Akıllı Olmanın Akıl Almaz Sonucu!

Seçkinciliğe Övgü mü? 

 

Geçen yıl bu alanda, XVIII. Yüzyıldan Günümüze… –Akıllı Olmanın Bedeli başlığı altında Fransız şair, yazar, düşünür Voltaire’in bir sözü yer almıştı: “Akıllı kişilerin en büyük talihsizliği, ahmakların abuk sabukluklarıyla başa çıkmak zorunda olmalarıdır.” Bana göre, günümüzde de geçerli bir söz…

Ancak…

Voltaire, yazma serüvenine şiirle başlamış, oyunlar, düzyazılar yazmış pek ünlü bir düşünür kişi. Düzyazıları arasında, inanılması güç, sayısı yirmi bini aşan mektupları da var… 1694 yılında geldiği dünyadan 1778’de ayrılan bu Parisli düşünürün, Fransız Devrimi’nin tohumlarının atılmasında, dolayısıyla aydınlanma çağının yeşermesinde büyük payı var.

 

Düşünce özgürlüğünü de içeren insan hakları konusundaki düşünceleriyle tanınan Voltaire, bu düşüncelerine ve döneminin Fransası’nın yönetim biçimini eleştirmesine karşın, yine inanılmaz bir şey, demokrasiden yana değildi. Ona göre en iyi yönetim biçimi, ‘aydın tekerkliği’ne dayanan saltçı bir yönetim biçimiydi.

 

“Akıllı kişilerin en büyük talihsizliği, ahmakların abuk sabukluklarıyla başa çıkmak zorunda olmalarıdır” sözlerini, onun bu yönetim anlayışının göstergelerinden biri olarak da görmeme karşın, bu sözdeki gerçeklik payını da yadsıyamam: evet, Voltaire kendi döneminin koşullarına uygun bir yargıda bulunmuş; ama bu, bana göre, insan var oldukça her dönemsel koşulda söylenebilecek evrensel geçerliliği olan türden…

 

Ve hemen bir hanım kızımızın bir televizyon izlencesinde, “Bu ne biçim demokrasi? Benim verdiğim oy ile ayaktakımının, dağdaki çobanın oyu eşit olabilir mi?” dediğini anımsamadan edemiyorum. “Ayaktakımından olanlar, dağdaki çobanlar vb. ahmaktır” demek

istemiş olabilir miydi? Bence evet.

 

Ama doğal ya da çakma bir ‘sarışın’ da olan bu hanım bile, ne baştan aşağı sarışınları aşağılama üzerine kurulmuş bir televizyon izlencesini ne de ayakta kalma pahasına bu ayıba ayıplar katan sunucusu gösteriadamını kınadı, kınayabildi!… Onun da herkesler gibi bu konuda suspus olduğuna şaşırıyorum.

 

 mm Görünüşe bakılırsa, bizimkilerin sesi çık(a)mıyor, bu gidişle çık(a)mayacak da… Peki, MM'nin kemikleri sızlıyor mudur?! Sızlıyordur sızlıyordur; bundan adım gibi eminim…

 

Şunu da eklemeliyim, günümüzün seçkincileri Voltaire’in bu sözlerine sığınmasınlar; ‘seçkinci’ olmanın ayıbı onlara yeter de artar bile…

  

Ne dersiniz?

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 20 Şubat 2009

 

 

© 2009 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.