıldır dişimizden-tırnağımızdan arttırıp burada ev sahibi olmuşuz; insan oturacağı yeri tanımalı, bilmeli değil mi?

 

 

Serde öğretmenlik de olduğundan, amaca ulaşmak için işe çevre incelemesiyle başlamanın en doğru yol olacağı yargısı var içimde. Ve bu yargı beni doğruca Yalıkavak’ın o tarihteki tek öğretim kurumuna, Neşe Doğan İlköğretim Okulu’na yönlendiriyor. Niye? Çünkü orada, hazır birçok çevre incelemesi bulacağımdan eminim. Bizim zamanımızda, -bugün de öyledir herhalde-  her stajyer öğretmene çevre incelemesi diye bir çalışma da yaptırılırdı; elbette Neşe Doğan’da da bunlardan vardır…

 

Burada bir açıklama yapmalıyım:

Biz bu çevre incelemesi çalışmamızı staj dosyamızın en başına koyardık. Kısacık bir şey… Köyümüze ilişkin bilgiler… Süsleyip püslemeyi de hiç ihmal etmeden…

Köyümüze ilişkin… Çünkü, stajyerlik dönemini ve sonraki beş-on yılını hemen her öğretmen köy okullarında geçirirdi. Pek azımız kasaba okullarına verilirdik. Kasaba dediğim de irice bir köy… Şehir okullarına konabilmek ya da geçebilmek ise tam bir hayaldi.

Bir köy öğretmeninin çevre incelemesi, köyün adının nereden geldiği belirtildikten sonra, şu anabaşlıklardan oluşurdu: Tarihçe, coğrafi konum, hane sayısı, nüfus, geçim kaynakları, ekilen-biçilen, hayvan varlığı, ortak mallar, komşu yerleşim yerleri, ulaşım, okulun gelmişi-geçmişi… Hepsi bu. Bir de, bulabilirsen birkaç istatistiksel bilgi… Kısacık… Ama, inceleme konumuz da pek küçücük değil miydi? Altı üstü bir köy…

 

 

 bodrum-yarimadasi3

  

ylkvk-ve-cevresi1 

Yalıkavak, Bodrum Yarımadası’nın kuzeybatısında. 

 

Evet, çevre incelememizi süsleyip püslemeyi de hiç ihmal etmezdik. Neden derseniz, bir kere, bize göre, bu çalışma dosyamızın en önemli, en değerli bölümüydü de ondan. İkincisi, dosyamızın bu önemli, değerli ama küçük parçasını süsleyip püslemek, ona dosyada biraz daha geniş alan kazandırmak demekti.

 

 

Gönüllü stajyerlik

 

Dedim ya, o bilgileri Okul’da bulabilirdim. Hem de kısacık olmayan kapsamlı bir çalışma biçiminde… Çünkü, Yalıkavaklılar epeydir turizme soyunmuş durumda: Belde’de her şey hızla değişiyor. Yaşam, çevre, nüfus… Her şey, her şey…

 

İşte Neşe Doğan’dayım. Yıllar sonra gönüllü bir stajyerlik yapacağım… Hazıra konarak…

 

“Öyle de oldu” demeyi isterdim ama, pek öyle olmadı. Bunun nedeni sanıyorum şu: Bizde arşiv diye bir şey yok. Söz arşivsizliğimiz olunca, belirtmek gerekir ki, ana sorun, kendinden sonrakilere belge bırakma kültürümüzün gelişmemişliği. Kayıt-kuyut hak getire… Sonra, belge dediğin de bilgiye dayanır değil mi? Oysa, bilgisizlik denizinde yüzen nice yetkililerimiz bile var. Kalemim yazmaya varmıyor, hâlâ sözlü dönemi aşamadık. Ne yazık…

 

Bu olgu, burada, Neşe Doğan İlköğretim Okulu’nda da karşıma çıkacaktı doğal olarak!… Okul binası yeni sayılır; belli ki, artık bir kasabaya dönüşmüş olan Köy’ün ilk okul binası bu değil. Şunu söylemek istiyorum: Köy’e ve eski Yalıkavak okullarına ilişkin birtakım önemli ve değerli belgelerin başına, bu yeni binaya taşınma sırasında istenmedik bir şeyler gelmiş olabilir.

 

Neşe Doğan’da ilgililer, özenle sakladıkları ve gözleri gibi korudukları bir (sayıyla da 1) çevre incelemesi çıkardılar önüme. Onu okuyabilecek, notlar alabilecektim.

 

Kasaba’nın geçmişine ilişkin pek dişe dokunur bilgi vermeyen çalışmanın sahibi belli değildi; tarihi de yoktu. Ancak, metnin sondan bir önceki paragrafında, bu yeni okul binasının 1994-95 öğretim yılında hizmete girdiği bilgisine yer verildiğine göre, elimdeki çevre incelemesinin en erken o dönemde yapılmış olduğunu anlıyordum; ama, 9.5.1996 tarihinden sonraya ilişkin hiçbir bilgi içermediği kesindi: bir ilköğretim müfettişi çalışmanın altını, “Görüldü” kaydıyla bu tarihi düşerek imzalamıştı. Son paragrafı “Öğrenciler ile veliler, vatandaşlar, kaya mezarlarının bulunduğu yere 450 çam ve ökaliptüs fidanı dikmiştir” cümlesinden ibaret olan bu belge, başka bir teftiş de görmemişti!…

 

 

“Yılmak yok… İkinci hedef Belediye!” Ama…

 

Neşe Doğan İlköğretim Okulu’ndan ayrılır ayrılmaz soluğu Yalıkavak Belediyesi’nde aldım. Hem Yalıkavaklı olma yolunda ilerlemek istiyorum hem de onca yokuşu inip-çıkmak bir işe yarasın, diyorum. Bilmeyenler için belirteyim, yokuşlulukta bizim bu Yalıkavak’ın üstüne bir yer kolay kolay bulunamaz.

 

Belediye’ye gittim. Yalıkavak’ı buradan öğreneceğim. Öyle ya, köyler beldeye dönüşünce, köy tüzel kişiliğindeki belge ve bilgiler de belediyelere devredilir. Sadece mal-mülk değil… Yani? Umutluyum…

 

Evet, Yalıkavak Belediyesi 1989’da kurulmuştu, birimlerini artık gereği gibi oluşturmuş olmalıydı; hem, son zamanlarda Sandıma adında aylık bir bülten de çıkarmaya başlamamış mıydı?  Sandıma. Çünkü, Köy’ün eski adı Sandıma (ya da Sandima). Bunu daha önce duymuştum ve beni Yalıkavak’ın geçmişini öğrenmeye iten bir etmen de bu addı. Anlamı neydi? Nereden geliyordu bu sözcük?

 

Heyhat! Belediye’de, Yalıkavak’ın tarihçesine ilişkin değil derli toplu bir dosya, bir dosyacık bile yoktu. Büyük umutlarla girdiğim bu kapıdan, elimde Sandımalar’la çıkacaktım. Bunlarda bir şeyler bulabileceğim söylenmişti. Eh, bu da bir adımdı…

 

 

İnal Karagözoğlu

Yalıkavak / Yarımca, 2002-2009

 

 

 

(sürecek)

 

© 2009 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.