Amerikanlar’ın Kısaltmaları Çoktur

 

 

Ya Bizim?

 

 

Son yıllarda dilimizde yığınla kısaltma oldu. AT, AET, AB, ÖSYM, ÖSS, ÖSYS, KPSS, DPY, DPY-2, MİT, MDHP, … Saymakla tükenmez… Bu arada benim kız, yeni ders yılıyla birlikte SBS’lerle, OKS’yle bozdu, onu da söylemiş olayım. Torun biraz üzüyor da…

 

Bunlar yine iyi: sorup öğrenebiliyorsun en azından.

 

Biraz dışarıya bakakalım. Her dilde böyle şeyler var… İşin terazisinin bozulduğu yer ise, ABD diyarıdır. Bu kısaltmacılığın kökü Amerika’dadır, demek yanlış olmaz. Amerikan yayılmacılığının etkili yollarından biri de kısaltmalardır da ondan (acronyms). Hem ‘Amerikanca’ diye çakma bir dil yap, sonra da dünyaya egemen ol. Paranın önlenemeyen gücü…

 

Bu Yankeeler her bir şeye kısaltma uydururlar. Örneğin, dünyanın canına okudukları yetmezmiş gibi, geçen ayın son günlerinde Davos’u şenlendiren CEO taifesi… Sen, onu ‘Chief Executive Officer’ demek sanırsın; ama sandığınla kalırsın… Bunun şimdilik kırk dokuz türü var! İşte birkaçı:

 

- Yeşiller’densen, ‘Centre for Earth Observation’ demeye geliyor;

- Eğitimci misin, ‘Chief Education Officer’dan başkası olamaz;
- Yok, ben mühendisim, mi diyorsun, o zaman bu harflerden ‘Change Engineering Order’ı ya da ‘Chief Engineering Officer’ı anlayacaksın; 
- Diyelim, “Adamın teki haham oldu, bari ben de rahip olayım” deyip Katoliklik’e soyundun; doooğru Catholic Education Office’e… Ya da, Amerika’da başa güreşiyor diye Evangelical Kilisesi’ne üye oldun; o zaman da, ‘Chief Evangelical Officer’ anlayacaksın bu kısaltmadan… vb. vb….

 

Şimdi şöyle diyen çıkabilir: Dil, adamın dili, ne halt ederse etsin, sana ne? Sen Türkçene bak! E ben de zaten ona bakıyorum: ve başköşelerde ahkâm kesen onca bilici takımı, ağızlarında beşer onar Amerikanca kısaltma, ekonomi konuşuyorlar, dışsiyaset yazıyorlar, geziciliğimizin gidişinden söz ediyorlar, modaki son ‘trendler’den dem vuruyorlar, parasal darboğazı ‘masaya yatırıyorlar’, sanattan anlatıyorlar, üretim, yatırım, taze para, yabancı yatırımcı, özelleştirme, aşk meşk, şu bu diyorlar… ‘Tam da bu noktada’ bu muhteremlerin bizleri aydınlatma faaliyetlerinde dilimiz geeerçekten ama geerçekten yetersiz kalıyor. Neden? Bizde kısaltma sayısı pek pek az… Ne yapsınlar yani? Açık açık anlatmaya vakitleri mi var?!…
  
Ama ne oluyor? Bu birbirinden değerli konuşmaların, yazıların, biz sıradan insanları aydınlatması olanaksız oluyor. Böylece de bu muhteremlerin değeri beş buçuk kat daha artıyor.


İşin aslına bakarsak, bu bir Amerikan yöntemidir. Bir konuşmada olsun yazıda olsun, bol bol kısaltma kullanırlar. Böylece, ortalığı bulandırmaları kolaylaşır. ‘Artı’, anlayanların anlamayanlara egemen olmaları sağlanmış olur.

 

 

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 3 Şubat 2009 

 

© 2009 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.